Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Ersin Nazif GÜRDOĞAN
Ersin Nazif GÜRDOĞAN

Geleceğin Paris’i İstanbul’da bulunacaktır

Anadolu’nun bin yıllık tarihi içinde, Türklerin bir ayakları Asya’da, bir ayakları Avrupa’da olmuştur. Asya Türklerin geçmişlerinin, Avrupa geleceklerinin aynasıdır.

Anadolu insanının kültürü, Mekke’den, Medine’den ve Kudüs’ten, ekonomisi Akdeniz’den, Karadeniz’den ve Hazar denizinden beslenmiştir. İki kıta ve üç denizin merkezi İstanbul, Türklerin kültürlerinin olduğu kadar, ekonomilerinin de kalbini oluşturmuştur.

İstanbul’u kendisine yönetim merkezi yapan Osmanlı Devleti’nin bir eli Viyana, Paris, Berlin ve Londra üzerindeyken, bir eli de Şam, Bağdat, Bakü ve Buhara üzerinde olmuştur. İstanbul Mekke ve Medine’ye dayanarak, Atina ve Roma’yı içselleştirmiştir. İstanbul farklılıklara saygı gösteren yönetimiyle, yüzyıllarca hem Asya’nın, hem Avrupa’nın en etkili gücü olmuştur. Osmanlı Devletinin kökleri Asya’da, dalları Avrupa’dadır. Osmanlı ağacının gövdesini Anadolu oluşturmuştur. Osmanlı Devletinin büyümesinde olduğu kadar, küçülmesinde Avrupa şehirlerinin etkileri büyük olmuştur.

Türklerin tarihlerinin en görkemli, en çalkantılı yılları Avrupa şehirlerinde geçmiştir. Anadolu hem küçük Asya, hem küçük Avrupa’dır. Türkler Doğu ve Batı çatışmasını, Bursa’dan Üsküp’e taşımışlardır. Üsküp Bursa’nın bütün zenginlikleriyle, yeniden inşa edilmesidir. İstanbul’un yönetiminde Üsküp’ü, Saraybosna, Selanik, Mostar ve diğer Balkan şehirleri izlemiştir. İstanbul’un küçülme yıllarında, yükselme rüyasını gören Yahya Kemal, Anadolu’nun geleceğine geçmişinden, bakılması gerektiğini önemle vurgulamıştır. Türkiye’nin yeniden Avrupa topraklarında, güç kazanmaya başladığı bir dönemde, “Kökü mazide olan atiyim” diyen Yahya Kemal’in, düşünce dünyasının bütün zenginlikleriyle bugüne taşınması, geleceğin Türkiye’sinin inşa edilmesinde, büyük önem taşımaktadır.

Şehirlerin geçmişleri geleceklerinin habercileridir. Yahya Kemal’in düşünce dünyasının derinliklerine inmeden, sevdalısı olduğu İstanbul’un, gücünün beslendiği kaynakları, keşfetmek mümkün değildir. Osmanlıların bıraktıkları mirasın, zenginliğinin farkına varmayan, zenginliklerinden yararlanmayan İstanbul, iki kıtanın şehirlerinde, kendisine sağlam ve kalıcı, bir düşünce ve eylem alanı açamaz.

Yahya Kemal’i anlamayan İstanbul’u, İstanbul’u anlamayan, Paris’i, Berlin’i ve Londra’yı anlayamaz. “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” diyen, yalnızca bir semtini sevmeyi, bir ömre değer bulan, Yahya Kemal’in düşünce ve eylem dünyasında, Üsküp’ün, Paris’in ve İstanbul’un çok ayrı yerleri vardır. O Üsküp’te doğmuş, gençliğini Paris’te geçirmiş ve ömrünü İstanbul’da tamamlamıştır. Yahya Kemal döneminin bütün aydınları gibi, Osmanlıların yitirdikleri gücü, Paris’te aramıştır. Ancak aradığının Paris’te değil, İstanbul’da olduğunu keşfetmekte çok gecikmemiştir.

Yahya Kemal Türklerin Anadolu›da, inşa ettikleri medeniyetlerinin özünün, İstanbul’da toplandığını görmüştür. Bu yüzden camileri, çeşmeleri, medreseleri, türbeleri, mezarlıkları, sarayları ve boğazın iki yanındaki yerleşim yerleriyle, bütün İstanbul’u adım adım gezerek, şiirlerine yansıtmıştır. Onun evi İstanbul, Vatanı Asya’yı ve Avrupa’yı toprağında yoğuran Anadolu’dur.

Yahya Kemal bir ressam duyarlılığıyla, Anadolu’nun bin yıllık tarihini, şiirleriyle geleceğe taşımıştır. Geleceğin İstanbul’u Paris’te değil, Paris’in geleceği İstanbul’da bulunacaktır. İstanbul geçmişte olduğu gibi, gelecekte de Brüksel’i aydınlatacaktır. Yeni dünyayı aydınlatacak güneş, İstanbul’dan doğacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

1