Kadim sanatlarımız, en çok da adları çoğaldıkça mânâları eksilen emanetlerdir. Bugün ebru etrafında yaşanan tartışmalar, meselenin teknik değil; doğrudan doğruya edep ve silsile (hoca-talebe münasebeti) meselesi olduğunu gösteriyor. “Klasik” denilen şeyin ne olduğu hususunda zihinler bulandıkça, teknedeki suyun rengi de berraklığını kaybediyor”!

Ebru sanatının yaşayan büyük üstadlarından ebrucu Alparslan Babaoğlu’nun şu cümlesi, kanaatimce bütün bu karmaşayı tek hamlede dağıtıyor: “Ben klasik ebru deyince battal ebruyu anlarım. Başka hiçbir şeyi anlamam.”
Sanatın asliyet ve terkip şuuruna yaslanan bu hüküm cümlesi haddizatında bir silsilenin özetidir. Hatip Mehmed Efendi’den Necmeddin Okyay’a, Mustafa Düzgünman’dan bugüne uzanan çizgide ebru, hiçbir zaman şahsî gösterinin alanı olmamış; tevazuun, teslimiyetin ve sabrın aynası olarak görülmüştür. Klasik, eskimiş olan değil; zaman karşısında güzelliğini muhafaza edebilmiş olandır.
Bugün sergi salonlarında adına “yaratıcılık” denilen pek çok deneme görüyoruz. Elbette isteyen istediği tarzda ebru yapabilir. Lakin yapılan her işin adını doğru koymak gerekir. Tekneden çıktıktan sonra müdahaleye uğrayan, başka disiplinlerin alanına kayan çalışmalar “klasik” iddiasıyla sunulduğunda mesele başlıyor. Çünkü klasik, üstadların yolundan hüvesi hüvesine yürümeyi beraberinde getirir.

Ebru, tasavvufla iç içe bir sanattır. Teknedeki su, insana iradesinin hududunu hatırlatır. Güzel bir ebru ortaya çıktığında, onu “ben yaptım” demek, sanatkâr için en büyük imtihandır. Mustafa Düzgünman’ın otuz beş yıl boyunca tek bir ebrusunu satamadan, yalnızca aşk ile bu sanatı icra etmesi, bugün hâlâ aşılması gereken bir edep dersidir.
Ne yazık ki haz ve hız çağında yaşıyoruz. Hızlandırılmış kurslarla, birkaç haftalık eğitimle “hoca” olunan bir zeminde, geleneğin yarınlara taşınması mümkün değil. Malum olduğu üzere bizim sanatlarımızda önce teknik değil, terbiye öğretilir. Çünkü edep sanattan önce gelir.
Üstadlara yaşarken kıymet vermekte zorlanan bir cemiyetiz. Fakat tarih gösteriyor ki, feyz, yolunu mutlaka bulur. Su, hak ettiği menbaa er ya da geç mutlaka ulaşır.

Ebru battaldır. Çünkü battal, başlangıçtır; safiyettir; iddiasız bir güzelliktir. Bugünün gürültülü dünyasında belki de bize fazla sessiz geldiği için kıymeti geç fark ediliyor. Olsun. Hakiki güzellik zaten aceleye gelmez. Yazımıza bir hüküm cümlesiyle nihayet verelim: Klasik ebru battaldır!
Fotoğraflar
1-Battal Ebru. Alparslan Babaoğlu. GÖREN Koleksiyonu
2-Yazarımız İbrahim Ethem Gören Ebrucu Dr. Alparslan Babaoğlu ile birlikte Sanatın ve Sanatkârın İzinde serlevhalı kitabını tedkik ederken.
3-Hüsn-i Hat: Turan Sevgili. Ebru: Dr. Alparslan Babaoğlu. Ebru Tezyinatı: Dr. Muhammet Çevik.
İbrahim Ethem Gören – 28 Aralık 2025
Yazı No: 708

YORUMLAR