Bazı programlar vardır; takvim yapraklarında bir etkinlik olarak görünür, fakat gönülde bir iz, zihinde bir muhasebe olarak kalır. Yıldız Holding’in geleneksel hale getirdiği Kur’ân-ı Kerîm Tilaveti Programı da işte böylesi özel bir buluşmaydı.

Bugün Üsküdar Hz. Ali Camii’nde Hakk kelâmını işittik; hâfız-ı kurrâ hocalarımızın gönülleri titreten tilavetleriyle tefekkür iklimine daldık. Kur’ân-ı Kerîm dinlerken modern hayatın gürültüsü sustu, öznesinde haz ve hız barındıran dünyanın telaşı geri çekildi, kalpler yeniden aslî yurduna yöneldi.
Yıldız Holding’in, ebediyete irtihal eden çalışanlarını, emeklilerini, yöneticilerini, iş ortaklarını ve yakınlarını hayır dualarla yâd etmek üzere yıllardır sürdürdüğü bu güzel gelenek, birkaç saatliğine de olsa insanı ana kucağı misali şefkatle sarıp sarmalıyor. Bir taraftan vefâ borcu ödeniyor, diğer taraftan Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle i’lâ-yı kelimetullah yolunda mütevazı ama kıymetli bir vazife yerine getiriliyor.
Bugün iş bu program vesilesiyle gönül dostlarıyla da hasbihal etme imkânı bulduk. Yıldız Holding’in önceki dönem İcra Kurulu Başkanı Ali Ülker ile sohbet ettik. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Dr. İsrafil Kışla ile hasret giderdik. İnsan ve Zihniyet Vakfı’nın (İNZİVA) kurucuları kıymetli hocalarımız Osman Egin ve Hüseyin Öresin ile yeniden bir araya gelmenin huzurunu yaşadık.
Programda ayrıca Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Av. İbrahim Taşkın, holding yöneticilerinden Dr. Mehmet Köse, Ahmet Yeni ve Mehmet Akif Ersoy ile de selâmlaşma fırsatı bulduk.
Sözün bu yerinde bir hüküm cümlesi kuralım: Böylesi manevî atmosferlerin en güzel taraflarından biri de farklı meşgaleler içinde koşturan insanların aynı kelâmın gölgesinde buluşabilmesidir.
İkramın ardından başlayan programda ülkemizin önde gelen hafız-ı kurrâ hocaları Kur’ân-ı Kerîm tilavet etti. Hocalarımızın kıraatlerinden neş’et eden ihlâsla gönüllere dokundu! Tilavet boyunca camide derin bir huşû iklimi hâkimdi.

Ardından değerli İslam âlimi Hüseyin Öresin Hoca, okunan âyet-i kerîmeler ekseninde gönüllere hitap eden bir sohbet gerçekleştirdi. Sohbeti dinlerken not tuttuğum satırları, kıymetli okuyucularımızın irfanına arz etmek isterim.
“Bize yön veren çok güzel bir ayet okundu. Rabbimiz buyuruyor ki: ‘Allah Resulü sizin için en güzel örnektir.’ Ama onu kimler örnek alabilir? Bizi ilgilendiren burası. Onunla aynı yöne bakanlar örnek alabilir… Allah Resulü’nün gözünü diktiği şeye gözümüzü dikmediğimiz müddetçe, onun davranışları bizim için sadece bir nostalji olur. Müze gezer gibi dinleriz. ‘Ne güzel davranmış’ der geçeriz.
Oysa Efendimiz hangi ebedî nimetlere yöneldiyse biz de oraya yönelirsek, onun oturması da kalkması da, tebessümü de susması da bizim hayatımızı inşa eder. Rabbim bütün amellerimizde bizi o istikamete yöneltsin. ‘Bu durumda Allah Resulü nasıl davranırdı?’ diye soranlardan eylesin.
Hiç merak etmeyin; o sorunun cevabı insanı yerde bırakmaz. ‘Zarar ederiz’ diyorsak, asıl zarar o cümlededir. Allah Resulü ile beraber zarardan değil, sadece kazançtan bahsedilir.”
Hüseyin Hoca’nın sohbeti bununla da sınırlı değildi. Kaf Suresi’nden okunan âyetler üzerinden ölüm hakikatini hatırlattı.
Modern insanın hayat bilgisini konuştuğunu, fakat ölüm bilgisini ihmal ettiğini ifade etti.
Bayram namazlarında Resûl-i Ekrem Efendimizin Kaf Suresi’ni sıkça okuduğunu hatırlatarak şu çarpıcı değerlendirmede bulundu: “Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de bize hayatın bilgisini anlattığı kadar ölümün bilgisini de anlatır. Bugün insanlar ölümleri seyrediyor ama ölümü tefekkür etmiyor. Oysa hepimiz öleceğiz.
Allah Resulü otururken bir cenaze geçtiğinde ayağa kalktı. ‘Bu bir Yahudi cenazesi’ denildiğinde buyurdu ki: ‘Ölümün öyle bir dehşeti vardır ki onu hissedemeyen gerçek ölüdür.”
Katıldığı cenazeyi kendi cenazesi gibi görmeyen, musalladaki insandan daha fazla ölüdür.
Rabbim bizleri ölümü unutmaktan, öleceğini unutmaktan muhafaza eylesin. Hayatın bilgisini aradığımız kadar ölümün ve ahiretin bilgisinin de peşinde olanlardan eylesin. Son nefeste imanla Rabbine kavuşan mutmain kullarından eylesin.”
Hüseyin Hoca’nın gönül lisanıyla hitabetini dinlerken, camideki sessizlik aslında her birimizin kendi iç dünyasında verdiği muhasebenin sessizliğiydi.
Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle başlayan, dua ve tefekkürle devam eden program, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kıldırdığı akşam namazıyla nihayete erdi.
İnsan, böyle meclislerden ayrılırken yanında yalnızca işittiği tilaveti değil, zihninde yankılanan şu soruyu da götürüyor: “Allah Resulü bu durumda nasıl davranırdı?” Belki de bütün mesele, hayatın her safhasında bu sorunun cevabını arayabilmek!
Yıldız Holding’in yıllardır sürdürdüğü bu anlamlı gelenek, insana, unuttuğu anda Allah kelâmının çağrısını yeniden hatırlatırken i’lâ-yı kelimetullah yolunda kendi mihveri etrafında derinlikli bir hizmet olarak cemiyetin mâşerî vicdanına hitap ediyor!
Bu çağda böylesi meclislerin çoğalmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz muhakkak. Zira insanı ayakta tutan, elinin emeğiyle birlikte Hakk kelâmıyla dirilen gönlüdür.
İbrahim Ethem Gören-2 Temmuz 2026
Yazı No: 725

YORUMLAR