Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
İbrahim Ethem Gören
İbrahim Ethem Gören

Sanatkâr Portreleri-XII: Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi

Hâmiş: İttifak gazetemizde yayınlamaya muvaffak kılındığımız iş bu 700’üncü yazımı Anadolu coğrafyamızın mânâ sultanlarından Amasya Gümüşhacıköylü Keçeci Hoca’nın (Mehmet Turabi) aziz hatırasına ithaf ediyorum.

İrfan, Estetik ve Âhenk

Hayatımızı yaşanabilir kılan sanatkârlarımızın, içinden irfan, ustalık, estetik, renk, âhenk ve başarı geçen portrelerini yazmaya devam ediyoruz. Bu meyanda portrelerimizin on ikinci uğrağının öznesinde musiki âlimi Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi var.

Ahmet Hakkı Turabi Türk Din Mûsikîsi’nin otorite isimlerinde biri. Evvelemirde ‘Türk Din Mûsikîsi’ne mufassalan nazar edelim!

Türk Din Mûsikîsi

Türk Din Mûsikîsi, Türk Mûsikîsi’nin İslâmî değerlerle harmanlanmış hâlidir. Dinî mûsikîmizin menba’ı, mihrâbdır; yani Kur’ân-ı Kerîm kıraatidir. “Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz!” buyuran Hz. Peygamber (sav)’in rehberliğinde başlayan, Hz. Bilâl’in okuduğu ezanlarla gelişen dinî mûsikîmiz; tehlîl, tekbir, salât, na’t ve münacatlarla zenginleşmiştir. Bilhassa zengin bir mûsikî kültürüne sahip Türk lerin İslâm dini ile şereflenmesiyle birlikte, din büyüklerimiz başta olmak üzere, mübarek gün ve geceler, dinî olaylar, Allah’ı zikretme, yalvarma-yakarma gibi dinî değerlerimiz müzikal bir kimlik içerisinde tezahür etmeye başlamıştır. Bu çerçevede gerek câmii gerek tekke gerekse dinî ritüellerin tatbik edildiği mekânlarda icra edilen pek çok dinî mûsikî formu ortaya çıkmıştır. Bu formlardan mey dana gelen, nezâketi ve zarafeti bile haddeden geçiren bir medeniyet olan Türk-İs lâm Medeniyeti içerisinde şekillenen bu mûsikî kültürüne “Dinî Türk Mûsikîsi” denilmektedir.

İhvân-ı Safa, risâlelerinde “Müslümanların mescitlerinde hoş nağmeler ve müzikal okumalarındaki amaçlarının; kalpleri inceltmek, nefislerin itaatini ve huzurunu sağlamak, Allah’ın emir-yasaklarına boyun eğmek, günahlardan dolayı tevbe etmek ve Allah’a dönmek” olduğunu ifade etmişlerdir. Hz. Mevlânâ da bu meyanda “Mûsikî, Allah âşıkları için ruhun gıdasıdır; zira onda sevgiliye -yani Allah’a- kavuşma ümidi mevcuttur.” buyurmaktadır.

Mûsikî, “düşünme” özelliğinden ayrı olarak insanı diğer varlıklardan ayıran “hissiyât-ı âliye” dediğimiz yüce hislerin başında gelir. Zira “güzel olan ve güzeli se ven” Cenâb-ı Allah, estetik bir duygu olan mûsikîyi de insanoğlunun fıtratına nakşetmiştir. İslâm dini ne kadar fıtrî ve tabii ise mûsikî de o kadar fıtrî ve tabiîdir. “Güzel ses” demek olan mûsikînin dinî boyutlarıyla kullanılması, aslında “en güzel” olan Allah’ın en güzel seslerle anılmış olması demektir. O’nu en güzel seslerle zikreden kullar böylelikle gerçek hüviyetine kavuşmaktadır. Bundan dolayıdır ki mûsikî gerek ruhlara gerekse bedenlere lâyık-ı veçhiyle tesir etmektedir. Dinî mûsikîmizin formlarını belirleyen en önemli etken, dinî gün ve aylardır. Bil hassa Hicrî aylar ve bu aylarda gerçekleşen dinî olaylar temelinde tasnif ve isimlendirilmekle birlikte Dinî Türk Mûsikîsi, diğer yandan icra edildiği mekân çerçevesinde “Camii Mûsikîsi” ve “Tekke Mûsikîsi” şeklinde de değerlendirilmektedir. Dinî Mûsikîmiz, Kur’ân-ı Kerîm kıraati başta olmak üzere ezan, kamet, salâlar, tekbir, tel biye, mahfel sürmesi, Cuma gülbangi, tardiyye, temcîd, münâcaat, tesbîh, istiğ fâr, Mevlîd-i Nebî, Muhammediyye, ta’rîf, ferâciye, Mi’râciyye, Reğâibiyye, na’t, ilâhî, kaside, tevşîh, şuğul, durak, mersiye, nefes, deyiş, Mevlevî Âyini, savt, Salât-ı Kemâliyye, nevbe, gülbang gibi zengin bir kültüre sahiptir. Ayrıca kulun namazdaki huşûunu artırmak, namazdan alınacak feyzi artırma amacına ma’tûf olan “Enderûn Usûlü Teravîh” ismiyle bilinen her dört rekâtta farklı makamlarda kıldırılan teravih namazı gibi uygulamalar, dinî mûsikîmizin zenginliğidir.

Gerek Allah’ın rızasını kazanma uğruna yaptığımız ibadetlerimizde, gerekse Muhabbetullah’a ulaşma gayretiyle meşgul olduğumuz zikir ve dualarımızda kullandığımız mûsikî sanatının ne kadar kudretli bir araç olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Sanat, Ruhun Sesle Konuşmasıdır!

Sanat, ruhun kelimelerle değil, seslerle, renklerle ve biçimlerle konuştuğu zarif bir lisandır. Biz buna gönül lisanı diyoruz! Hakikatli sanatkâr, ‘ilâ-yı kelimetullah’tan neş’et eden tevhid zikrini işitir, iş bu zikri gönül coğrafyasında mütemadiyen dillendirerek âfâka (dış âleme) aktarır. Bu yolculukta bazı isimler vardır ki, Anadolu coğrafyamızın ilim, sanat ve irfan vahalarında derin izler bırakmıştır. Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, bir önceki cümlemizde ifadesini bulan sanatkârlardan biridir.

Türk din mûsikîsinin önde gelen seslerinden Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, sanatla ilmin, mûsikîyle irfanın müşterek noktasında bulunuyor. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olan Turabi Hoca, fakülteyi birincilikle tamamladıktan yalnızca iki hafta sonra Türk Din Mûsikîsi Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak göreve başlamış; o gün bugündür hem akademinin hem icranın hem de irfan meclislerinin içinde, sesin ve sadânın nâmütenâhi estetiğini dillendirmiştir.

Olmaz İlaç Sîne-i Sad-Pâreme

Muhatabımızın mûsikî ile irtibatının temeli, çocukluk yıllarına, “Keçeci Hoca” namıyla mâruf dedesi Mehmet Turabi’ye uzanıyor. Henüz çok küçük yaşlarındayken, Kâdirî meşâyıhı dedesinin lâtif sesinden işittiği ilahiler ruhunda kıvılcımlara dönüşmüş; o kıvılcımlar zamanla hem ilim hem de sanat meşalesinin şûleleri olmuştur.

Dedesinden tevârüs ettiği (miras kalan) ses terbiyesini, zarif bir mûsikî tavrına sahip babası Mehmet Ali Turabi ile meşk ederek kemâle erdiren Ahmet Hakkı Turabi o günleri anarken, “İlk eserimiz Hacı Arif Bey’in segâh makamındaki ‘Olmaz ilaç sîne-i sad-pâreme’ idi.” diyerek mûsikînin hâne halkı için meşgaleden ziyade irfan mektebi meselesi olduğunu ifade etmiştir.

İlkokul yıllarında başlayan bu meşk, Gümüşhacıköy İmam Hatip Lisesi’nde Mehmet Özden hocanın önderliğinde şekillenirken 1987’de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne uzanan yolun ilk taşları da döşenecektir! Fakültede Yrd. Doç. Dr. Nuri Özcan’ın kurduğu koroda sesini, kulağını ve gönlünü olgunlaştıran Ahmet Hakkı Turabi, aynı dönemde İleri Türk Mûsikîsi Konservatuvarı’nda aldığı eğitimle nazarî derinliğe adım atmıştır. Üniversite ve arkadaş meclislerine eklemlenen İstanbul Türk Ocağı ve Türk Tasavvuf Mûsikîsi Vakfı’ndaki çalışmaları, onu yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda meşk geleneğinin mühim bir temsilcisi hâline getirmiştir.

Memleketi Amasya’da birkaç kez sohbet ettiğimiz Ahmet Hakkı Turabi, insanın mûsikîyle serencamının aslında ruhlar âleminde başladığını hatırlatıyor: “Biz bu âlemde hiçbir zaman duyamayacağımız bir sesi orada işittik. Cenâb-ı Allah’ın ‘Elestü bi-Rabbiküm?’ hitabına muhatap olduk. İnsan, Rabb’inin sesiyle muhatap olan varlıktır; işte mûsikî, o sesin yankısıdır.” Bu sebepledir ki Hoca, insanın mûsikî ile serencamının hiçbir zaman bitmeyeceğini ifade ediyor. Çünkü kulağımıza okunan ezan ve kâmetle merhaba dediğimiz hayata, salâ ile veda ederiz. Ezanla salâ arasında geçen ömür, aslında “ses” ile yoğrulmuş bir yolculuktur.

Mûsikî Kalbi Yumuşatan Bir Sanattır

Keçeci Hoca’nın ‘göz aydınlığı’ mûsikînin mahiyetini ifade meyanında “Dînî mûsikî, insanın Allah’a olan yönelişinde sesin en saf hâlidir.” diyor. Bu noktadan hareketle dinî mûsikînin gayesi eğlendirmek veya haz vermek değil, ibadetin neşesini, huşûunu artırmaktır. Mûsikî, insanın Allah’a yönelişini kolaylaştıran, kalbi yumuşatan bir sanattır. Hoca, “Cenâb-ı Allah’ın huzuruna çıkmaya hazırlanan bir müminin, bu yönelişini en samimi şekilde ifadelendiren sanattır mûsikî.” cümlesiyle mûsikînin rûhânî temeline işaret ediyor.

Ahmet Hakkı Turabi: Hiçbir Müzik Yalnızca Ses Değildir

“Bedenin sıhhati için yediklerimize nasıl dikkat ediyorsak, ruhun sıhhati için de dinlediklerimize dikkat etmeliyiz. Zira hiçbir müzik yalnızca ses değildir; o sesin temsil ettiği bir inanç, bir kültür, bir medeniyet vardır. Herkes kabında ne varsa onu ikram eder.”  Kıymetli sanatçımızın bu sözleri hem sanat felsefesine hem de bir hayat düsturuna işaret ediyor.

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, sesle sözü, ilimle irfanı, teoriyle estetiği aynı potada meczederken onda mûsikî mücerred (soyut) bir meşgale (uğraşı) değil, varlık idrakinin en saf ifadesidir. Nitekim, kendi ifadesiyle, “Mûsikî ilmiyle hemhâl olan insan, sesin ardındaki sükûtu da duymayı öğrenir.”

Sesin İçinden Sükûtu Duymak!

Kanaatimizce şu sekiz kelime onun sanat yolculuğunun da özeti olsa gerektir: Sesin içinden sükûtu, sükûtun içinden Allah’ın muradını duymak!

Üstad ile gerçekleştirdiğimiz bir hasbihalde tekke mûsikîsinin Anadolu’daki varlığına ve tekkelerin kapatılmasından sonraki dönüşüme de değinmiştik.

Prof. Turabi: Kapanan Yalnızca Mekânlardır, Yol Kapanmamıştır

Ol demde Turabi Hoca’nın gönlü dil olup konuşmuştu: “Kapanan yalnızca mekânlardır, yol kapanmamıştır. Zira bu yol Hz. Peygamber’den itibaren devam eden bir terbiyedir. Zikrullah, kıyamete kadar devam edecek bir hakikattir.” Bu söz, tekkelerin mânevî varlığının, mekânla sınırlı olmadığını; gönüllerde ve zikir halkalarında yaşamaya devam ettiğini gösteren bir idrak derinliğini taşıyor.

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, bugün Amasya Üniversitesi’nin rektörü. Rektörlük makamına ahilik âdabını, fütüvvet ahlâkını, meslek şuurunu, insan olma ve insan kalma bilincini eklemleyen ferd-i vâhid.

Anadolu’nun Orta Yerinde İlim ve Sanatla Yoğrulmuş Müstesna Bir Şehir

Amasya, Anadolu’nun orta yerinde ilimle yoğrulmuş müstesna bir şehir. Şehzadelerin, hattatların, hekimlerin ve bilge âlimlerin irfan kenti. Asırlardır ilimle, sanatla, irfanla nefes alan bu tarihi yurt, bugün Amasya Üniversitesi çatısının altında kadim mirasını geleceğe taşıyor. Amasya Üniversitesi, sanatkâr rektörünün liderliğinde yükseköğretim kurumu olmanın ötesinde, kültür ve sanatı medeniyetin aslî unsurları olarak gören bir anlayışı temsil ediyor. Üniversitenin öncülüğünde hayata geçirilen İmaret Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi, mezkûr vizyonun somut örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

Amasya’ya Hattat Hamdullah Güzel Sanatlar Fakültesi Pek Yakıştı

Bir mühim mesele daha: ‘Hattatlar ve Şehzadeler Şehri Amasya’ya Hattat Hamdullah Güzel Sanatlar Fakültesi pek yakıştı. Açılışının üzerinden oldukça kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen birbiri ardına düzenlediği nitelikli etkinliklerle Hattat Hamdullah Güzel Sanatlar Fakültesi nezdinde Amasya’nın ilim ve sanatla yoğrulmuş atmosferine Türk-İslâm estetiğinin asliyet ve terkip şuuru yansımaya başladı. Zira sanat, yalnızca bir ifade biçimi değil; aynı zamanda insana ait olanı, insanda ilâhî olanı ortaya çıkaran bir terbiye yolu… Sanatkâr bir rektörün üniversiteye kazandırdığı en büyük değer de bu olsa gerektir: Talebenin sadece bilgiyle değil, güzellikle de buluşmasını sağlamak…

Sanatkâr Rektör, Üniversiteyi Anlam ve Güzellik Mekânı Olarak Görür

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, mûsikî duyarlığını ilmî kimliğiyle birleştirirken, üniversite rektörü olarak da estetiği hayatın merkezine yerleştiriyor. Zira sanatkâr rektör, üniversiteyi sadece bilgi üretim yeri olarak değil, anlam ve güzellik mekânı olarak da görür. Böylelikle kapılarını sanat ve estetik duyarlılığa açan üniversiteler, öğrenciler için yalnızca akademik alan değil, aynı zamanda ruhî ve estetik iklim hâline de dönüşür.

Turabi Hoca’nın idaresindeki üniversitede sanat, amfilerde anlatılan teorik bir ders olmaktan çıkıyor; üniversite tahsili hayatının her alanına sirayet eden sahici bir duyarlılığa dönüşüyor. Çünkü estetik duygunun inkişâf ettiği âlî bir mektepte, talebe sadece meslek değil, meslek ahlâkı da öğrenir; sadece yazı, desen ve nota değil, nezaket de meşk eder. Böyle bir ortamda yetişen gençler, ilmin izafeten katı zeminin üzerinde güzelliğin naif çiçeğini yeşertmeyi öğrenir!

Rektörlük müracaat döneminde tezhip hocası Prof. Dr. Münevver Üçer özelinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi için dile getirdiğimiz sanatkâr rektör ihtiyacı, genç nesillerin istikamet çizgisinde de belirleyici olur. Çünkü sanat, kaba olanı yontar, hoyrat olanı zarif kılar! Turabi Hoca misalinde sanatkâr rektörün öğrencileri, yalnızca ilmî disiplini değil, aynı zamanda nazarıyla, edasıyla, sesinin tınısıyla gösterdiği naif bir incelik erdemini de öğreniyor.

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, arz ettiğimiz sanatkâr duyarlığını ilmî kimliğiyle birleştirirken, üniversite rektörü olarak da estetiği akademinin merkezine yerleştiriyor.

Özlem Duyulan Şahsiyet Rol Modeli

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi’nin portresi, bize modern çağın içinde özlem duyulan bir şahsiyet rol modelini hatırlatıyor: İlim ve estetikle yoğrulmuş sanatkâr, sanatla yücelmiş âlim.

O, sözüyle, duruşuyla, icrasıyla, selefleri bende-i âl-i abâ Seyyid Mir Hamza Nigârî ve Gümüşhacıköy Tekke Camii’nin imamı Keçeci Hoca misali her adımıyla eşref-i mahlûkat âdemoğlunun bam teline gönül diliyle dokunuyor!

Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi

1969 tarihinde Gümüşhacıköy-Amasya’da doğdu; ilk (Kemal Paşa İlkokulu) ve orta öğrenimini (Gümüşhacıköy İmam Hatip Lisesi) burada tamamladı. 1992 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu ve aynı yıl Türk Din Mûsikîsi Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Müzik eğitimini fakültedeki müzik derslerinin yanı sıra İleri Türk Mûsikîsi Konservatuarı’nda aldı. 1993-1994 yıllarında Ürdün Üniversitesinde Arapça eğitimi aldı ve ilk dönem İslâm Dünyası’nda müzik çalışmaları üzerine araştırmalar yaptı. T.C. Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Itri Türk Mûsikîsi Ödüllerinde “Yılın Türk Müziği Akademisyeni” ödülüne layık görüldü. Marmara, Fatih Sultan Mehmet ve KKTC Yakındoğu Üniversitelerinde lisans ve lisansüstü düzeyde Dinî Mûsikî dersleri verdi. Ses ve kanun sanatçısı olarak yurt içi ve yurt dışında birçok icralara katıldı. Uzun yıllar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Türk Tasavvuf Müziği Korosu’nun şefi olarak topluluğun icralarını yönetti. Evli ve bir çocuk babası olan Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi 31 Temmuz 2023 tarihinde Amasya Üniversitesi rektörlüğüne atandı.

 

Kaynakça:

1-Ahmet Hakkı Turabi, “Keçeci Hoca’nın Hayatı ve İlahileri,” Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı (3–4 Kasım 2017, Amasya), 19–34.

2-İbrahim Ethem Gören, Amasya 14. Altın Elma Türk Sanat Müziği Beste Yarışması Finali’nde Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ile Gerçekleştirdiği Sözlü Tarih Çalışması, 28 Eylül 2018.

3-İbrahim Ethem Gören, “Turabi Hoca ile Amasya’dan ve Mûsikîden Açılmış Bir Sohbet,” İttifak Gazetesi Portalı, 31 Ağustos 2019.

4-İbrahim Ethem Gören, Sanatın ve Sanatkârın İzinde (Kuveyt Türk Katılım Bankası Kültür Yayınları Dizisi: 9, İstanbul, 2021), “Türk Din Mûsikisi – Ahmet Hakkı Turabi,” 162–172.

5-İbrahim Ethem Gören, “Amasya Üniversitesi’nden Bilim, Kültür, Sanat ve İrfan Hamlesi,” Kuveyt Türk Katılım Bankası Kültür Sanat Portalı, 13 Ekim 2025.

 

Fotoğraflar:

1-Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi

2-Sanatın ve Sanatkârın İzinde (Kuveyt Türk Katılım Bankası Kültür Yayınları Dizisi: 9, İstanbul, 2021), “Türk Din Mûsikisi Görseli-S. 163

3-Sanatın ve Sanatkârın İzinde (Kuveyt Türk Katılım Bankası Kültür Yayınları Dizisi: 9, İstanbul, 2021), “Türk Din Mûsikisi Görseli-S. 169

4-Keçeci Hoca, refikaları Zeynep Hanım ve mahdumu Mehmet Ali Turabi ile birlikte, 29.04.1948.

5-Keçeci Hoca (Mehmet Turabi).

6-Keçeci Hoca son torunu Ahmet Hakkı Turabi ile, 2 Kasım 1973.

7-Yazarımız İbrahim Ethem Gören, Amasya 14. Altın Elma Türk Sanat Müziği Beste Yarışması Finali’nde Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ile birlikte, Amasya, 28 Eylül 2018.

8-Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi

9-Amasya Üniversitesi Rektörlüğü

10-Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi

 

İbrahim Ethem Gören – 09 Kasım 2025

Yazı No: 700

 

 

 

YORUMLAR

4 adet yorum var

  1. Kıymetli İbrahim bey üstadım,700.yazınız hayırlı mübarek olsun.Tebrik ediyorum.Dile kolay sanat,estetik,sanatkar portreleri,sırlı yazılar,değişmeyen gündeminiz öz sanatlar,zaman zaman ülke gündemi,zaman zaman tarihi,olmazsa olmaz şehitler tepesi Boğaziçi yazıları,sergiler vb içerikli tam 700 yazı.Bizi aydınlattığınız,bize ufuk açtığınız için sonsuz teşekkürler.Elinize, sağlık.Rabbim sağlığınızı,ömrünüzü,gayretinizi arttırsın da nice 700.yazılar yazın ki bizlerde faydalanalım.İyi ki varsınız.Varolunuz vesselam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR