Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
İbrahim Ethem Gören
İbrahim Ethem Gören

Üniversite Mekânında Mevlevî Âyini: Akademik ve Kültürel Bir İdrak Zemini Olarak Semâ

24 Aralık 2025 Çarşamba günü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin Halkalı Kampüsü’nde icra edilen Semâ Mukâbelesi: Bayâtî Âyin-i Şerîf’e bizzat şahitlik etmek; Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin vuslatını anmanın, yalnızca takvim itibarıyla bir hatırlama değil, ilim ve irfanın aynı mekânda yeniden buluştuğu sahici bir asliyet ve terkip şuuruna dönüşebileceğini bir kez daha idrak etmeme vesile oldu. Bir üniversite mekânında, aşr-ı şerif, Mesnevî beyitleri, ilmî izahlar ve erkânına riayetle icra edilen semâ mukabelesinin yan yana gelişi; bugünün akademik dünyasında sıklıkla özlemi çekilen bütüncül bakışın mümkün olduğuna dair ümit verici bir tablo sundu.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde icra edilen Semâ Mukâbelesi: Bayâtî Âyin-i Şerîf, kanaatimce Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin 742’nci vuslat yıldönümü vesilesiyle düzenlenen anma programı olmanın ötesinde; üniversitenin ilim, kültür ve irfan arasındaki sürekliliği nasıl kurabileceğine dair güçlü bir örnek teşkil etmiştir.

Programın, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Müzik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öncel’in sanat yönetmenliğinde ve üniversite bünyesinde icra edilmiş olması; semânın folklorik bir gösteri yahut estetik bir performans olarak değil, kendi tarihî ve mânevî bağlamı içinde ele alındığını göstermesi bakımından da mühim bir gelişme. Bu yönüyle etkinlik, uzun yıllar akademik camiada ihmal edilen, bir adım öte görmezden gelinen mâneviyâtın (somut olmayan kültürel mirasın!) üniversite çatısı altında doğru temsil ve doğru idrak ilkeleriyle buluşturulması açısından da ehemmiyet arz ediyor.

Program, üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar ile Mütevelli Heyeti Başkanı Özkan Göksal’ın selâmlama konuşmalarıyla başladı. Bu konuşmalar, yükseköğretim kurumlarının yalnızca teknik bilgi üreten yapılar değil, medeniyet tasavvurunu diri tutan entelektüel merkezler olması gerektiği fikrini izleyicilerin irfanına arz etti. Bu çerçevenin ardından Mesnevî’den okunan beyitler, Mevlânâ düşüncesinin merkezinde yer alan ayrılık–ilâhî vuslat eksenini hatırlatarak programın fikrî zeminini kurdu.

Etkinliğin akademik derinliğini belirgin kılan temel unsurlardan biri İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’ın semâ âyini üzerine yaptığı açıklamalardı.

Prof. Yılmaz, Mevlevî âyinini sembolik unsurları üzerinden ele alarak, semânın insanın mânevî tekâmül sürecini temsil eden bir yapı olduğunu ortaya koydu. Bu yaklaşım, semâyı yalnızca bir estetik hareket dizisi olarak algılayan sathî (yüzeysel) okumaların ötesine geçerek, bunu tasavvufî antropoloji ve İslam düşüncesi bağlamında konumlandırmaktadır.

Semâzenin kıyafeti, duruşu ve hareketleri üzerinden yapılan izahlar; Mevlevî âyininde ölüm, diriliş, kulluk ve abdiyet kavramlarının nasıl iç içe geçtiğini gösterdi. Sikkeyi mezar taşı, tennûreyi kefen, hırkayı kabir olarak yorumlayan bu sembolik gönül dili; semânın, insanın dünyadan hakikate doğru yaptığı yolculuğun ritüelize edilmiş bir anlatımı olduğunu açık biçimde ortaya koydu,

Neyin insân-ı kâmili temsil etmesi, kudûmün “kün” emriyle ilişkilendirilmesi ve dört selâmın seyr ü sülûk merhaleleriyle irtibatlandırılması; âyinin iç tutarlılığını ve fikrî derinliğini teyit eden unsurlar olarak dikkat çekti.

Âyin-i şerifin icrasında görev alan Prof. Dr. Mehmet Öncel’in riyasetindeki mutrıb heyeti, âyinhânlar ve semâzenler; geleneğin kendi erkânına riayet edilerek icra edilmesine özen gösterdi.

Bayâtî Âyin-i Şerîf icrâ edilirken, bu âyini vaz eden Edirneli Derviş Mustafa Kûçek Dede’nin yâd edilmesi, Mevlevî mûsikî geleneğinin tarihî sürekliliğine işaret eden anlamlı bir vurgu olarak Abdullah Tivnikli salonunu şenlendirdi.

Ayrıca semânın, devran ve diğer zikir meclisleri gibi ibadet şuuruyla icra edilmesi gerektiğine Hasan Kamil Yılmaz hocanın yaptığı hatırlatma, etkinliğin pedagojik boyutunu da güçlendirdi.

Bu tür programların üniversite bünyesinde icra edilmesi, mânevî kültürel mirasın yalnızca muhafaza edilmesi değil; doğru bağlamda aktarılması bakımından da oldukça mühim.

Semâ mukabelesinin, aşr-ı şerif, Mesnevî beyitleri ve ilmî açıklamalarla birlikte sunulması öyle zannediyorum ki tasavvufun duygu, düşünce ve eylem boyutlarının birbirinden koparılmadan ele alınabileceğin alametifarikasıdır. Bu keyfiyet, modern akademik disiplinlerin sıklıkla yaşadığı geçmişle bağı koparma ve dahi kültürel parçalanmışlık sorununa karşı yerli ve köklü bir model sundu.

Netice itibarıyla, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen bu program; Hz. Mevlânâ’yı anmanın, yıldönümlerine sıkıştırılmış sembolik bir faaliyet değil, ilimle irfanın yeniden buluştuğu bir idrak zemini olabileceğini gösterdi.

Üniversitelerin bu tür faaliyetlerle, geçmişin kültürel ve mânevî birikimini bugünün akademik diliyle yeniden düşünmeye imkân tanıması; hem yükseköğretimin niteliği hem de kültürel süreklilik açısından kıymetli bir kazanım olsa gerektir. Bu çerçevede söz konusu Semâ Mukâbelesi: Bayâtî Âyin-i Şerîfi yalnızca bir anma programı değil; üniversitenin medeniyetle kurduğu iirtibatın sahici ve örnek bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir.

Bu programdan geriye, yalnızca icra edilmiş bir Mevlevî âyini değil; üniversitenin ilimle irfan, bilgiyle hikmet, akademik disiplinle mânevî derinlik arasında kurabileceği sahih ilişkinin canlı bir örneği kaldı.

Bir katılımcı ve müşahit olarak kanaatim şudur ki: Hz. Mevlânâ’yı anmak, ancak bu tür idrak zeminlerinde anlamını bulur; semâ ise böyle bir zeminde icra edildiğinde gösteri olmaktan çıkarak hakikat libasına (elbisesine) bürünür.

Bu vesileyle Prof. Dr. Mehmet Öncel’in şahsında üniversite yönetimini ve etkinliğe emeği geçenleri tebrik ediyorum.

 

İbrahim Ethem Gören – 24 Aralık 2025

Yazı No: 707

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

123