Önceki yazımızda Yaz Kuran Kurslarının adının “Mahalle Mektebi” olması gerektiğini söylemiş, daha sonra eğitimcilerin eğitimi, kursların müfredatı ve çocuğun terbiyesinde ailenin ve yakın çevrenin önemine dikkat çekmiştik.
Altı hafta sürecek yaz Kur’ân kurslarında “Kur’ân-ı Kerim, İlmihal, Siyer ve Adâb-ı Muaşeret” dersleri verilecek. Bu dersler, eğitimcinin aşkla vermesi halinde çocuk için çok verimli olacaktır. Ancak seküler ve dijital çağda çocuklar ve gençler geleneksel din algısından ve kurumsal dindarlıktan belirgin bir şekilde uzaklaşmaktadır. Sosyolojik araştırmalar yeni neslin inanç dünyasının yok olmadığını; ancak geleneksel kurumlara, ibadet pratiklerine ve otoriteye dayalı din modellerine karşı mesafeli bir tutum geliştirdiğini göstermektedir. Bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikler, dijitalleşmenin getirdiği bilgi çeşitliliği ve seküler yaşam tarzının sunduğu alternatif arayışlardır.
Çocukların ve gençlerin dinden uzaklaşmasının nedenlerinden biri de toplumsal alandaki “tutarsız dinî rol modeller”dir. Dijital çağın getirdiği tüketim kültürü, anlık tatminler ve bireysel özgürlük algısının, sınırları ve sorumlulukları olan dini ritüellerle uyuşmaması da başka bir mühim nedendir.
Kurumsal dinlerden uzaklaşan gençler ya tamamen inançsızlaşmakta ya da tamamen kişiselleştirilmiş maneviyat, yoga, meditasyon veya dijital topluluk ritüelleri gibi yeni nesil spiritüel alanlara, seküler mistisizme yönelmektedir.
Tüm bu kriz döneminde çocuklara ve gençlere yönelik dinî eğitim içerik ve metot olarak çok daha önem kazanmaktadır. Hal böyleyken, dinî eğitimde geleneksel öğretim yöntemlerinin gözden geçirilmesi, öğretim programlarının içeriğinin titizlikle hazırlanması gerekmektedir.
Eğitimcilerin eğitimine ilk yazımızda değinmiştik. Bugünkü ve sonraki yazılarımızda ders içeriği oluşturacak konulara temas edeceğiz.
Moda tabirle insanın ruh ve beden sağlığının fabrika ayarları “iman hakikatleri”nde sırlıdır. Dünya ve ahiret saadeti için iman hakikatleri ders içeriğine özenle eklenmeli ve ilk ders “iman hakikatleri” üzerine olmalı. Evvelâ gençlere Allah’ı tanıtmalı ve sevdirmeli… Sonra Peygamberimizi, Kur’ân’daki hakikatleri, ahireti ve diğer iman esaslarını… İmanî konularda gençlerin aklındaki şüpheleri giderecek konulara eğilmeli… Bu konuda herkesin, bilhassa eğitimcilerin muhakkak bir tarafa not etmesi gereken bir kaynak önerebilirim: https://sorularlaislamiyet.com
Hangi yaştan olursa olsun Rabbini yakından tanıyan, imanı kuvvetli olan birey çağın yıkıcı rüzgârlarına karşı kendisini zırhlamış olur, rüzgârları tersine estirebilecek kuvvete sahip olur.
Sevgili Gençler,
Bir ağacın en önemli kısmı dalları, yaprakları veya meyveleri değil; onu toprağa bağlayan kökleridir. Kökleri çürüyen bir ağacın dallarını ilaçlamak ve yapraklarını süslemek, onu kurtarmaya yetmez. İnsan da böyledir. İnsan sadece bedenden ibaret değildir. Onun kalbi, ruhu, duyguları ve düşünceleri vardır. Ruhu ve gönlüyle insanı ayakta tutan en önemli temel ise imandır.
Bu sebeple bir insanın öğrenmesi gereken en önemli bilgi, iman bilgisidir. Çünkü iman; insana nereden geldiğini, niçin yaşadığını ve ölümden sonra nereye gideceğini öğretir. İman sayesinde insan Rabbini tanır, hayatının anlamını öğrenir ve geleceğe güvenle bakar.
İmanın esasları içinde en başta Allah’a iman gelir. Sonra peygamberlere, ahirete, meleklere, kitaplara, kadere ve Allah’ın her şeyi yaratıp yönettiğine iman gelir. Bu hakikatler, insanın dünya ve ahiret mutluluğunun temelidir.
Bu yazı dizimizde “iman hakikatleri”ni ele alacağız, daha yakından tanıyacak; aklımızı, kalbimizi ve ruhumuzu aydınlatan bu büyük gerçekleri öğrenmeye çalışacağız. Çünkü insanın en büyük kazancı, sağlam bir imana sahip olmasıdır.
İnsan diğer varlıklardan çok farklıdır. Bizler insan olarak düşünürüz, merak ederiz, sorular sorarız. Çevremizde olan bitenleri inceleriz. Olayların sebeplerini araştırırız. Minik bir çekirdeğin koca bir ağaca nasıl dönüştüğünü ne ağaç merak eder ne de o ağacın üzerine konan kuşlar. Ama insan bu olayın nasıl meydana geldiğini merak edip hayranlıkla izler.
Peki, Rabbimizi Nasıl Tanıyacağız?
İnsan daha dünyaya gelirken yüksek bir donanımla gönderilir; diğer canlılardan üstün olan akıl, merak, hayret, sevgi gibi özelliklerle doğar.
İşte arkadaşlar, sahip olduğumuz duyguların en önemlilerinden biri olan akıl ile içinde yaşadığımız evrene baktığımızda hiçbir şeyin kendi kendine (tesadüfî) olmadığını görürüz.
Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, bilirsiniz. Nasıl olur da nihayetsiz derecede muntazam şu kâinat yaratıcısız, sahipsiz, hâkimsiz olsun.
Aklımızla biliyoruz ki, tahtaya yazılmış bir “çiçek” veya “elma” kelimesi, onu yazan birinin varlığını gösterir. Bir yazı, yazansız olamayacağı gibi; etrafımızda gördüğümüz çiçekler, ağaçlar, hayvanlar, yıldızlar ve okulda derslerimizde hayranlıkla öğrendiğimiz sayısız harika varlık da onları yaratan bir “Yaratıcı” yı gösterir. Hatta bu varlıklar, tahtadaki birkaç kelimeden çok daha sanatlı, düzenli ve mükemmeldir. Elbette böyle muhteşem eserlerin de sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi bir sanatkârı vardır.
Sevgili Gençler,
Rabbimiz insana akıl, vicdan ve belirli bir ömür vermiştir. Ayrıca etrafımızı, kendi varlığını ve nimetlerini gösteren sayısız eserlerle donatmıştır. Daha sonra da insanı özgür iradesiyle baş başa bırakmış ve düşünmesini istemiştir.
Bir resim, ressamı olmadan ortaya çıkabilir mi? Elbette çıkamaz. Etrafımıza baktığımızda da her şeyin son derece düzenli, ölçülü ve sanatlı olduğunu görürüz. Hiçbir insanın yüzü bir başkasının yüzünün aynısı değildir. Hatta bilim insanları, yeryüzüne düşen kar tanelerinin bile birbirinden farklı şekillere sahip olduğunu söylemektedir.
Milyarlarca insanın farklı yüzlerle yaratılması, sayısız kar tanesinin birbirine benzememesi ve doğadaki bu eşsiz çeşitlilik, Rabbimizin sonsuz ilminin, kudretinin ve sanatının bir göstergesidir. Bütün bu farklılıklar ve güzellikler, kâinatın tesadüfen meydana gelmediğini; her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her şeyi hikmetle yaratan bir Yaratıcının varlığını açıkça göstermektedir.
Etrafımızdaki her şey bize, bu kâinatın sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi bir Yaratıcısı olduğunu göstermektedir
(Devam edecek)

Sevgili hocam yazınız mükemmel. Bu mübarek Cuma günü zihinlerimizi tefekkürle doldurdunuz. Gençlerimizin de ufuk deryalarında aynı manalar hasıl olur. inşallah.