Bazı maçlar üç puandan fazlasıdır.
Bazı geceler vardır; sahaya çıkan 11 futbolcudan çok daha fazlası o çimlerin üzerindedir. Geçmiş vardır, özlem vardır, bekleyiş vardır. Ve Fenerbahçe için Roma karşılaşması tam olarak böyle bir gece olacak.
18 yıl…
Şampiyonlar Ligi müziğinin Kadıköy’de yeniden yankılanması için geçen tam 18 yıl.
Fenerbahçe, 2008/09 sezonundan bu yana ilk kez Şampiyonlar Ligi’nin ana aşamasında. Üstelik dönüş, sıradan bir rakiple değil; Avrupa futbolunun köklü temsilcilerinden Roma karşısında gerçekleşiyor. İki takım da uzun bir aranın ardından Devler Ligi’ne dönerken, tarihlerindeki ilk karşılaşmayı İstanbul’da oynayacak.
Ama bu kez Fenerbahçe Avrupa’nın kapısından içeri yalnızca “katılmak” için girmiyor.
Kadrosuna baktığımızda bunu çok net görüyoruz.
Ederson kalede, Škriniar ve Nathan Aké savunmada, N’Golo Kanté ile Guendouzi orta sahada; ileride Kerem Aktürkoğlu, Marco Asensio, Mason Greenwood, Romelu Lukaku ve Vedat Muriqi gibi çok farklı profiller var. Bu isimler yan yana yazıldığında bile ortaya yıllardır alışık olmadığımız ölçüde geniş, tecrübeli ve Avrupa seviyesinde bir Fenerbahçe kadrosu çıkıyor.
Artık mesele rakibin formasındaki armadan korkmak değil.
Mesele, kendi formanının ağırlığını hatırlamak.
Çünkü karşıda küçümsenecek bir takım yok. Gian Piero Gasperini’nin Roma’sında Dybala, Soulé, Donyell Malen, Manu Koné, Pellegrini ve Cristante gibi Avrupa futbolunu çok iyi bilen oyuncular bulunuyor. Roma özellikle geçişlerde cezayı kesebilecek, oyunun temposunu kontrol edebilecek tecrübeye sahip.
Fakat Roma’nın da unutmaması gereken bir şey var:
Burası Kadıköy.
Fenerbahçe son üç iç saha maçında İtalyan rakiplerine karşı sahadan galibiyetle ayrıldı ve bu üç karşılaşmada da gol yemedi. Sarı-lacivertliler ayrıca bu sezon Şampiyonlar Ligi elemelerinde mağlubiyet yüzü görmeden lig aşamasına ulaştı.
İşte bu yüzden Roma karşılaşması yalnızca Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk maçı değil.
Bu maç bir mesaj maçı.
Liverpool’un, Atletico Madrid’in, Aston Villa’nın, Villarreal’in olduğu bir fikstürde ilk geceden verilecek mesaj çok önemli:
“Fenerbahçe buraya tesadüfen gelmedi.”
Elbette Şampiyonlar Ligi başka bir seviye. Süper Lig’de yaptığınız bir hata bazen affedilir, burada edilmez. Orta sahada kaybettiğiniz basit bir top birkaç saniye sonra kalenizde pozisyona dönüşebilir. Konsantrasyonun bir an düşmesi bütün maçın hikâyesini değiştirebilir.
Bu nedenle Fenerbahçe’nin Roma karşısında yalnızca coşkuyla değil, akılla da oynaması gerekiyor.
Kadıköy tribünleri ilk düdükten itibaren rakibin üzerine çökecektir. Fakat sahadaki takımın bu enerjiyi kontrolsüz bir baskıya değil, doğru zamanda doğru hamleye dönüştürmesi şart.
Çünkü Fenerbahçe’nin bu kadrosunda artık bunu yapabilecek oyuncular var.
Kanté’nin tecrübesi, Asensio’nun oyun aklı, Greenwood’un birebir kalitesi, Kerem’in dinamizmi, Lukaku’nun ceza sahasındaki fizik gücü…
Bunların her biri Şampiyonlar Ligi seviyesinde maçın kaderini değiştirebilecek silahlar.
Yıllarca bu organizasyonu televizyondan izleyen Fenerbahçe taraftarı artık kendi takımını o ekranın içinde görecek.
Hem de figüran olarak değil.
Bu hikâyenin yeniden başladığı yer Kadıköy.
Rakip Roma.
Tribünler dolu.
Şampiyonlar Ligi müziği çalıyor.
Ve o müzikten sonra artık geçmişte kaç yıl beklendiğinin hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü hakem düdüğü çaldığında tek bir soru olacak:
Fenerbahçe, Avrupa’ya dönüşünü nasıl ilan edecek?
Bence cevabı da sahada verilmesi gereken cümle kadar kısa:
Hoş bulduk Şampiyonlar Ligi. Fenerbahçe geri döndü.

YORUMLAR