Galatasaray sezonun en zorlu dönemlerinden birinden geçiyor. Hem lig hem Avrupa derken yoğun maç trafiği içinde her karşılaşma adeta bir final niteliği taşıyor. Ancak sarı-kırmızılıların bu virajı rahat dönmesinin en önemli sebebi hiç şüphesiz kadro gücü.
Son maçta iki önemli isim sahada yoktu. Leroy Sané ve Abdülkerim Bardakcı kart cezaları nedeniyle forma giyemedi. Normal şartlarda böyle eksikler birçok takımın oyun dengesini bozabilir. Fakat Galatasaray’da sahaya çıkan kadro oyunun ritmini yine belirleyen taraf oldu ve bu eksiklikler çok fazla hissedilmedi.
İşte sarı-kırmızılıları rakiplerinden ayıran nokta tam da burada ortaya çıkıyor. Modern futbolda başarı yalnızca güçlü bir ilk 11 kurmakla gelmez. Asıl mesele geniş ve kaliteli bir kadro oluşturabilmek ve bu kadroyu doğru yönetebilmektir.
Sezonun ilk yarısında uzun süren sakatlığı nedeniyle sahalardan uzak kalan Wilfried Singo, geri döndükten sonra takıma önemli bir dinamizm kattı. Güçlü fiziği, sprinter özelliği ve hava toplarındaki hakimiyetiyle savunmaya ciddi bir enerji getiren Singo, Başakşehir karşısında attığı golle de performansını taçlandırdı. Hakkında yapılan eleştirilere de en güzel cevabı sahada verdi.
Devre arası yapılan transferlerin katkısı da bu güçlü yürüyüşte önemli rol oynuyor. Özellikle Noa Lang kısa sürede takımın hücum organizasyonlarının en etkili isimlerinden biri haline geldi. Hızı, bire birdeki becerisi ve duran toplardaki kalitesiyle Galatasaray’ın hücum gücüne yeni bir ivme kazandırdı.
Üstelik tüm bunlar yaşanırken takım hem Süper Lig’de zirve yarışını sürdürüyor hem de UEFA Şampiyonlar ligi sahnesinde önemli mücadelelere hazırlanıyor.
Kısacası Galatasaray zor bir fikstürden geçiyor ama bu süreçte oyunun kalitesi düşmüyor, mücadele seviyesi gerilemiyor. Çünkü bu takımın en büyük gücü sadece yıldızları değil, geniş ve doğru kurulmuş kadrosu.
Bu yüzden sarı-kırmızılılar yalnızca lider değil…
Zor virajları kadro gücüyle dönen bir takım.

YORUMLAR