Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Göktan AY
Göktan AY

GÜNEYGÜL: “Sanatçı Ruhu Farklı Olanı Hemen Görebilir, Duyabilir…(3)”

`height=

İTÜ TMDK mezunu, Müzik Öğretmeni, Araştırmacı Gökçe Güneygül ile söyleşimize devam ediyoruz..

AY: AY:&nbsp O dönemde de THM ve TSM çalgı ayrımı var mı?

GÜ NEYGÜ L: 17.yüzyılın aristokrat, musıki âlimi, Boğdan voyvodası, Tanbur&icirc Kantemir`in eserindeki tek söylemi haricinde, böyle bir ayrımdan somut olarak bahsedebilmemiz tam olarak mümkün değildir. Yalnızca fasıllarda her sazın ve sesin ve sözün yeri ve zamanı ayrıdır. Örneğin dönemin tercüman, saray sazendebaşısı olan, santur&icirc Ali Ufk&icirc Bey`in eserinde varsağı, türkü, şarkı, beste, kar, ilahi gibi farklı türdeki eserlerin tek makam faslı başlığına kaydedildiğini görüyoruz. Bu da 17.yüzyıl fasıllarında tüm çalgıların belirli bir uyum içinde ve bir arada çalındığına dair bir lezzet bırakıyor. Ayrıca bir diğer ilginçörnekte de, 18. Yüzyıl başlarında Nakkaş Levn&icirc `nin kadın saz takımı minyatüründe aynı anda hem zurnanın hem tanburun, mıskalın bir arada icra edildiğini de gözlemleyebiliyoruz.

AY: Konservatuvarlarda&nbsp bu çalgılar öğretiliyor mu? Öğretilmiyorsa neden?

GÜ NEYGÜ L: Göktan hocam maalesef ki Türk musıkisi tarihinin en derin köklerinden gelen&nbsp rebab, çeng, sinekeman gibi belli başlı çalgıların bile konservatuvarlarda öğretilmiyor. Bilhassa Türk Musıkisi Konservatuarı levhası olan her kurumda bu eğitimin seçmeli dahi olsa bu çalgı derslerinin verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Avrupa`da birçok üniversite ve özel kurum bizim Türk Musıkisi çalgılarımız için kurslar ve eğitimler düzenlerken bizim kendi okullarımızda kendi musıki kültürümüzü görmezden gelmemiz, dikkate almamamız zaten çok garip bir hadisedir. Sesler ve sazlar yaşamak ve sözü de yaşatmak içindir. Hugo`nun cümlesindeki gibi sesimizi değil, sözümüzü, sazımızı anlatmamız,&nbsp kelimelerimizi yükseltmek gerekmektedir.

`height=

AY: Bu çalgıların Türk Müziği eğitim sistemi içinde yer alması için kimlere, hangi kurumlara görev düşmektedir.

GÜ NEYGÜ L: Bu kavramlar kültür olgusundan yola çıkıldığında ilgili resm&icirc kurumların ve müzik eğitimi veren kurumlarının yukardan aşağıya doğru dikey veya yatay nüfus edecek şekilde uygulamaya koyması gerekmektedir. Eğer amaçyerelden genele tüm müzik kültürünü bir öğrenciye vermekse, kişi ilkönce evrensel eğitim ilkeleri gereğince de yakınında kulağına çalınan ninninin çalındığı sazı öğrenmelidir. Toplumun kendi kültürünün ayrılmak parçası olan çalgı ve müzik kültürü hakkında bilgi edinmesini görev sayan kurumların temel görevidir. Gerekli ve olması gerekenleri bırakıp şu an olanlara odaklandığımızda birkaçkulis söyleminden öte bu konuda somut bir adım atılamamasında bütünleşik bir mantıksal sapma ve idealize edilen değerlerin uygulanmasında ve yaşatılmasında tezat yaratan bir durum söz konusudur.

AY: Bu eseri okuyan&nbsp müzik insanları neler yapabilir?

Göktan Hocam, kimsenin ne yapabileceğini söylemek veya neyi nasıl ilham alacağı salık vermek mümkün değildir. Tabii ki birkaçfikir söylenebilir. Lakin sanatta herkes aynı yere bakar, dinler ama sanatçı ruhu farklı olanı hemen görebilir, duyabilir. Dinle demiş ya hani; Belki ruh uykusundan uyanabilir, kendi yaratılış gayesini duyabilir. Evliyâ Çelebi`nin Kayıp Sazları kitabını okuduktan sonra, eğer nasip olurda çorbada bir tuzumuz bulunabilirse müzik sanatkârları veya adayları ilham alabilirler. Kendi topraklarımızda yaşamış olan müzik kültürümüzün zenginliğini ve renkliliğini fark edebilir ve bu konulara dair seslerle, sözlerle, sazlarla bir farkındalık da yaratabilirler. Hani derler ya musıki âşığın aşkını, fasıkın fıskını da arttırır. Sanatkârlarda yaşam gayemizdeki kalbi maksat hoş bir sada bırakabilmek, âşığın aşkını arttırabilmektir. Kendi içimize dönüp kendimizde de bu aşkı ve adanmışlığı bulabilmektir. Bu tamamen insana has bir irad&icirc ve ruhan&icirc seçimdir. Kitaplar, eserler, binlerce yıldır gelmiş soyut yapıtlar bile madde ve mana âleminde baktığını görmek için birer vesiledir. Gerisinde ne desek anlamı tamamlayamayabiliriz. Bırakalım anlam biraz da kendini anlatsın. Bazen biz susalım, anlamlar sesler, sazlar, sözler fısıldaşarak konuşsun.

AY: İTÜ T.M.D.K mezunu olarak başarılı çalışmalarının devamını diler, teşekkür ederiz;

GÜ NEYGÜ L: Bu imkânı bana tanıdığınız ve meramımızı ifade etmemizi sağladığınız için biz çok teşekkür ederiz. Saygılarımızla değerli hocam.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

12345678