Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Göktan AY
Göktan AY

Prof.Emre Tandırlı: “Eleştirilere, mantıklı ve akılcı bir yaklaşım şarttır…(3)”

`height=

Beykent Ü niversitesi GSF Grafik Tasarımı Bölüm Başkanı Prof.Dr. Emre Tandırlı ile sanat-kültür alanı sohbetimize devam ediyoruz..

AY: Projeleriniz arasında kongre ve Kültür Merkezi var..Gezdiğim kadarıyla bize büyük bir salon gösterilmişti.

TANDIRLI: Ulusal ve Uluslararası Kongre Merkezi Akademik Yükselme aşamalarındaki Ulusal ve küresel ölçekte meslektaşlarımız için hem olanak sağlayacak hem de katılım bedelleri ile üniversitemizin gelirini artıran bir kanal olma özelliğini taşıyacaktır. Yine aynı şekilde Profesyonel sanat galericiliği anlayışı ile faaliyet göstermesi planlanan Sanat galerilerimizdeki eser satışlardan elde edilecek gelirin % 30 u yine Ü niversitemizin gelirlerinin artırılmasında etkili olan bir kaynak durumunda olacaktır. Müzik ve Sahne Sanatları Bölümlerindeki öğrencilerimiz ve öğretim kadromuzun performanslarından elde edilecek gelirin hakkaniyetli orandaki %30 luk bir kısmı da döner sermayemize katılacaktır.&nbsp

AY: Projelere bakıldığında şimdiki yönetimin&nbsp bunları yapmadığı anlaşılıyor. Neden?

TANDIRLI: Şimdiki yönetim benim için kimi açılardan hep ilham kaynağı olmuştur. Nitekim Yönetimine talip olduğum Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Ü niversitesi`nin kuruluşu olan 2017 yılından bu yana her bakımdan oluşturulmuş olan ‘mevcut faaliyet ve yapılanmalardaki emeğe saygı duymak gerekmektedir’ diye düşünürüm. Hatta o sağlam, depremlere dayanıklı olarak kurulan temellerin üzerine tuğlalar örmek, elimizden geldiğince yönetim bayrağını teslim edeceğimiz meslektaşlarımıza ‘faydalı bir zemin, akılcı, kalıcı sürdürülebilir ve ilerici bir sistem devretmeye yönelik çalışmalar ortaya koymak hedefinde olmalıdır’&nbsp

Şimdiye kadar edindiğim tecrübeler bana bunu öğretmiştir. Sil baştan ve ya yap boz tahtası gibi tamamen kişisel bir kısım projelerle değil, sorumluluğunu taşıdığımız ülkemizin ve dünyamızın bilim ve sanat alanındaki çetin maratonda, ‘temsil ettiğimiz kurumu olabildiğince ileriye taşımak için öznel değil nesnel bir paradigmanın benimsenmesi gerekmektedir.’ Öte yandan sorunuzu tam olarak yanıtlamak adına şunu da ekleyeyim bizim işimiz eleştirmek değil, olumsuzluklar karşısında önce gözlemci olup akabinde soğukkanlı ve akılcı bir yaklaşımla söz yerinde ise ‘Hızır gibi yetişmek’ tir. Yapıcı, olucu, olumlu olmaktır. Sadece eleştirmek ve kenara çekilmek, bakmak değil görmek, gözlemlemek analiz etmek, idrak etmek, sentezlemek, hipotez oluşturmak sureti ile bilimsel metotlara başvurmak, bu sayede kalıcı işler ortaya koymaktır. Eleştirmek değil eleştirilere açık olmak bu sayede eksikleri gidermek, hep daha iyiyi hedeflemektir. İnsanlık tarihine baktığımızda, yapılanı yıkıp yeniden inşa etmekten ziyade, yapılanı temel alıp ileriye taşımak her zaman daha ilerici bir tavır olmuştur Örneğin, İstanbul`un fethinde Bizans İmparatorluğu`nun en görkemli mabeti Aya Sofya, Mimar Sinan tarafından depremlere karşı güçlendirilmiş, güzel minareler eklenerek eşsiz mimari özelliklerini İslam`ın da güzelliği ile taçlandırmıştır. Son yıllardaki bir diğer güzel gelişme ise, Ayasofya-i Kebir Camiimizde artık beş vakit eda edebileceğimiz namaz ve dualarımızla yemyeşil huzur veren halılar üzerinde gözlerimizi kapatıp binlerce yıllık zaman yolculuklarına da çıkabilmekteyiz. Bu manevi ummanın zengin mirasına dayanan ulusal hali ruhiye ile rasyonel (akılcı) bir paradigmayı benimsendiğim bu yolda ilerlerken sözü çok uzatmadan, sorunuzun sonundaki ‘neden?’ ifadesine şu özlü sözle yanıt vermeye çalışacağım ‘Bilince gerçekten bir eser ortaya koymak istemenin nedenini, önemi kalmaz o vakit, her kim bir eser ortaya koymak istemese de nedenini öğrenmenin.’

AY: Rektörlerin projelerinin olmadan atanması, bir sebep olabilir mi?

TANDIRLI: Yukarıdaki özlü sözde de ifade ettiğim gibi biz, nedenlerle ve sebeplerle sadece bilimsel metotlar çerçevesinde ilgileniyoruz. Bir makalenin kaleme alırken karşımıza çıkan temel unsurlar aslında insanlığın gelişimine destek sağlayacak her türden faaliyet için de söz konusudur. Öncelikle durum analizi, gözlem, problematiğin tespiti, nitekim kusursuz hiçbir şey yok bu dünyada, sonra amaç/amaçlar bunların çok iyi bir şekilde bilincinde olmak gerekir. Ardından bizi bu hedeflere götürecek yöntemlerin tespiti tabi bu yöntemlerin uygulanması ile beraber ister istemez bir kızım bulgulara ulaşıyoruz. İşte bu noktada çalışma faydalı hale gelmeye başlıyor Bulgular bize yeni ufuklar açıyor. Bakış açısı kazandırıyor, karanlıkta kalmış yeni bilgilere ulaşmamız sağlanmış oluyor. Ve sonuç sonuca ulaşmış bilinmeyeni gün ışığına çıkarmış oluyoruz. Gerçekleştirilecek Projeler içinde aynı metodolojik prosedür söz konusudur. Değil ‘projesiz’ olmayı, projelerle dolu olmak da yetmez. Önemli olan sağlam projelerle gelmek ve başarılara ulaşmaktır. Daha da açarsak YÖK Başkan V.&nbsp Prof. Dr. Rahmi Er`in deyişi ile ‘içi dolu’ projelerle göreve gelmek ve verilen sürede bu projeleri gerçekleştirmiş olmaktır esas olan.

AY: Mevcut rektörlerin, her eleştiriye ‘bir de bana sorun, üzerimizde çok baskı&nbsp var v.b.’&nbsp söylemleri duyuluyor.. Siz atansanız,&nbsp bu baskılara sanat ve kültür açısından engel olabilecek misiniz?

TANDIRLI: Baskılara engel olmak gerekiyor mu? İnşallah göreve geldiğimizde bırakalım yine geleceği var ise baskılar üzerimize gelsin. Biz baskıları, öncelikle ‘yapıcı eleştiriler’ olarak algılamak sureti ile kendimizi geliştirmek iyileştirmek için bir nimet olarak ele alırız. Çoğul şahıs kipi kullanıyorum, çünkü bana yapılmış bir eleştiri temsil ettiğim kuruma, temsil ettiğim kuruma, yapılmış bir eleştiri de bana yapılmış sayarım. Bu minvalde tekil ve öznel bir yaklaşımla değil bilakis ekibimle birlikte iletişimi güçlü bir dinamizmle çözüm odaklı bir yaklaşımı benimseriz her zaman.

AY: Sizinle aynı görüşlerde olmaktan mutluluk duydum. Eleştiriye açık bir akademisyen&nbsp misiniz?

TANDIRLI: Evet, eleştiriye açık olmak, eksiklerini dışarıdan objektif bir bakışla görebilmek, anlayabilmek, bu eksiklerin giderilmesi bakımından önem arz etmektedir. Yüksek Öğretim Kurulundaki Adaylık Yarışımızda ilk etapta 11 (onbir) adaydık. Tabi benim Ankara`da bu binada benimle birlikte mülakata giren 7 (yedi) katılımcı aday mevcut idi. Bize ilk başvuru sırasında yazılı olarak yöneltilen bir sorudur bu. Eleştiriye açık olmak. Hatta bu soruya verdiğim yanıtla ilgili olarak şu detayları aktarmak istiyorum ‘Bize yöneltilen eleştiride, konu edilen problemli durumları hep, mantıklı ve akılcı bir yaklaşımla açıklarız. Her zaman olduğu gibi Ilımlı, uzlaşmacı ve en önemlisi nesnel bir yaklaşımla pozitif bir paradigma oluşturulması yönünde çaba gösterir, eleştirileri nimet sayar icabı vesilesi ile hep daha iyiyi hedefleriz.’

AY: Çok idealist söylemleriniz var..YÖK Mülakat Kurulu üyelerini etkilediğiniz belli oluyor;

TANDIRLI: Bir meslek olmanın ötesinde, şerefli bir misyon olarak gördüğüm akademik temsilcilik görevine, bilim sanat ve eğitim üçgeninde, insanlığın, gençliğimizin ve ülkemizin yükselmesi ideali ile tutku ve heyecanla tasavvur etmekte olduğum projelerle talibim. Ulusal kalkınma ve refah düzeyinin arttırılmasındaki en etkili gizli aktörlerden olan üniversite eğitimini ciddiye alınması, liyakat kapsamında değerlendirilmesi gereken milli bir vazife olarak görüyorum.. Bu bilinç, misyon ve vizyon anlayışından hareketle, rektörlük makamı şerefine nail olarak ülkemize eğitim öğretim ve akademik temsilcilik kapsamında özverili hizmetler sunma arzu ve azmindeyim.

AY: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. İnşallah rektör olarak niteliksiz/cambaz, ehliyetsiz, bilgisiz v.b. bir akademisyen ataması olmaz. Çünkü, böyle bir durumda, yeni kurulan bir üniversite, daha 4,5 yılında çökertilmiş olur.

TANDIRLI: İnşallah; Bu vesile ile projelerime ve fikirlerime destek verdiğiniz&nbsp için tüm kalbimle teşekkür ederim

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

12345678