18 yıl bekledik.
Şampiyonlar Ligi müziğini yeniden Kadıköy’de duymak için, Fenerbahçe’yi yeniden Avrupa’nın en büyük sahnesinde izlemek için tam 18 yıl…
Ve dün gece o özlem sona erdi.
Ama maç bittiğinde içimizde yalnızca “Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne döndü” mutluluğu yoktu.
Bir de kocaman bir “ah” vardı.
Çünkü Roma gerçekten elimizden kaçtı.
Skor tabelasında 1-1 yazıyor olabilir. Kağıt üzerinde Roma gibi güçlü ve tecrübeli bir Avrupa takımına karşı alınan bir puan kötü görünmeyebilir. Hatta Şampiyonlar Ligi’ne 18 yıl sonra dönen bir takım için dışarıdan bakıldığında “iyi başlangıç” bile denilebilir.
Ama maçı izleyen bir Fenerbahçeliye bunu anlatamazsınız.
Çünkü sahada gördüğümüz Fenerbahçe, bir puana razı olması gereken taraf değildi.
Üç puanı hak eden taraf Fenerbahçe’ydi.
Maçın daha ilk bölümünden itibaren sarı-lacivertliler Roma’ya şunu hissettirdi:
“Burası İstanbul. Burası Kadıköy. Buradan istediğini alıp çıkmak o kadar kolay değil.”
Fenerbahçe rakibinden çekinmedi.
Roma’nın ismine, Dybala’sına, Cristante’sine, Avrupa tecrübesine bakıp geriye yaslanmadı. Greenwood’uyla, Kerem’iyle, Vedat Muriqi’siyle Roma savunmasının üzerine gitti.
Henüz 11. dakikada Bartuğ Elmaz, hemen ardından Kerem Aktürkoğlu kaleyi yokladı. Fenerbahçe oyuna “önce rakibi görelim” düşüncesiyle değil, “bu maçı kazanabiliriz” düşüncesiyle başladı.
Sonra futbolun o acımasız tarafıyla karşılaştık.
Fenerbahçe oynadı, Roma golü buldu.
- dakikada Cristante’nin vuruşuyla bir anda 1-0 geriye düştük.
Belki geçmiş yıllardaki Fenerbahçe olsa o golün ardından oyun kırılırdı.
Tribünlerin sesi düşer, takımın kafası karışır, rakip oyunu kontrolüne alırdı.
Ama dün gece başka bir Fenerbahçe vardı.
Devre arasından çıktığında başını önüne eğmiş bir takım değil, o maçı çevireceğine inanmış bir takım gördük.
Ve daha ikinci yarının başında karşılığını aldık.
- dakikada Greenwood’un hazırladığı pozisyonu Archie Brown tamamladı ve 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe adına ilk gol geldi.
Kadıköy ayağa kalktı.
Ama daha önemlisi Fenerbahçe ayağa kalktı.
1-1’den sonra sahada “beraberliği koruyalım” diyen bir takım yoktu.
“İkincisini de atalım” diyen bir Fenerbahçe vardı.
İşte benim dün geceden en çok sevdiğim görüntü buydu.
Çünkü yıllarca Avrupa’nın büyük takımlarına karşı oynarken “aman kaybetmeyelim” psikolojisine alıştık.
Dün gece ise Roma beraberliği korumaya çalışan, Fenerbahçe galibiyeti arayan taraf görüntüsündeydi.
Son dakikalara geldiğimizde artık herkes aynı şeyi hissediyordu:
Bu gol gelecek.
Hele Nathan Aké’nin kafa vuruşu direkten döndüğünde…
İşte o an gecenin özeti gibiydi.
Top belki birkaç santimetre aşağı inse bugün bambaşka şeyler konuşuyor olacaktık.
“Fenerbahçe Roma’yı devirdi.”
“18 yıllık dönüş zaferle başladı.”
“Kadıköy’de Roma’ya geçit yok.”
Belki manşetler bunlar olacaktı.
Olmadı.
Ama bazen futbol yalnızca skor tabelasından okunmaz.
Dün gece Fenerbahçe belki iki puan bıraktı ama Avrupa’ya çok önemli bir mesaj verdi:
Biz buraya sadece Şampiyonlar Ligi müziğini dinlemeye gelmedik.
Bu takımın kalitesi var.
Bu takımın cesareti var.
Bu takım Roma’yı karşısına alıp gözünün içine bakabiliyor.
Elbette eksiklerimiz de var. Bu seviyede yakaladığınız pozisyonları değerlendirmek zorundasınız. Şampiyonlar Ligi size Süper Lig kadar fırsat vermez. Büyük takımlar karşısında beş pozisyona girip birini atarsanız bunun bedelini ödersiniz.
Dün gece de biraz bunu yaşadık.
Roma’ya karşı bu kadar yaklaşmışken o maçı bitirebilmeliydik.
Çünkü fikstür uzun.
Çünkü önümüzde Aston Villa, Liverpool ve çok daha zorlu deplasmanlar var.
Böyle gecelerde yakaladığınız üç puan sezon sonunda altın değerine dönüşür.
O yüzden beraberliğe üzülüyoruz.
Ve aslında bu üzüntü bile Fenerbahçe adına güzel bir şey söylüyor.
18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne dönmüşüz…
Rakip Roma…
Maç 1-1 bitmiş…
Ve biz “iyi puan aldık” demiyoruz.
“Roma elimizden kaçtı” diyoruz.
İşte değişen şey tam olarak bu.
Dün gece Fenerbahçe Avrupa’ya geri döndü.
Ama sessizce değil.
Kapıyı çalıp içeri girmedi.
Kapıyı tekmeleyip “Ben buradayım” dedi.
Skor 1-1.
Alınan puan 1.
Ama dün gece Kadıköy’den çıkan mesajın değeri çok daha fazlaydı:
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne ait olduğunu yeniden hatırladı.
Şimdi bu oyunun karşılığını sonraki maçlarda almak gerekiyor.
Çünkü Roma’dan bir puan aldık belki…
Ama üç puanı kaçıran tarafın biz olduğumuzu Roma da çok iyi biliyor.

YORUMLAR