İstanbul’un kapılarını Türklere açtıktan sonra, Ayasofya’yla yetinmeyen Fatih, Cami’si ve çevresinde yer alan eğitim kurumlarıyla, arkasında kalıcı izler bırakır. Mehmet Akif’in gençliği, Fatih’in Fatih’inde geçer. Baba tarafıyla Balkan’lardan, anne tarafıyla Türkistan’dan değerler taşır. Yenilikçi yanını baba, duyarlı yanını anne tarafından alır. Türk ve İslam coğrafyasının her ülkesinde bilinir, düşünceleriyle, şiirleriyle, eylemleriyle çığır açıcı olur.
Mehmet Akif’in ilk eğitimini, Fatih medresesinin hocalarından, babası Mehmet Tahir’den alır. Eğitimi sırasında Arapça, Farsca, Fransızca öğrenir, Gülistan’ı, İhya’yı, Mesnevi’yi,Lamartin’i yazıldığı dillerden okur. Nurettin Topçu’nun önemle vurguladığı gibi, yazdıklarıyla yaşadıklarını bütünleştirir, düşünceleri eylemlerini, eylemleri düşüncelerini yansıtır. Ve çevresinde ulaşılmaz içtenliğiyle, erişilmez dürüstlüğüyle bilinir.
Mehmet Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Son Peygamber’in duasını alan İstanbul’un, Topkapı’da okunan Kur’an’larla, Ayasofya’da okunan ezanlarla korunduğuna inanırlar. Onlar Osmanlı coğrafyasından, Anadolu coğrafyasına çekilmenin sancılarını yaşarlar, ancak ümitlerini hiçbir zaman yitirmezler. Hep birlikte Anadolu’ya, “Sahipsiz olan memleketin batması haktır / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” diyerek, yol gösterirler, yapılması gerekenleri anlatırlar.
Yahya Kemal dünü bugüne taşır, Mehmet Akif bugünü kurtarmaya çalışır, Necip Fazıl yarına bugünden bakar. Onlar “Türkçülük yapmayan Türkçüler inanırlar, inanan Türkler Türkçülük yapmazlar” diyenlerin, arasında en önlerde yer alırlar. O “Bin atlı akıncılar” Anadolu’da kimsenin dilinden düşmeyen şiirleriyle, Mehmet Akif’in İpek’i, Yahya Kemal’in Üsküp’ü sınırların dışında kalsa da, Bursa’sıyla, İstanbul’uyla, Edirne’siyle Küçük Asya’yı korurlar.
Her üçü kol kola girerek, “Tek dişi kalmış” Batı’nın özenilecek yanlarının Doğu’dan ödünç alındığını dile getirirler.Onlar Cumhuriyet’in öncesini yok sayanlara,“Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem /Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” demekten geri durmazlar. Mehmet Akif’in “Milli Marşı”, Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, Necip Fazıl’ın “Sakarya Türküsü” Anadolu’da, bütün kuşaklar tarafından ezbere bilir.
Üç büyük şair hem düşünceleriyle, hem eylemleriyle, Anadolu’daki bin yıllık tarihten yola çıkarak, “ Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hizmete ram ol / Yol varsa budur bilmiyoruz başka yol” diyerek, gelecek kuşaklara, değişmeden gelişmenin yol haritasını verirler. Onlarla Anadolu’nun bin yıllık tarihi yeniden yazılır, yeniden yorumlanır. Ve şiirleriyle edebiyatların medeniyetlerin rüzgar kanatlı atları olduklarını anlatırlar.

YORUMLAR