Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Ersin Nazif GÜRDOĞAN
Ersin Nazif GÜRDOĞAN

Sıra dışı kuşakta yer almak

Sıra dışı kuşak 68 kuşağıyla, aynı olayları yaşamakla birlikte, olayların akıntısına kapılmamıştır. Sıra dışı kuşağın öncüleri, savaşlarla sarsılan dünyaya, barış getirmenin yol haritasını, birbirleriyle kıran kırana, büyük bir çatışmaya giren, sağ ve sol düşünce akımlarında, aramayı hiç düşünmemiştir. Sıra dışı kuşak Orta Doğu, Büyük Türkistan, Anadolu ve Balkanlarda, binlerce yıl içinde oluşan, zengin bir kültürün mirasçısı olduklarını, hiçbir zaman unutmamıştır. Ekonomi kuramları üzerinde yoğunlaşan, sağ ve sol dünya görüşleri arasında, sıra dışı kuşak taraf olmaya değil, önde olmaya önem vermiştir. Onlar hiçbir zaman ekonomiyi, kültürden bağımsız olarak düşünmemiştir.

Sağlam kültür olmadan, sağlam ekonomi olmaz. Hayatın her alanında belirleyici olan, ekonomiden önce kültürdür. Her dönemde kültür canlılığını edebiyatla korumuştur. Sıra dışı kuşaktan olan ve Türkiye’nin geleceğini Avrupa ve Amerika’da aramayanların, açık üniversiteleri, Batı’nın bencil ve seküler değerlerine karşı, köklü bir düşünce ve edebiyat hareketi başlatan, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları ve yazarları olmuştur.

Edebiyatı kültürle, düşünceyi eylemle bütünleştirerek, her alanda ileri boyutlara ulaşan ekonomi akımlarına karşı, bayrak açan düşünce dergilerinin, Anadolu’nun zengin bilgi ve bilgelik kaynaklarından beslenen, yepyeni bir kuşağın doğmasında, vazgeçilmez bir yerleri vardır. İnancını kültüründen, kültürünü de inancından ayırmayan, kültürel yabancılaşmaya karşı çıkan sıra dışı edebiyatçıların, Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasına, kazandırdığı, zenginlikler çok boyutludur. Onların başında, her alanda çığır açıcı çalışmalar yapan, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil gelir. Onları Mavera Dergisinin kurucuları izlemiştir. Onlar Türk Edebiyatının, yorulma ve usanma bilmez, “Gül Yetiştiren Adam”ları olmuşlardır.

Onların edebiyat dünyasında, karanlıklar aydınlığa, bilgiler bilgeliklere dönüşür. Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasına, yeni açılımlar kazandıran edebiyat çalışmaları, romanları, hikâyeleri, şiirleri ve denemeleriyle bir bütündür. Düşüncede yeni bir açılım peşinde olan edebiyatçılar, özlemini duydukları dünyayı anlatmak için, edebiyatın bütün dallarından yararlanmasını bilmişlerdir. Tiyatrodan sinemaya kadar, her alanla ilgilenmişlerdir. Onlar romanlarıyla, hikâyeleriyle, şiirleriyle ve denemeleriyle hiçbir zaman, sağda ya da solda yer almaya değil, sağın ve solun üstünde olmaya büyük özen göstermişlerdir.

Hayatı bütün boyutlarıyla, kucaklayan edebiyat çalışmalarında, toplum terazisinin bir kefesinde, “Yaşanılan hayat” varsa, bir kefesinde de “Yaşanılacak hayat” vardır. Geçmişe dönük tarih çalışmaları, geçen yüzyıllarda yaşanılanları araştırır. Edebiyat çalışmaları ise, gelecekte yaşanılacakları anlatır. Tarih toplumların geçmişlerini bugüne taşırken, edebiyat toplumların geleceklerini bugüne taşır. Tarihçiler geçmişte olanların, edebiyatçılar gelecekte olacakların haberlerini verirler. Toplumların gelecekleri edebiyatçılarla inşa edilir. Edebiyatta geleceği görme gücü, geçmişi bilme gücünden kaynaklanır.

Yaşanan ve yaşanılacak hayata anlam kazandıran edebiyat, zamana ve mekâna bağlı kalmadan, bütün insanlığa seslenen edebiyattır. Anlam arayışında edebiyatçıların görevi, zorlaştırmak değil kolaylaştırmak, nefret ettirmek değil sevdirmektir. Sıra dışı edebiyatçılar yakınlardaki kuşaklardan, daha çok uzaklardaki kuşaklara seslenirler.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

12345678