Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Yedi maddede Gazze imtihanımız!

Filistinli Şair Musab Ebu Taha diyor ki:

Gazze’de nefes almak bir vazife

Gülümsemek ise kendi yüzümüze yaptığımız estetik ameliyat

Ve sabahları uyanmak,

Bir gün daha hayatta kalmak için ölümden geri dönmektir.

1-Gazze, Filistin, Mescid-i Aksa Türk-İslam tarihinde bir coğrafya veya önemli bir mekân olduğu için hassasiyet göstermemizin yanında bir insan olarak da direnişin bir parçası olmamız gerekiyor. İspanyollar gibi, Belçikalılar gibi, İtalyanlar gibi, Kolombiyalılar ve dünyadaki fıtrat üzere vicdanına kaybetmemiş caddeleri, sokakları, meydanları dolduran mahşeri kalabalıklar gibi…

2-Gazze’de zulüm modernizmin, Batı kaynaklı her türlü insan hakları gevezeliğinin, felsefenin, yalanın dolanın iflas ettiği ve dünyanın her ikliminden halkların, milletlerin İslama akın akın merak salıp Müslüman olmaya başladığı bir milattır. Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır…

Cenab-ı Hak Bakara süresi 216. Ayette şöyle buyuruyor:

“Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”

3-Gazze’deki zulüm karşısında İslam dünyası ciddi bir sınava maruz kalmıştır. İslam toplumlarındaki kriptolar ortaya çıkmış, içimizde Müslüman-Türk kıyafetiyle fitnenin kaynağı insanların varlığını güçlü bir şekilde göstermiştir. İslam düşmanlığını apaçık söyleyemeyip “Arap” kelimesini kullanan kim varsa ya cahildir ya İslama düşmandır. Gazze Arabın meselesi değildir. Bir asır evveline kadar Gazze bin yıl orayı yöneten, coğrafyasında ve ülkesinde huzuru sağlamaya çalışan Türkiye’mizin meselesidir, dünyadaki tüm Müslümanların meselesidir ve hangi dinden olursa olsun vicdanlı herkesin meselesidir.

4-Hamas’ın imzaladığı ateşkes anlaşmasını yorumlamak haddimize değil! Filistin’de, Gazze’de sahada olan; zulmü, hüznü, acıyı, yalnızlığı ve ölümün her türlüsünü en ağır şekilde yaşayan barut kokulu kahraman direnişçilerin imzasını yorumlamaktan ar ederiz. Biz bu imzaya sadece hürmet ederim. Selam olsun Allah’ın arslanlarına…

5-İmzalanan barış anlaşmasına rağmen 75 yıldır vuran, katleden, gasp eden Batı’nın ileri karakolu ve terör örgütü İsrail’e, ABD’ye nasıl güveneceğiz. Biz 75 yıldır ülkesini hepimiz adına savunan Hamas’ın yanında olacağız elbette. Hamas terör örgütü değil, vatanını savunan Kuvayı Milliyedir. Hal böyleyken imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen sokakların, meydanların terkini vermeyeceğiz. Soykırımın hesabını İsrail vermeden direniş bitmez, bitmeyecek. Hesap verecekler!

6-Boykota devam etmek dünyanın her yerinde İsrailoğullarıyla, zalimlerle bir cihat, bir mücadeledir. Asla gevşememeli, asla ‘tamam’ dememeliyiz. İsrail ve onu zulüm yapmaya teşvik eden küresel baronlar, bu baronların yetiştirmeleri olan adamların yönettiği devletler mazlum coğrafyalara dadanmış ahlâksızlardır, hırsızlardır, katillerdir, vicdansızlardır ve kendileri dışındaki ve kendilerinin belirlediği yolun dışına çıkan her insanı yok edilmesi gereken mahlûk gören ruh hastalarıdır. Boykota devam. Boykot cihattır.

7-Filistinli çocukların, kızların, kadınların, gençlerin, adamların, münevverlerin tırnağının kiri olamayacak; cesaretten, namustan, ahlâktan, fikirden, vicdandan nasiplenmemiş içimizdeki Yahudileşme temayülüne kendilerince/güya “millî” isimler bulup ahkâm kesen gürûh kendisini Müslüman addeden herkes tarafından artık fark edilmeli ve dışlanmalı, yok sayılmalıdır.

**

KUDÜS DESTANI / Murat Ertaş

suskunluk ancak uykuda sığdır

tüm sözleri bastırır kısık gözlerin çığlığı

bir rüya deler karanlığı

tut elinden öksüz kelimelerin

şair çağır atlarını, kibirli demokratlarını

yık diline dizdiğin dinozor barikatlarını

mazlum coğrafyaların toplayıp ahlarını

al bıçkın rediflerini, en önde gel!

korkma! ayakların çıplak kalsın, kanasın

fırlat göğsünden zulmün kuyusu taş dolsun

savur! toz etsin zırhlı gövdesini düşmanın

kuşan! iman kılıcını, aşk olsun!

*

Kenan ilinde taş kanatlıdır uçurtmalar

ipi son Resul’ün şahdamarından

kuşlar yol verir arından, bulutlar rüzgârından

küçük tabutlar taşır güneşe huzmeleri

patlamış sokaklarda çocuklar “yaşamak” oynar

yaşam filizleri izzetin, hürriyetin; ölüm korkusu işgalin

gündüz zeytin dağından, gece ay sandalından

taş damıtır Hanzala

Lut gölünden derindir nasırlı avuçları

yeminleriyle çıldırtıp kapital tanrıları

şerefedir her yıkık apartman, sokak, bahçe

Gazze’de vakit tülle süslenen arefedir

çağlardan kutlu çocukları avuçlarından tanırım

-karanlıkta kalmış dağlar kadar-

dünyaya yüz çevirmiş çocuklardan utanırım

*

yalnız, uzaktan kurduğumuz cümleler çoğul

acı bir sevdayla tutkun tutkun bakıp uzaktan

Bağdat, Acem, Kahire, İstanbul

tankların homurtusuna gülen kızlar ne güzel

Âsiye’nin şarkısı, saraylar menevşesi

kevser sularına düşen kınalı gazel

gözlerinde simsiyah intikam sürmesi

kirpikleri zulmün ciğerini deşer kıymık kıymık

anneler dikenli telden beş vakte kundak işler

fosfor yalazlarından kasnağa hilâl düşer

kahraman doğururlar, güneşten daha makbul

İmrân’ın karısının duası, göklerle nikâhlı

cennette şen, dünyada melul…

*

ben bu hüznü Taif’ten bilirim

bırakmaz canda mecâl

gün siyah perde; gece, ışıktan derin kuyu

toprağa düşen kir karıncaları ezer

dipsiz karanlıklarda kamçılanırken deccâl

on beşinde bir yiğit titretir Yehova’yı

hangi aziz kıskanmaz, hangi su? Cüneydi’nin terini

babalar omuzlarda akan ırmakta yüzer

Ömer’in kılıcının altında Kılıçarslan

akar Baybars ve Atsız, muzaffer Selahaddin

uğurlayanlar en az gidenler kadar metin

Filistin’de fişek gibi doğar gün, füze gibi yükselir

düşer siyon yıldızı; kurur, çatlar dudağı

adına Kassam denir

kipalar yüzünü tırmalar Yehuda’nın

el Aksa’da kırmızı açar güller

Peygamber kokar kanlarıyla şühedanın

*

ne mübârek beldesin ey Kudüs!

nebiler bende oldu sana

göğü gezdirdin en şerefli insana

sen susuz kalırsan deniz ölür

Süleyman sultanlara pir gelir

her cisimden tekbir gelir

Hayber hatırına kes liyne ağaçlarını

kanlı yaşlar döksün

ağlasın günahlarına Hirodes’in duvarı

cehennem ateşi garkad ile tutuşsun

yıkılsın demir kubbesi İsrail’in

kurusun…

YORUMLAR

3 adet yorum var

  1. Haha, biraz batı dümenci miymisiz ya? Arap kelimesini kullananlar cahildir ya da İslama dışmandır? Elbette, belki de Batının kendisi biraz gaflet içinde mi? Boykot çünkü ahlaksızlar! Evet, ahlaklı bir boykot, tabii ki! Gazzedeki kahramanlara hürmet ediyorsunuz, harika! Peki ama bu hürmet ne zaman sokaklara döner? Kudüs Destanı şairliği harika ama biraz daha pratik bir direniş fikri de olsaydı… Bu imtihanın cevabı yok mu, biraz daha akıllıca bir yol mu bulunurdu? Hep iman olsun demekle devletler hesap vermez, değil mi? Biraz da Fıratın suyundan içip, Zirve dağının karşısına geçip diyelim ki biraz göz yaşı dökyorsak? Belki thenki biraz daha anlaşılsak…basketball stars

  2. Bu metin, Batıya ve İsraile karşı öfkeyi doruklarda yaşatan, aynı zamanda ezilenlere karşı sempati besleyen güçlü bir siyasi ve dini duygusal mektuptur. Ancak yazarın KUDÜS başlıklı bölümündeki ifadeleri, Kudüsü güzel bir beldede tanımlaması ve Hirodes ile İsraile yönelik ağır suçlamaları, durumu biraz da komik bir hale getiriyor. Özellikle Süleyman sultanlara pir gelir demesi gibi ifadeler, öfkeli bir dille yazılmış olsa da, biraz da hicvedici oluyor. Kudüsün bu kadar sembolik bir yer için bu şekilde betimlenmesi, metnin genel duygusal atmosferine şaşırtıcı bir lezzet katabilir!deltarune prophecy in order

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR