Sitemiz köşe yazarı Dr. Göktan AY`ın, Öğretmen Habibe KAHRAMAN (MEB Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE Sorumlusu)  ile yaptığı söyleşiye devam ediyoruz.
AY: Müzik – Güzel Sanatlar ve Spor`un,  Bireylerin Yetişmesinde-Kişiliklerinin Oluşmasında  Önemli Bir Rolü Olduğuna İnanıyor musunuz?
KAHRAMAN: Elbette inanıyorum. Müziğin, güzel sanatların ve sporun bireylerin yetişmesinde ve kişiliklerinin oluşmasındaki rolünü ve katkısını anlamak çok zor olmasa gerek. Toplumların ve bireylerin yaşantılarını, gelişim süreçlerini, ortaya koydukları ürünler ve değerleri etkili bir gözlem becerisi ve güçlü bir uslamlama yeteneğine sahip her insan bu rolün önemini kavrayabilir. Meslek hayatım boyunca öğrencilerime bu inançla yaklaştım ve yönlendirdim. Bunun farkındaysanız Güzel Sanatlar Liselerine veya ilgili okullara yönlendirmek, desteklemek için branşınızın müzik, resim ya da beden eğitimi olması şart değildir. Hiçkuşkusuz gerek sanat, gerekse spor alanındaki başarılar özgür ruhlu ve yaratıcı bireylerin ortaya koydukları eylemlerin ürünüdür. Sanat ve spor insan yaratıcılığının bir parçası olup, kendi yaşamına rengini veren, özgün bir karakter ve kişilik geliştirmesine olanak sağlayan oldukça etkili bir yaratım ve faaliyet alanıdır. Sanat ve oyun bireylerin kendilerini ifade edip karakter ve kişilik olarak varoluşunu sağlamaktadır. Aralarında diyalektik bir ilişki söz konusudur. Sanat ve spor bireyleri ve toplumları yükseltirken, yükselen özgür ve bağımsız karakterler, kimlikler  bu alanları canlandırır, renklendirirler. Sanat ve spor, bireylerin ve toplumların sıkıcı ve daraltıcı yaşam alanlarını aşarak var olan sınırların ötesine taşır. Bireylerin özgürce ifade etmelerine, bir kimlik ve kişilik kazanmalarına olanak sağlar.
Bir öğretmen olarak, mesleki yaşantımda eğitimde  müziğin, sanatın  ve sporun öğrencilerim üzerindeki somut katkılarını ve sonuçlarını gözlemleyerek şunları ifade edebilirim. Öğrenci başarısı sadece akademik başarı ile sınırlandırılamaz, değerlendirilemez. Bu bir yanılgı olur. Kendi öğrencilerim arasında akademik anlamda oldukça yetersiz müzik, resim, spor vb. alanlarda ilgili ve kabiliyetli olduğu çokça öğrenci gözlemledim. Onların bu ilgi ve becerilerini ortaya koymalarına şartlar oluşturarak kendilerini bu alanlardaki başarıları ile ifade ederek bir kimlik, kişilik ve karakter ortaya koyduklarını, görünmezken görünür olmaya başladıklarını gözlemlemek mesleki tutkumu da parlattı hep. Kendi yetenek alanlarında onlara yol açtıkça kendilerini nasıl var ettiklerini, ne olduklarını ve hangi başarılara yelken açtıklarına şahitlik etmek muhteşem bir duygu;
Sonuçolarak her öğrenci kendine özgü bir dünyadır. Bu dünyalara inmenin yolunu biz öğretmenler bilir ve bulursak birçok kaybedilmiş ve kaybedilmek üzere olan canlarımızı, geleceğimizi bir kimlik olarak var edebiliriz. Schiller`in bir sözü ile bitirmek isterim. ‘İnsan oynadıkça insandır.’
AY: İlçenizde Ortaokul Öğrencileri Arasında Düzenlenen ‘Türkü Diyarı Ses Yarışması’ Hakkında Bilgi Verir misiniz?
KAHRAMAN: Ortaokul öğrencilerimiz arasında kültürel miras aktarımı amacıyla düzenledik. Toplumları var eden kültürleridir ve kültürümüzün özü özellikle türkülerimizde gizlidir. Türküler kültürümüzün ana damarıdır. Son dönemlerde türküleri ile isim yapmış bölgemizin çocuklarının, türkü bilmemesi hatta ‘türkü’ nedir bilmemesi fark ettiğimiz bir gerçek ve bu bir problemdi. Bu probleme yönelik çözümlerden biri oldu. Verimli sonuçlar aldık mı? Tabi ki evet. Ayrıca bu çalışmaların çocuk pedagojisi, gelişimi üzerinde olumlu faydaları da bilinmektedir.
AY: İlçe Milli Eğitimdeki Çalışmalar ve Amaçlarından Söz Eder misiniz?
KAHRAMAN: AR-GE çalışmalarını yürütüyorum. Araştırma ve geliştirmenin toplumun ihtiyaçlarını karşılama rolüne sahip kurumlar için ne derece önemli işlevlere sahip olduğunun farkında olarak çalışıyoruz. Kısa vadede belki olmayabilir, ancak orta ve uzun vadede ilçemiz, dolayısıyla ilimizin eğitim hayatını kurtaran sonuçlar alacağımızdan eminiz.
AY: Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında düşünceleriniz nelerdir?
KAHRAMAN: Öğretmenlik Meslek Kanunu, her ne kadar gecikmiş bir karar olsa da, öğretmenlerin üstlenmiş oldukları rolleri ve sosyal konumları açısından uzun zaman  önce sahip olmaları gereken bir hak olduğunu düşünüyorum. İçeriğine gelince katılmadığım bir takım kararlar olsa da öğretmenlik mesleğinin Devlet Memurları Kanunu içinde herhangi bir memuriyet olarak değil özel bir kanunu olan, profesyonel bir meslek olarak ele alınmasını doğru buluyorum. Bu kanunun, öğretmenlerin sosyal, mali ve özlük haklarının geliştirilmesi ve daha iyi bir düzeye taşınmasında atılan ilk adım olarak umut ediyorum.
Öğretmenliğin başlı başına bir ihtisas alanı olduğunu düşünerek öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültelerinin gözden geçirilerek, niteliğinin arttırılması kanaatindeyim. Öğretmenin kişisel ve mesleki gelişimini, kalibresini, üretkenliğini ve mutluluğunu önceleyen, temel hedef olarak gören, her çabayı ve yasayı destekliyorum.
AY: Okul Dışı Öğrenme Ortamlarını Önemsiyorsunuz. Bu Konuda Neler Söylersiniz?
KAHRAMAN:  Evet okul dışı öğrenme ortamlarını önemsiyorum ve bu konudaki düşüncelerimi mesleki yaşantımda öğrencilerim ile birlikte hayata geçiriyorum ve geçirmeye devam edeceğim. Aslında, bakarsınız öğrenme ömür boyu devem eden bir süreçtir. Öğrenmeyi zamanla ve mekanla sınırlandırmak mümkün değildir. Öğrenme, yaşamın her alanında farklı yöntem ve tekniklerle ortaya çıkan bir olgudur. Tabi ki okullar öğrenme olgusunun en sistematik şekilde gerçekleştirildiği alanlardır. Sadece okullarla yetinmek bizi eksiltir ve azaltır. Okullar bize hayatın öğretildiği mekanlar değildir. Bizzat yaşamın içinde ve yaşam gerçekliğinin bir parçasıdır. Öğrencilerimizin, okulda kazandığı bilgi, beceri, tutum ve davranışların hayatta nerelerde, nasıl ve ne şekilde işe yaradığını bizzat okul dışı öğrenme ortamları olan müzelere, kurumlara (MTA, Meteoroloji Müdürlüğü, Belediye, Ü niversite; ), bilim ve sanat merkezi, şehrimizin tarihi mekanlarına ve ören yerleri gibi mekanları kullanarak, bu ortamlarda somut ve kalıcı öğrenmenin gerçekleştiğini her defasında gözlemledim. Bu anlamda, derslerde verilen soyut, karmaşık bilgi ve kavramları yerinde somut deneyimlemelerini yaparak, yaşayarak öğrenmenin, öğrencilerde yarattığı hazzı ve motivasyonu bir takım kişisel ve sosyal beceriler geliştirdiklerini gözleyerek bu alanların öğrenme süreçlerinde aslında ne derece etkili olduğunu düşünerek, öğretmenlik mesleğimin, öğrenme ve öğretme stratejilerimin önemli parçası haline geldiğini, bunun devamlılığı konusunda kararlı olduğumu ifade etmek isterim.
AY:  ‘Öğretmenlik Mesleği’ İle İlgili Söylemek İstedikleriniz Nelerdir?
KAHRAMAN: Öğretmenlik mesleği, her şeyden önce ontolojik manada insan doğasının en önemli parçasını oluşturan öğrenme, bilme ve anlama yetisinin farkında olup, sahip olduğu bu yetileri sistematik anlamda doğru bir şekilde ve doğru zamanlarda şekillendirmek, yönetmek ve yönlendirmek olarak algılıyorum. Öğretmenlik mesleği insanı, insan olarak var etmek ve yaşatma sanatıdır. Öğrenmenin, bilmenin ve bilginin bireylerin ve toplumların hayatta kalması, varlığını sürdürebilmesinde oldukça elzem bir role sahip olduğu inancındayım. 
Öğretmen, insanı sevendir! İnsana dokunuşlarıyla hayat verendir! Umut verendir! Aydınlık bir geleceğin mimarıdır! Cehalete ve karanlığa tutsak olan zihinleri aydınlatarak, özgürleştiren insandır! Kör olan gözleri, sağır olan kulakları, pas tutan zihinleri açandır!
Bir öğretmen olarak, öğretmenlik mesleğinin kutsallığına inanarak ‘her insanın öğretmen olamayacağına’, bu mesleğin gerektirdiği niteliklere sahip bireylerin icra etmelerinden yanayım. Öğretmenlik mesleğinin anlamı bireylerin ve toplumların var olmak ve yok olmak arasındaki ince çizgide saklı olduğuna inanıyorum.
Öğretmenlik mesleği bir toplumun kaderini şekillendirecek ve yön verecek bireylerin eğitimini üstlenme işlevi anlamında çok değerli olduğu fikrindeyim. Bu manada öğretmen, yaşadığı toplumun aynasıdır. Bir topluma bakarak öğretmenini öğretmene bakarak toplumun niteliğini anlayabiliriz.
Öğretmen sadece bilen ve aktaran değildir. Aynı zamanda sahada gerçeği gören uygulamaları ile öğrenciye dokunarak dönüştüren rehberdir. Zihinlere bilgi yüklemekten çok zihinleri tutuşturan ilk kıvılcımı yakan kişidir. İlk sorgulamayı başlatandır.
Sonuçolarak öğretmen yaşama sanatını bilen ve yaşatan kişidir.
Devam edecek; .

YORUMLAR