Filistinli Şair Musab Ebu Taha diyor ki:
Gazze’de nefes almak bir vazife
Gülümsemek ise kendi yüzümüze yaptığımız estetik ameliyat
Ve sabahları uyanmak,
Bir gün daha hayatta kalmak için ölümden geri dönmektir.
1-Gazze, Filistin, Mescid-i Aksa Türk-İslam tarihinde bir coğrafya veya önemli bir mekân olduğu için hassasiyet göstermemizin yanında bir insan olarak da direnişin bir parçası olmamız gerekiyor. İspanyollar gibi, Belçikalılar gibi, İtalyanlar gibi, Kolombiyalılar ve dünyadaki fıtrat üzere vicdanına kaybetmemiş caddeleri, sokakları, meydanları dolduran mahşeri kalabalıklar gibi…
2-Gazze’de zulüm modernizmin, Batı kaynaklı her türlü insan hakları gevezeliğinin, felsefenin, yalanın dolanın iflas ettiği ve dünyanın her ikliminden halkların, milletlerin İslama akın akın merak salıp Müslüman olmaya başladığı bir milattır. Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır…
Cenab-ı Hak Bakara süresi 216. Ayette şöyle buyuruyor:
“Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
3-Gazze’deki zulüm karşısında İslam dünyası ciddi bir sınava maruz kalmıştır. İslam toplumlarındaki kriptolar ortaya çıkmış, içimizde Müslüman-Türk kıyafetiyle fitnenin kaynağı insanların varlığını güçlü bir şekilde göstermiştir. İslam düşmanlığını apaçık söyleyemeyip “Arap” kelimesini kullanan kim varsa ya cahildir ya İslama düşmandır. Gazze Arabın meselesi değildir. Bir asır evveline kadar Gazze bin yıl orayı yöneten, coğrafyasında ve ülkesinde huzuru sağlamaya çalışan Türkiye’mizin meselesidir, dünyadaki tüm Müslümanların meselesidir ve hangi dinden olursa olsun vicdanlı herkesin meselesidir.
4-Hamas’ın imzaladığı ateşkes anlaşmasını yorumlamak haddimize değil! Filistin’de, Gazze’de sahada olan; zulmü, hüznü, acıyı, yalnızlığı ve ölümün her türlüsünü en ağır şekilde yaşayan barut kokulu kahraman direnişçilerin imzasını yorumlamaktan ar ederiz. Biz bu imzaya sadece hürmet ederim. Selam olsun Allah’ın arslanlarına…
5-İmzalanan barış anlaşmasına rağmen 75 yıldır vuran, katleden, gasp eden Batı’nın ileri karakolu ve terör örgütü İsrail’e, ABD’ye nasıl güveneceğiz. Biz 75 yıldır ülkesini hepimiz adına savunan Hamas’ın yanında olacağız elbette. Hamas terör örgütü değil, vatanını savunan Kuvayı Milliyedir. Hal böyleyken imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen sokakların, meydanların terkini vermeyeceğiz. Soykırımın hesabını İsrail vermeden direniş bitmez, bitmeyecek. Hesap verecekler!
6-Boykota devam etmek dünyanın her yerinde İsrailoğullarıyla, zalimlerle bir cihat, bir mücadeledir. Asla gevşememeli, asla ‘tamam’ dememeliyiz. İsrail ve onu zulüm yapmaya teşvik eden küresel baronlar, bu baronların yetiştirmeleri olan adamların yönettiği devletler mazlum coğrafyalara dadanmış ahlâksızlardır, hırsızlardır, katillerdir, vicdansızlardır ve kendileri dışındaki ve kendilerinin belirlediği yolun dışına çıkan her insanı yok edilmesi gereken mahlûk gören ruh hastalarıdır. Boykota devam. Boykot cihattır.
7-Filistinli çocukların, kızların, kadınların, gençlerin, adamların, münevverlerin tırnağının kiri olamayacak; cesaretten, namustan, ahlâktan, fikirden, vicdandan nasiplenmemiş içimizdeki Yahudileşme temayülüne kendilerince/güya “millî” isimler bulup ahkâm kesen gürûh kendisini Müslüman addeden herkes tarafından artık fark edilmeli ve dışlanmalı, yok sayılmalıdır.
**
KUDÜS DESTANI / Murat Ertaş
suskunluk ancak uykuda sığdır
tüm sözleri bastırır kısık gözlerin çığlığı
bir rüya deler karanlığı
tut elinden öksüz kelimelerin
şair çağır atlarını, kibirli demokratlarını
yık diline dizdiğin dinozor barikatlarını
mazlum coğrafyaların toplayıp ahlarını
al bıçkın rediflerini, en önde gel!
korkma! ayakların çıplak kalsın, kanasın
fırlat göğsünden zulmün kuyusu taş dolsun
savur! toz etsin zırhlı gövdesini düşmanın
kuşan! iman kılıcını, aşk olsun!
*
Kenan ilinde taş kanatlıdır uçurtmalar
ipi son Resul’ün şahdamarından
kuşlar yol verir arından, bulutlar rüzgârından
küçük tabutlar taşır güneşe huzmeleri
patlamış sokaklarda çocuklar “yaşamak” oynar
yaşam filizleri izzetin, hürriyetin; ölüm korkusu işgalin
gündüz zeytin dağından, gece ay sandalından
taş damıtır Hanzala
Lut gölünden derindir nasırlı avuçları
yeminleriyle çıldırtıp kapital tanrıları
şerefedir her yıkık apartman, sokak, bahçe
Gazze’de vakit tülle süslenen arefedir
çağlardan kutlu çocukları avuçlarından tanırım
-karanlıkta kalmış dağlar kadar-
dünyaya yüz çevirmiş çocuklardan utanırım
*
yalnız, uzaktan kurduğumuz cümleler çoğul
acı bir sevdayla tutkun tutkun bakıp uzaktan
Bağdat, Acem, Kahire, İstanbul
tankların homurtusuna gülen kızlar ne güzel
Âsiye’nin şarkısı, saraylar menevşesi
kevser sularına düşen kınalı gazel
gözlerinde simsiyah intikam sürmesi
kirpikleri zulmün ciğerini deşer kıymık kıymık
anneler dikenli telden beş vakte kundak işler
fosfor yalazlarından kasnağa hilâl düşer
kahraman doğururlar, güneşten daha makbul
İmrân’ın karısının duası, göklerle nikâhlı
cennette şen, dünyada melul…
*
ben bu hüznü Taif’ten bilirim
bırakmaz canda mecâl
gün siyah perde; gece, ışıktan derin kuyu
toprağa düşen kir karıncaları ezer
dipsiz karanlıklarda kamçılanırken deccâl
on beşinde bir yiğit titretir Yehova’yı
hangi aziz kıskanmaz, hangi su? Cüneydi’nin terini
babalar omuzlarda akan ırmakta yüzer
Ömer’in kılıcının altında Kılıçarslan
akar Baybars ve Atsız, muzaffer Selahaddin
uğurlayanlar en az gidenler kadar metin
Filistin’de fişek gibi doğar gün, füze gibi yükselir
düşer siyon yıldızı; kurur, çatlar dudağı
adına Kassam denir
kipalar yüzünü tırmalar Yehuda’nın
el Aksa’da kırmızı açar güller
Peygamber kokar kanlarıyla şühedanın
*
ne mübârek beldesin ey Kudüs!
nebiler bende oldu sana
göğü gezdirdin en şerefli insana
sen susuz kalırsan deniz ölür
Süleyman sultanlara pir gelir
her cisimden tekbir gelir
Hayber hatırına kes liyne ağaçlarını
kanlı yaşlar döksün
ağlasın günahlarına Hirodes’in duvarı
cehennem ateşi garkad ile tutuşsun
yıkılsın demir kubbesi İsrail’in
kurusun…

Haha, biraz batı dümenci miymisiz ya? Arap kelimesini kullananlar cahildir ya da İslama dışmandır? Elbette, belki de Batının kendisi biraz gaflet içinde mi? Boykot çünkü ahlaksızlar! Evet, ahlaklı bir boykot, tabii ki! Gazzedeki kahramanlara hürmet ediyorsunuz, harika! Peki ama bu hürmet ne zaman sokaklara döner? Kudüs Destanı şairliği harika ama biraz daha pratik bir direniş fikri de olsaydı… Bu imtihanın cevabı yok mu, biraz daha akıllıca bir yol mu bulunurdu? Hep iman olsun demekle devletler hesap vermez, değil mi? Biraz da Fıratın suyundan içip, Zirve dağının karşısına geçip diyelim ki biraz göz yaşı dökyorsak? Belki thenki biraz daha anlaşılsak…basketball stars
Bu metin, Batıya ve İsraile karşı öfkeyi doruklarda yaşatan, aynı zamanda ezilenlere karşı sempati besleyen güçlü bir siyasi ve dini duygusal mektuptur. Ancak yazarın KUDÜS başlıklı bölümündeki ifadeleri, Kudüsü güzel bir beldede tanımlaması ve Hirodes ile İsraile yönelik ağır suçlamaları, durumu biraz da komik bir hale getiriyor. Özellikle Süleyman sultanlara pir gelir demesi gibi ifadeler, öfkeli bir dille yazılmış olsa da, biraz da hicvedici oluyor. Kudüsün bu kadar sembolik bir yer için bu şekilde betimlenmesi, metnin genel duygusal atmosferine şaşırtıcı bir lezzet katabilir!deltarune prophecy in order
Çok güzel ifade etmişsiniz,yüreğinize sağlık..