Amerika’dan Çin’e dünyadaki her ülke, küreselleşen savaşlar arasında, fırtınalı denizlere açılan bir gemi gibi, barış limanına ulaşmanın yollarını arıyor.
Denizlerin ortasında korku çığlıklarının, yardım çağrılarına karıştığı geminin, nereye gittiğini,karşısına hangi buzdağının çıkacağını kimse bilmiyor. Bu yüzden dünyanın bütün ülkelerinde, dev dalgalı denizleri sakinleştirecek bilgeler bekleniyor. Onların hem denizin, hem karanın dilini bilen, erleri ve erenleri yetiştirmeleri isteniyor.
Gemi, deniz, bilge, er, eren denildiğinde, bütün dünyada insanlığın bilgi ve bilgelik kaynağı, bütün ülkelerde kötümserlik bulutlarını iyimserlik yağmurlarına dönüştüren Mevlana gelir. O Mesnevi’siyle, bütün ülkelerin peşinden koştuğu ölümlü dünyanın geçici, kalıcı olanın ölümsüz dünya olduğunu, çok yalın bir dille anlatır.
İnsanın denetiminde, insan yapısı olan gemiye sözü geçenin, insan yapısı olmayan, denetim alanının dışındaki, denize sözü geçmez. Bu yüzden Ahmet Bayazıt’ın, Şenol Demiröz’ün, Tuncay Öztürk’ün televizyona uyarladığı, A.Turan Oflazoğlu’nun “Dördüncü Murat” oyununda, Sultan “Uyan uykusu çok gözlerim uyan” diye seslenir.
Mim Kemal Öke’nin “Aşkla Dans” kitabında ortaya koyduğu gibi, dünya bir oyundur, oyunu gerçek sananı deniz yutar. Genç Murat aradığı gücü bularak, güvenliği sağladığında, bestelediği şiiriyle, “Bu dünya fanidir sakın aldanma / Mağrur olup tac-ı tahta dayanma / Yedi iklim benim deyu güvenme” diye hem kendini,hem çevresini uyarır.
İnsanlık tarihine geniş açıdan, bütünlük ve süreklilik içinde bakılırsa, insanın gemi, denizin dünya işlevini yüklendiği görülür. Ölümle doğum arasına uzanan hayatta, insansız geminin, gemisiz denizin olmayacağı bilinir. Hayatın görünen ve görünmeyen alanlarında, gemi insanın, deniz geminin sorumluluklarını yerine getirmesini kolaylaştırır.
İnsanla gemi, denizle dünya arasındaki bağımlılıkları Mevlana Mesnevi’de çok çarpıcı, çok etkileyici, çok açıklayıcı olarak anlatır. Hayatın bütün boyutlarında insanın sınırlı dünyayı, sınırsız dünyanın yerine koyması, sınırlı dünyada sınırsız dünyayı yitirmesi, geminin deniz sevgisiyle gönlününün bütün kapılarını denize açmasına benzer.
Denizde sulara kapılarını açan geminin sularda kaybolması gibi, dünyaya kapılarını açna insan dünya sevgisinde kaybolur. Nasıl denizde kapılarını sulara kapayan gemi, gitmek istediği ulaşırsa, insan da gönül kapılarını dünya sevgisine kaparsa, dünyada kaybolmadan atalarının yitirdiği anavatanına büyük engellerle karşılaşmadan ulaşır.
Kötümserliğin öncüleriyle, iyimserliğin erenlerin birbirlerini etkilemeye çalıştıkları dünyada, deniz korunan geminin, dünya korunan insanın yolunu açar.

YORUMLAR