Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Yaz Kur’an kurslarında esas ne olmalıdır?

(Eğitimcinin Eğitimi ve Aile)

Ömrümüzde bir bahar mevsimi daha geride kaldı, yaza “merhaba” dedik. Okullar tatil olunca çocuklar dinini, diyanetini daha iyi öğrensin, mevsim mâlâyânî geçmesin diye yaz kuran kurslarına gönderilir. Camilerde ve birçok STK’de çocuklara ve gençlere “Kur’an-ı Kerim, ilmihal, siyer, adâb-ı muaşeret” dersleri verilir. Bu yıl il müftülüklerine bağlı yaz kursları 6 Temmuz-14 Ağustos 2026 tarihleri arasında 6 hafta sürecek.

Yaz Kur’an Kurslarından verim almak istiyorsak birkaç hususu dikkatlerinize sunacağım:

İlk olarak iman esasları…Modernitenin ve dijital dünyanın tüm zehirleyiciliğine maruz kalan çocukların ve gençlerin evvelâ imanî konularda desteklenmesi elzemdir. İlk ders ve her ders eğitimciler tarafından Allah’ın varlığı başta olmak üzere muhakkak iman esasları anlatılmalı ve işlenmelidir. Bu konuyu, teklif ettiğim müfredatı birkaç yazıda işleyeceğim inşallah.

İkinci diyeceğim şu ki bu yaz kursları modern sınavları, hırsı ve rekabeti, maddî kariyeri hatırlatan “kurs” kelimesiyle değil “mahalle mektebi” adıyla adlandırılmalıdır. Camilerimiz ve mescitlerimiz kadim kültürümüzde olduğu gibi her mevsim mahalle mektebine dönüşmelidir. “Mahalle” kelimesinin kullanılmasını çocuğun, ebeveynin, toplumun şuuraltını ihya etmesi açısından önemsiyorum. Evet, yaz kursu değil Mahalle Mektebi…

Üçüncüsü eğitimcinin eğitimi…. Yaz Kurslarında dinî eğitim verecek personelin dil, üslup ve sosyal psikolojik açısından çok iyi bir hizmet içi eğitimden geçmesi gerekir. Her bir çocuğun başka bir dünyadan ve aileden geldiği unutulmamalıdır. Alaycı, tahkir edici, buyurgan, sert, kaba, korkutucu, ötekileştirici, ayrıştırıcı bir dil asla kabul edilemez. Eğitmenler sigara kokmamalı meselâ, temiz giyinmeli, nezaket ve feraset sahibi olmalı, derslerde siyasete ve güncel polemik konulara girmemeli. Yaz kursu eğitmenleri insan kazanmada, terbiyede ve talimde dikkat edilmesi gereken dil ve üslup konusunda rehberimiz, önderimiz elbette ki Peygamberimiz, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin eğitim metodunu çok iyi okuyup sindirmeli.

Dördüncü olarak aile… İslam inancında, düşüncesinde ve geleneğinde “Her doğan çocuk fıtrat üzere”dir. Kökü Arapça olan “ahlâk” fıtrat ve yaratılış üzere olmak demektir. Çocuğun fıtrat üzere olması, Batı felsefesindeki “tabular rasa” (boş levha) kavramıyla örtüşse de önemli bir nüansla ondan ayrılır. Batı determinizminde zihin tamamen boşken İslam inancında çocuk doğuştan iyi, temiz ve gelişime açık bir potansiyeldir; bu potansiyelin bir kimliğe bürünmesi ise tamamen ebeveyn ve yakın çevrenin sosyal değerlerine (sosyal determinizm) bağlıdır.

İslam düşünce atlasında çocuk, ahlâkî ve zihnî açıdan edilgen bir malzeme değil, yönlendirilmeyi bekleyen dinamik bir potansiyeldir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Her doğan çocuk fıtrat üzeredir; sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz, 92) şeklindeki bilgi kuramı (epistemolojik tespit), insan şahsiyetinin inşasında genetik kodlardan ziyade sosyo-kültürel çevrenin ve ailenin mutlak egemenliğini ilan eder.

İslam ahlâk felsefesinin zirve isimlerinden İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde çocuk kalbini “üzerine hiçbir nakış çizilmemiş, her türlü şekli almaya müsait temiz bir cevher” olarak tanımlar. Gazali’ye göre çocuk, çevresinden gördüğü davranışları taklit eden mekanik bir aynadır.

İslam eğitimde güzel modelleme (üsve-i hasene) önemlidir. Çocuğa teorik bilgi vermekten ziyade, ona ‘yaşayan bir çevre’ sunmak esastır. Çocuk, duyduğu nasihatlerin değil, yakın çevresinde soluduğu ahlâkî iklimin bir eseri olarak şekillenir. Çocuk bir “eser”dir.

İslam pedagojisinde çocuk eğitimi, sadece aile içi dinamiklerle sınırlı kalmayıp çocuğun temas ettiği dış çevre ve arkadaş gruplarını da kapsayan bütüncül bir yapıya sahiptir. Nitekim Peygamberimizin (s.a.v.) “İyi arkadaş ile kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük üfleyen gibidir…” teşbihi, modern psikolojideki “sosyal öğrenme” ve “akran etkisi” kuramlarının erken bir projeksiyonudur. Çocuk, yakın çevresinin ahlâkını, dilini ve tavırlarını kaçınılmaz olarak alır.

Çocuklar anne ve babaya verilen emanetlerdir. Emanet bilinci, ebeveyne pasif bir koruyuculuktan ziyade, aktif bir “mimar” rolü yüklemektedir. Lokman Suresi’nde Hz. Lokman’ın oğluna yönelik tevhitten ahlâka, estetikten (ses tonunun ayarlanması) sosyal ilişkilere (kibirlenmeme) kadar uzanan öğütleri, bir çocuğun karakterinin ebeveyn tarafından nasıl ilmek ilmek işlendiğinin prototipidir. Bu açıdan bakıldığında çocuk, anne ve babasının değerler dünyasının toplumsal alandaki izdüşümü ve canlı bir eseridir.

İmam Şafii yetim büyümüştür. Annesi, oğlunun ilim fatihi olması için onu çok genç yaşta Mekke’den Medine’ye, İmam Malik’in yanına göndermiştir. Şafii, “Benim bu makama gelmem, annemin fedakârlığı ve beni yönlendirdiği çevre sayesindedir.” diyerek başarısını annesinin vizyonuna bağlamıştır.

John Locke, Jean-Jacques Rousseau, John B. Watson gibi düşünürler de yazılarında çocuğun karakterini, ahlâkını ve bilgilerini tamamen anne, baba ve çevreden aldığını vurgularlar. Sosyal terbiyeyi anlatan Türk atasözleri vardır: “Ağaç yaşken eğilir.”, “Armut dibine düşer.”, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” gibi…

O halde çocuğu Yaz Kuran Kursuna giden ailede hem madde planında hem ruh planında İslamî yaşayış ailenin özü, fikri, ilkesi, kararı ve eylemi olmalıdır. Evlerde Müslümanca vakit, Müslümanca duruş olmadıkça yaz kurslarından beklenen fayda beklenen düzeyde elde edilemeyecektir. Evde ve her yerde bir vakte ve işe besmelesiz başlamamak, helal ve haram, tevazu, diğergamlık, ağzı dualı olmak, selamlaşmaların Müslümanca olması (Selamünaleyküm, Allah’a ısmarladık, Allah’a emanet olunuz…), dinlediğimiz musiki, konuştuğumuz kelimeler, edep, haya, kılık kıyafet, adâb-ı muaşeret, nezaket, tevazu, sosyal medya kullanımındaki ve içeriklerimizdeki millî değer ve kültür hassasiyet ve namaz… Bunlar evde olmadıkça yaz kursu çocuğa çok tesir etmeyecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR