Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Adem KEVEN
Adem KEVEN

Sınıf, öğretmenin izdüşümüdür

Resim2-2

Sınıf yönetimi, öğretmenlerin öğrencilerin öğrenme ortamından memnun olmalarını, öğrenmeye istekli ve hazır olmalarını, öğrenme sürecine aktif olarak katılmalarını ve öğrenme hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için kullandıkları beceri ve stratejilerdir. Bu yazıda, sınıf yönetiminde başarılı olan bir öğretmenin deneyimlerini ve yöntemlerini paylaşacağım.

İlkokul öğretmenleriyle ve ilkokula derse giren diğer branş öğretmenleriyle dönem sonu değerlendirme toplantısındayız. Her şubeyle ilgili önce sınıf öğretmeni sonra da branş öğretmenleri kısa kısa değerlendirme yapıyorlar. Birçok sınıfımızla ilgili öğretmenler tarafından benzer yorumlar yapıldı. Öğrencilerin bir kısmı için çok olumlu gelişmelerden söz edildi, bir kısmı için de tam olarak istenilen düzeyde gelişme kaydedilemediğinden söz edildi. Sınıflarda zor öğrencilerden, onların dersleri nasıl zorlaştırdıklarından da söz edildi. Özellikle branş öğretmenleri birçok sınıfta, sınıf yönetiminde zorlandıklarını söylediler. Öğrencilerle ilgili olumlu olumsuz yorum ve değerlendirmelerle toplantı devam ederken 3A sınıfıyla ilgili farklı bir gelişme oldu. Başta 3A sınıfının öğretmeni Neval hanım kendi sınıfıyla ilgili son derece olumlu gelişmelerden bahsetti ve sınıfının kendisi için büyük bir şans olduğunu ve öğrencileriyle çok mutlu olduğunu söyledi. Diğer branş öğretmenleri de 3A sınıfıyla ilgili o kadar olumlu şeylerden bahsettiler ki şaşkınlığımızı gizleyemedik. Bilişim öğretmeni İbrahim bey o sınıfa derse gireceği anı sabırsızlıkla beklediğini ve o sınıfta ders yapmaktan çok keyif aldığını söyledi. Diğer öğretmenler de benzer cümleler kurdular. Keşke her sınıf böyle olsa dediler.

Ben de Neval hocamıza dönerek; “ Hocam bu işin sırrı nedir? dedim. Neval hocamız da “Aslında bu işin sırrı sevmek” dedi ve şunları ekledi:

  •  “Öncelikle, yaptığımı bir iş veya bir meslek olarak görmüyorum. Kendimi bildim bileli burada olmak istiyorum. Bu benim fıtratımmış meğer. Bu, bana öğretmenlik mesleğine karşı bir aşk duymamı sağlıyor. Öğretmenlik mesleğini sevmek, öğrencileri sevmek, öğrenmeyi sevmek, öğretmeyi sevmek, sınıfı sevmek… Bunlar, sınıf yönetiminde başarılı olmanın temel şartlarıdır. Öğretmenlik mesleğini sevmek, öğretmenin kendini sürekli geliştirmesine, yeniliklere açık olmasına, mesleki tatmin duymasına ve öğrencilerine daha iyi hizmet vermesine imkan tanır.
  •  “Sonra çocuklarımı o kadar çok seviyorum ki onlar yanımda değilken onları düşününce içim titriyor. Bu, bana öğrencilerime karşı sevgi, saygı ve güven duygusu beslememi sağlıyor. Öğrencilerimi birey olarak tanımaya ve onlara değer vermeye çalışıyorum. Onların ilgi, yetenek, öğrenme stili, kişilik, aile ve sosyal durumları gibi özelliklerini göz önünde bulunduruyorum. Onların da bana karşı aynı duyguları geliştirmelerini sağlıyorum. Öğrencilerime karşı sevgi, saygı ve güven duygusu beslemek, öğrencilerin öğrenme ortamından memnun olmalarını, öğrenmeye istekli ve hazır olmalarını, öğrenme sürecine aktif olarak katılmalarını ve öğrenme hedeflerine ulaşmalarını sağlar.
  •  “Ve sanırım bir de iyi bir iz bırakmak isteği, kökleri olan birilerini yetiştirme görevinin Allah tarafından bize verildiğinin farkında olmak. Bu da bana son derece heyecan veriyor. Bu, bana öğrencilerime bir şeyler katma isteği veriyor. Öğrencilerime sadece ders anlatmakla yetinmiyorum, onlara hayatı, değerleri, ahlakı, sorumluluğu, vatanseverliği, insanlığı da öğretmeye çalışıyorum. Öğrencilerime bir şeyler katmak, öğrencilerin kendilerine, arkadaşlarına ve çevrelerine değer vermelerini, korumalarını ve geliştirmelerini sağlar. Ayrıca, öğrencilerin kendilerine güvenmelerini, başarılı olabileceklerine inanmalarını ve hayallerini gerçekleştirmelerini sağlar.

Resim1-5

Sınıf, öğretmenin izdüşümüdür, derler. Bu, öğretmenin sınıf ortamını, öğrencilerin davranışlarını ve öğrenme motivasyonlarını etkilediği anlamına gelir. Neval hocanın sınıfıyla ilgili olumlu gelişmelerden bahsetmesi, onun öğrencilerine karşı sevgi, saygı ve güven duyduğunu, onların ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını ve öğrenme stillerini tanıdığını, onlara uygun yöntem, teknik ve materyallerle ders yaptığını gösteriyor. Bu da diğer branş öğretmenlerinin de işini kolaylaştırıyor ve onların da sınıfıyla ilgili olumlu görüşler geliştirmelerine neden oluyor. Sınıf yönetimi, öğretmenlik mesleğinin en önemli konularından biridir ve öğretmenlerin bu konuda kendilerini geliştirmeleri, hem öğrencilerin hem de kendilerinin başarısı ve mutluluğu için gereklidir.

Toplantının sonlarına doğru Neval hocama daha somut şeyler söylemesini rica ettim ve dedim ki “Hocam sizin sınıfta bir ders ya da bir gün nasıl geçiyor?

Bunun üzerine hocamız şunları söyledi:

“Sarılarak, selamlaşarak; dualaşarak güne başlarız. Parmak kaldırmadan konuşulduğunda  öğretmen tarafından dinlenilmeyeceğini bildikleri için sınıfımızda hiç bir zaman kaos olmaz. Derslerimizde herkes defalarca söz alma hakkına sahiptir. Bu yüzden ilgileri hep üst düzeydedir, her an ben olabilirim diye. Sınıfta tolerans  göstermeyeceğimiz davranışlar da vardır. Üzülseler bile onlardan ödün verilmeyeceğini bilirler ve bu konuda son derece hassastırlar. Sınıfta bağırmaya, kavgaya yer yoktur mesela…

Her konuyu, özellikle köklerimize, Peygamber Efendimize bağlayarak hallederiz. Bazen derslerde sözün götürdüğü yere gideriz. O anda dersi bırakır ve o konu üzerinde tartışırız. Çünkü bize o an lazım olan odur. Çocuklar sınıf içerisinde kardeş oldukları bilincindedir ve kavgamız yok denebilecek seviyededir. Kimse kimseyle alay etmez. “O öyle ben böyleyim” farkına saygı duyarlar. “Kendime yapılmasını istemediğimi başkasına yapmam” düsturunu benimsedikleri için karşısındakinin duygularını önemserler… Ama kendilerine de asla haksızlık yaptırmazlar.

En ufak bir güzelliği ödüllendiririz. Bu öyle büyük bir ödül değildir. Bazen bir “aferin”, bazen sarılma, bazen bir alkış. Arkadaşları kitap okurken ses olmasın diye parmağının ucuna basarak dolabına giden bu çocuklar en güzel övgüleri hak ediyor… Sınıfımız bu atmosferde olduğu için de akademik dersleri yapmak son derece keyif veriyor. Espriye ve mizaha son derece açık oldukları için bakışlarla bile anlaşabiliriz. Sonuç olarak da birlikte olduğumuz için çok mutluyuz.”

Genç öğretmenlerin Neval hocanın yaklaşımından öğrenebileceği çok şey olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerle nasıl iletişim kuracağını, onları nasıl motive edeceğini, onlara nasıl uygun ders planları hazırlayacağını, onlara nasıl değer vereceğini, onlara nasıl rehberlik edeceğini, onlara nasıl hayatı öğreteceğini Neval hocadan öğrenebilirler.

Neval hoca, bana da öğretmenlik mesleğinin ne kadar önemli ve değerli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu.

İyi ki öğretmen olmuşsunuz Neval hocam…

17 Ocak 2024

Adem Keven

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

1