Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Özümüz nasıl gürleşir ve tek din!

Sevgili Gençler, sizi felsefî ve hikemî bir soru olan “Özgürlük nedir” tartışmasıyla boğmadan konuya yalınlıkla değineceğim. Hiçbir insan sınırsız özgürlük hakkına sahip değildir. İnsanların kamusal alanda bireysel arzuları ve hak iddiaları diğer bireylerin arzularıyla ve haklarıyla çatışabilir. Asırlar içerisinden sayısız tecrübeyle oluşmuş; ahlâk, erdem, hak ve hukuku ve sosyal normları belirleyen yazılı olmayan kurallar (buna töre de diyebiliriz) ile devlet tarafından yazılı olarak ortaya koyulan yasalar toplu halde yaşayan insanların hayatını düzene koyar, toplumsal barışı ve huzuru şartlar dahilinde sağlar.

Bir kişinin özgürlüğü, başka bir insanın hakkına, başka canlıların ve tabiatın hakkına zarar vermeye başladığında sınırlandırılır. Düzenin ve adaletin korunması için bu gereklidir. Sınırsız özgürlük düzeni değil, kargaşayı getirir.

Bunu günlük hayattan bir örnekle anlayabiliriz:

Araba kullanan bir kişiye hız sınırı konur, emniyet kemeri takması istenir ve bazı kurallara uyması zorunludur. İlk bakışta bu kurallar keyfîliği ve özgürlüğü kısıtlıyor gibi görünür; ama bu kurallar insanı korur, kazaları önler ve toplumsal hayatı güvence altına alır.

Yani özgürlük, başkalarına ve kendine zarar vermemekle anlam kazanır. Gerçek özgürlük, kuralsızlık değil; doğru sınırlar içinde şuurlu yaşamaktır.

Bir başka önemli nokta ise şudur:

Bir insan sadece insanlara değil, en başta Allah’a kul olduğunu bildiğinde, başka insanların baskısından da kurtulur. Çünkü o artık kimseye değil, sadece Allah’a hesap verir. Bu da insana büyük bir iç huzur ve gerçek özgürlük kazandırır.

Şimdi özgür irade ve kader konusunu da anlayalım:

Allah her birimize akıl ve özgür bir irade vermiştir. Yani insan, ne yapacağına kendi karar verir. Ders çalışmak ya da çalışmamak, doğruyu seçmek ya da yanlış yapmak bizim tercihimizdir.

Allah için zaman kavramı yoktur; O, ezeli ve ebedîdir, bizim neyi seçeceğimizi önceden bilir. O’nun bilgisi sonsuzdur. Biz neyi seçersek, onu kendi irademizle seçmiş oluruz. Bu yüzden insan, yaptığı tercihlerden sorumludur. Örneğin bir öğrenci ders çalışmayıp sınavlardan kötü not alırsa “Kaderim böyleymiş!” diyemez. Çünkü sonucu kendi seçimleri belirlemiştir.

Bir başka örnek de şudur: İnsan pazarda meyve seçerken aklıyla karar verir, iyisini alır, çürüğünü bırakır. Bu bile onun özgür iradeye sahip olduğunu gösterir. Sonra biri çıkıp da kötü seçim yapan birine “Bunu neden yaptın?” dediğinde, “Kaderim böyleymiş!” demek doğru bir cevap olmaz.

Arkadaşlar, insan hem özgürdür hem de sorumludur. Özgürlüğümüz, bilinçli seçimler yapmamız içindir; sorumluluğumuz ise bu seçimlerin sonucunu kabul etmemiz içindir.

İnsanın ilişkileri çok çeşitlidir: İnsan-insan, insan-tabiat, insan-eşya, insan-Allah ilişkisi… İnsan, bulunduğu cemiyetin toplumsal normlarına saygı göstererek kendisini yaratan ve gönderdiği peygamberlerle ve kitaplarla insanın (tabir caizse) kullanım kılavuzluğunu gösterin Allah’a kul olduğunda diğer ilişkilerinde çok güçlü bir iradeye sahip olur. Bilhassa insan-insan ilişkisinde… Kula kul olmaktan kurtulmanın, kulların birbirleriyle kavgaları neticesinde oluşturdukları ideolojilerin, kapitalizmin, pozitivizmin, pragmatizmin, sosyolojizmin vb; dünyanın ruhumuza geçmiş zincirleri diyebileceğimiz geçici heveslerinin, ihtiraslarının mahkûmu olmamanın yolu ilahî olana yaslanmaktır. Buna her daim “emin olma” anlamında “iman” diyoruz. İman insanın “öz”ünü “gür”leştirir yani özgürleştirir.

Sevgili Gençler,

Başka bir konuya geçelim. Hem laik hem İslâmî bazı kaynakların konu anlatımının sizlerin kafasını karıştırdığının farkındayım. Eksik ve yanlış ifadelerin olduğu bu kaynaklar şöyle bir anlamın oluşmasına yol açıyor. Sanki Allah önce Hz. Musa ile Musevîlik (Yahudilik) diye bir din gönderdi, olmadı; Hz. İsa ile İsevîlik (Hıristiyanlık) diye bir din gönderdi, olmadı; son olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) ile İslamiyet gönderdi. Yani sanki -haşa- Allah üç din gönderdi insanlığa! Halbuki Allah tektir, din tektir, Allah’ın doğruları tektir, kendisiyle çelişmez, kitapları başka başka değil birbirini doğrular ve Allah son kitap Kur’ân-ı Kerim ile geçmiş kavimlerin yaşadıklarını hatırlatarak hayat (iman) hakikatlerini yeniden ilan eder, ihya eder, tamamlar.

Allah katında tek din İslamdır. Tek semavî din İslamdır. Çoğul ifadeyle “semavî dinler” diye bir kavram kullanmak yanlıştır. Bozulmamış Zebur, Tevrat, İncil ve Kur’ân Allah’ın insanlara hitabıdır ve hepsi İslamın kitaplarıdır. Son kitabımız Kur’ân-ı Kerim ve son peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) İslamın ilkelerinin, hayat hakikatlerinin tamamlayıcısıdır.

Allah, bizlere hak yolu göstermek, dünya ve ahirette mutlu edecek kuralları öğretmek için peygamberler göndermiştir. Peygamberler, insanların (yaşadıkları çağların, kavimlerin ve coğrafyanın gerçekliğine ve pratiğine göre) kendi akıllarıyla cevaplayamayacakları konuları onlara izah edip bildiren elçilerdir. Rabbimiz, elçilerinin bir kısmına kitap ve suhuf (sayfalar) indirmiştir. Diğer kitap ve suhuf verilmeyen peygamberler de kendilerinden önceki peygamberin kitap veya suhufuna göre vazife yapmışlardır.

Hz. Musa’ya Tevrat, Hz. Davud’a Zebur, Hz. İsa’ya İncil, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Kur’ân-ı Kerim indirilmiştir. İlk üç kitap Allah’ın indirdiği gibi kalmamış zamanla insanlar tarafından dünyevî çıkarlar için değiştirilip bozulmuştur. Bu kitapların aslı yok edildiği için geçerliliğini kaybetmiştir. Bu kitaplarda geçen olayları, Allah’ın emir ve yasaklarını son kitap Kur’ân-ı Kerim özetle hatırlatır. Bizim mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerim, Peygamberimize (asm) indirildiği günden bugüne kadar bir harfi bile değişmeden gelmiştir. Rabbimiz vaat ettiği için Kur’ân-ı Kerim, bozulmadan kıyamete kadar geçerliliğini koruyacaktır.

Evet, Allah katında tek din İslamdır. Kur’ân-ı Kerim dışındaki semavî kitaplar “kendi zamanlarında” gönderilmesi gereken en mükemmel kitaplardır. Nasıl ki, bir ilkokul çocuğuna çarpım tablosunun öğretilmesi ne eksiktir ne de fazladır. Fakat üniversitedeki öğrenciye çarpım tablosu değil daha ileri dersler verilir. Bunun gibi, Kur’ân’dan evvel gelen kitaplar, kendi zamanlarının en iyisidir ve o zamanlarda onların gönderilmesi hikmettir, eksiklik değildir. Bu açıdan her peygamber ve o peygambere verilen her vahiy kendi döneminin en mükemmeli ve en güzelidir.

Peygamberimiz bir tamamlayıcı olarak gönderildiğini söylüyor: “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” Buradaki ahlâk, güzel yaratılış veya yaratılışın güzel tezahürü anlamına da gelir. Ahlâk kelimesinin kökü “yaratmak” anlamına gelen “hulk”tur. İnsanlığın eğitimini, ruh terbiyesini tamamlamak için gönderilmiş olan Peygamberimiz (s.a.v.) İslamın son peygamberidir.

Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz ne diyor: “Muhakkak ki Allah katında tek din İslamdır.” (Âl-i İmrân Suresi, 19. Ayet). Hz. Âdem de Müslümandır, Hz. Nuh da Hz. İsa da Hz. İbrahim de Hz. Musa da ve diğer peygamberler de…

Kuran’da Hıristiyanlık, Musevîlik, Yahudilik gibi din isimleri geçmez, bu isimlendirme İslamdan ve dönemin peygamberinin doğrularından sapanların kendilerine koyduğu isimlerdir. Kendi putperestliklerine, paganizme, mitolojik inançlarına ve atalarının sapkın geleneklerine Allah’ın peygamberlerinin isimlerini ve tahrif ettikleri semavî kitapları alet etmişlerdir. Bu da bir manipülasyondur. Kuran’da kavim ismi olarak İsrailoğulları, Yahud gibi kelimeler geçer ki bunlar da kavim ismidir, din ismi değil. Bununla birlikte, Kur’ân’da kitap gönderilen kavimlerden “ehl-i kitap” olarak da bahsedilir.

Velhasıl “Muhakkak ki Allah katında tek din İslamdır.”

(Yaz Kur’ân Kurslarında gençlerle sohbet ettiğimiz bu beşinci yazımız. Önceki yazılarımızın bağlantısı aşağıda:

  • Yaz Kur’ân Kurslarında Esas Ne olmalı?

https://ittifakgazetesi.com/yaz-kuran-kurslarinda-esas-ne-olmalidir/

  • Yaz Kur’ân Kurslarında İlk Ders Ne olmalı?

https://ittifakgazetesi.com/yaz-kuran-kurslarinda-ilk-ders-ne-olmali/

  • Allah Bize Benzer mi?

https://ittifakgazetesi.com/allah-bize-benzer-mi/

  • Terk Ederek Yenilenecek, Ölerek Doğacağız

https://ittifakgazetesi.com/terk-ederek-yenilenecek-olerek-dogacagiz/

(Sohbetimiz yeni yazılarımızla devam edecek.)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

12345