Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Hiçbir şiir, mezar taşı kadar millî olamaz: Çiftekardeşler Mezarı meselesine dair

Türk şiirinin büyük ismi Yahya Kemal Beyatlı böyle diyor: “Hiçbir şiir bir mezar taşı kadar millî olamaz!” Mezar taşları sadece birer son durak değil, geçmişin sesini bugüne taşıyan, estetiği ve inançları yansıtan eşsiz tarihi vesikalardır. Mezar taşlarıdır, asırları bugüne taşıyan derin mühürler.

Ömer Nasuhi Bilmen ise 2 ciltlik Tabakatü’l-Müfessirin’de (Büyük Tefsir Tarihi) Erzurumlu Hâzık Mehmed Efendi’nin kaybolan kabri münasebetiyle kaleme aldığı satırlar şöyledir:

Mâlûmdur ki bir belde için, belki bir ülke için büyük bir âlimin, yüksek bir edîbin kabri, binlerce muhteşem binadan daha ziyâde bir ziynet teşkil eder.

1919 yazında ABD’li General James G. Harbord’a Erzurum ziyaretinde Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Albayrak Gazetesi sahiplerinden Süleyman Necati Bey ve Cevat Bey (Dursunoğlu) eşlik etmişti. General Harbord’a Ermenilerin Erzurum’da ne gibi katliamlar yapıldığı hem gösterilmiş hem de anlatılmıştı. Harbord’a Erzurum Belediye Başkanı Zakir Bey’in, iddialar karşısında, verdiği cevap son derece dikkat çekicidir. Zakir Bey, Harbord’a Ermeni ve Müslüman mezarlıklarını göstermiş, Müslüman mezarlığının Ermeni mezarlığından kat kat büyük olduğunu göstererek “Bunlar ölülerini yemedi ya?” demiş, Müslümanların Ermeni nüfusa karşı her zaman çok daha fazla olduğunu belirtmişti.

Bugün katil İsrail devleti Filistin’de, ABD Irak’ta ve işgal ettiği birçok ülkede, Çin Doğu Türkistan’da sadece nüfus ve tapu kayıtlarını değil bin yıllık mezarlıkları yok edip Müslümanların izlerini silerek işgal sonrası bölgenin demografik yapısını yeniden biçimlendirme projesi yürütüyorlar.

Mezar taşları, bulunduğu bölgenin tapusu niteliğindedir. Taşlardaki kitabeler, bir şehrin yüzyıllar önceki demografik yapısını, meslek gruplarını ve sosyal yaşantısını birinci elden belgelerdir. Taşların üzerindeki kılıç (şehitlik veya yiğitlik), kavuk (statü ve meslek), lale (Allah inancı) veya rozet (hayat ağacı) gibi semboller, ölen kişinin kimliğini ve medeniyetin estetik anlayışını yansıtır. Kitabelerde genellikle dünyanın geçiciliği, fani hayatın hüznü ve geride kalanlara verilen öğütler yer alır. Ölümü bile estetikle buluşturan zarif bir tevekkül kültürü sergilerler. Mezarlıklar ruh ve gönül planında kuşakları birbirine bağlar.

Tüm bu bilgi paylaşımını Erzurum’da Çifte Kardeşler Mezarlığının “iş makinesiyle” tahrip edilmesi sonucu kamuoyunda oluşan hassasiyetin ne kadar haklı olduğunu vurgulamak için paylaştım.

Elbette ki, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan ve üyeleri arasında arkeoloji, sanat tarihi, hukuk, mimarlık ve şehir planlama dallarında uzmanlaşmış kişilerin bulunduğu, görüşülecek konuya göre ilgili belediye başkanı veya teknik temsilcisinin olduğu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun her üyesinin yukarıda bahsettiğim “tarihi mezar”ların bir şehir, ülke, coğrafya ve millet için ne kadar mühim olduğuyla ilgili, sokaktaki insandan daha bilgili, şuurlu ve sorumlu olduğu muhakkak.

GEREKLİ LÜZUM ÜZERİNE TARİHÎ YAPILAR VE MEZARLAR YERİNDEN TAŞINABİLİR

Yetkililerin açıklamasından anlaşılıyor ki, halihazırda kentsel dönüşüme bağlı imar planında “yol güzergâhı üzerinde bulunan” Çifte Kardeşler Mezarı’nın (yok edilmesine değil) mevcut “yerinden taşınmasına” yönelik süreçte, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 17.01.2025 tarihli ve 6956 sayılı kararı doğrultusunda gerekli izinler alınmış ve proje onaylanmış. Karar diyor ki tarihî mezarlık yıkılmıyor, yok edilmiyor, KUDEB’in belirlediği yere taşınıyor. Bu da şehircilik tarihinde olan bir durum.

Peki KUDEB nedir? 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 10. Maddesince hükme bağlanmış; İl özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve Bakanlıkça izin verilerek kurulan, korunması gereken kültür varlıklarının koruma, uygulama ve denetim bürosudur. Uzunca adı “Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları”dır.

Türkiye’de ve dünyada baraj suları altında kalma veya güvenlik riskleri sebebiyle yerinden taşınan türbelerden örnekler vereyim:

Zeynel Bey Türbesi (Hasankeyf, Batman):

Ilısu Barajı suları altında kalma tehlikesine karşı 2017 yılında Türkiye’de ilk kez uygulanan bir yöntemle 150 tekerlekli özel platform üzerine oturtulup tek parça halinde taşınmıştır. 1.200 tonluk eser, 2 kilometre mesafedeki yeni Hasankeyf Kültürel Park alanına başarıyla nakledilmiştir.

İmam Abdullah Zaviyesi ve Türbesi (Hasankeyf, Batman):

Zeynel Bey Türbesi ile aynı proje kapsamında, sular altında kalmaktan kurtarılmak amacıyla 2019 yılında parçalara ayrılarak Kültürel Park’a taşınmış ve burada yeniden birleştirilmiştir.

Süleyman Şah Türbesi (Suriye – Türkiye Sınırı):

Suriye sınırları içerisinde yer alan Caber Kalesi’ndeki bu tarihi türbe, güvenlik ve çatışma riskleri sebebiyle 2015 yılında Şah Fırat Operasyonu ile yerinden taşınmıştır. Türbe geçici olarak Türkiye sınırındaki Eşme köyüne nakledilmiştir.

Ebu Simbel Tapınakları (Mısır):

Doğrudan türbe olmasa da taşınan anıt mezar yapıları arasında dünya tarihinin en büyük mühendislik operasyonlarından biridir. Assuan Barajı nedeniyle sular altında kalma riski taşıyan yapılar UNESCO öncülüğünde 1960’larda kesilerek daha yüksek bir alana taşınmıştır.

TEPKİLER NEDEN ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ?

Hal böyleyken, yani koruma kurulu ve KUDEB işin içindeyken Erzurum’da halk “mezar taşıma” işine neden bu kadar tepki gösterdi?

1-Tarihi miras mahiyetindeki mezar hiç olmayacak bir biçimde “iş makinesiyle” kazıldı. Bu kazıma işlemi sırasında mezar taşları kırılabilirdi, görüntü çok kötüydü, vicdanlar kabul etmedi. (Öğrenildi ki KUDEB heyeti mezar yerinde hazır bulunmadan kazı çalışması başlamış.)

2-Halkın hürmet ettiği türbe mahiyetindeki Çifte Kardeşler Mezarı’nın birinde Selçuklular döneminde yaşamış ve 1290’larda Erzurum’da kadılık yapmış Melekzâde Kadı Fahreddin Davut Efendi, diğerinde de 1311 yılında vefat eden Kadı İbrahim’in kızı olup devrinin bilginlerinden sayılan Zahide Hatun’un naaşları bulunmaktadır. Erzurum’da halk arasında şöyle bir inanç geleneği var: Akıl hastaları, sinir buhranı geçiren şahıslar bu türbeye getirilir ve burada şifa bulduğuna inanılır ki bundan dolayı bu mezarlığa “Huykesen Türbesi” de denir. Şehrin manevî hafızası bu. Halkın hürmet gösterdiği ve manevî anlam yüklediği mekânda özensizce çalışılması tepkiyi artırdı.

3-Daha önce, 2018’de Yakutiye Belediyesi’nin “Hasan-ı Basri Türbesi”ni yüksek binaların arasında sıkışacak şekilde bırakması ve türbeye ulaşımın, türbenin görünürlüğünün zorlaşması hiçbir Erzurumlunun içine sinmemişti. Şehirdeki ve ülkedeki tepkiler hiçe sayılmıştı. Çifte Kardeşler Türbesi’ne yapılan müdahale bu zihinsel ve vicdanî travmayı daha sert bir şekilde depreştirdi, çalışanlara ve yetkililere olan güven sarsıldı.

4-Bu tarihî manevî mekâna yapılan müdahalenin dinî bayramımız olan Kurban Bayramı’nın “Arefe” gününde yapılması kabul edilemezdi. Bu zamanlama hatası halkta herkes Kurban Bayramı telaşındayken “türbe bir ‘oldubitti’yle yıkılacak!” endişesi oluşturdu.

Nitekim, meseleyi siyasî ranta ve propagandaya çevirmek isteyen cambazlar dışında, halkın tepkisi haklıdır ve yerindedir.

ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, YAPTIĞI AÇIKLAMAYLA KAMUOYUNU AYDINLATTI

Mezarda izinsiz yapılan kazı çalışmasından sonra EBB yetkilileri halka neyin ne olduğuna dair bir basın açıklaması yaptı:

“Halihazırda yol güzergâhı üzerinde bulunan Çifte Kardeşler Mezarı’nın mevcut yerinden taşınmasına yönelik süreçte, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 17.01.2025 tarihli ve 6956 sayılı kararı doğrultusunda gerekli izinler alınmış ve proje onaylanmıştır.

Koruma Kurulu kararı kapsamında işlemlerin, KUDEB denetiminde ve ilgili görevlilerin nezaretinde gerçekleştirilmesi planlanmış; bu doğrultuda Mezarlıklar Şube Müdürlüğü personeli, imam ve KUDEB görevlileri için gerekli organizasyon yapılmıştır.

Ancak yapılan incelemelerde, belirlenen usul ve saat dışında, ilgili görevliler hazır bulunmadan kazı çalışmalarına başlandığı tespit edilmiştir. Söz konusu işlemin belediyemizin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştirildiği anlaşılmış olup, ekiplerimizin müdahalesiyle çalışmalar derhâl durdurulmuştur.

Yaşanan bu yanlış uygulama nedeniyle kamuoyunun hassasiyetini paylaşıyor, gerekli idari incelemenin başlatıldığını bildiriyoruz. Çifte Kardeşler Mezarı korunacak olup, bundan sonraki süreç ilgili kurul kararları ve denetimler çerçevesinde titizlikle yürütülecektir.”

EBB BAŞKANI MEHMET SEKMEN ERZURUM TARİHİNİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARAN VE KORUYAN BAŞKANDIR

Beş asırlık “Binbir Hatim Geleneği”ni başlatan Pir Ali Baba’nın kabri Palandöken eteklerinde, bir tepenin üzerinde, sert rüzgârların mezar etrafında özensizce yerleştirilmiş taşları dağıttığı, üstü açık ve toprağında yaban otların bittiği kitabesiz bir mezardı. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen bu bakımsızlığa rıza göstermedi ve zorlu tabiat şartlarına rağmen şehrimizin manevî dinamiklerinden Pir Ali Baba’ya yakışır bir türbe yaptı.

Sayın Sekmen Başkan, bir harabeye dönmüş olan Yukarı Mumcu Cami’yi o bölgedeki imar planı gereği yıkıp 50 metre yukarıya geleneksel mimariyle ve çevre düzenlemesiyle eskisinden fevkalâde güzel bir cami yaptı. Aynı şekilde eskimiş Aşağı Mumcu Cami ile Çırçır Cami de yıkıldı, bu iki cami de yepyeni mimarileriyle ve daha görünür bir konumda, sokak aralarından çıkarılıp ana cadde üzerine taşınacak. Pekâlâ, Gürcükapı Cami’nin etrafının düzenlenmesine kim kötü oldu diyebilir?

Mayıs ayı içerisinde Erzurum’da ağırladığımız Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Prof.Dr. Abdülhamit Avşar’ın şaşkınlıkla ve hayranlıkla ifadesini size aktarayım: “Murat Başkanım, en son 15 yıl evvel Erzurum’a gelmiştim ve Erzurum’da kale olduğunu bilmiyordum.” Evet, kalenin etrafının açılması kötü mü oldu? Ben inanıyorum ki, EBB Başkanı Sayın Mehmet Sekmen diğer yaptıkları gibi bakımsız, günümüzde çoğu Erzurumlunun, varlığından habersiz olduğu Çifte Kardeşler Mezarı’na da yakışır bir türbe inşa edecektir.

Yazımı yine büyük şairimiz Yahya Kemal’in güzel sözüyle noktalayayım: “Biz ölülerimizle birlikte yaşarız.

 

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

1