Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Artan teşhircilik ve çıplaklık, milli güvenlik meselesidir

Yüzlerce binlerce yıl evvel yaşamış Aristo’nun, Platon’un, Sokrates’in, El-Kindî’nin, İbn-i Sinâ’nın, Farabî’nin, İbn-i Rüşd’ün, İbn-i Arabî’nin, daha nice düşünürün ve şairin metinlerini anlayacak ince zekâya, düşünce derinliğine sahip olmayan modern insan binlerce yıldır gelmiş geçmiş milyarlarca insanın bilmediği neyi bildi ve neyi keşfetti de halkları, milletleri kendi kimliğinden, değerlerinden, elbisesinden arındırmaya herkesi makineden çıkmışçasına nesneleştirme ve aynılaştırma çabası içerisinde… Görüyoruz, modern etki kolları ve algoritma sihri insanı tüm duygularından ve değerlerinden arınmış bir makineye çeviriyor.

Kıyafetler, bir halkın coğrafyasını, iklimini, inançlarını ve yaşam tarzını yansıtan en canlı kültürel miraslardan biridir. Geleneksel giyim tarzları; kullanılan renkler, kumaşlar toplumların tarihini, ekonomik yapısını ve estetik anlayışını nesilden nesile aktarır.

Sütçü İmam gibi, inancının gereği olan kıyafete el uzatıldığı için savaş çıkaran bir milletin torunlarıyız. Başka halklar, insanlar dilediği gibi düşünebilir. Müslüman yüreklerin kanlarıyla yeniden vatan kıldığı bu topraklarda evvela İslama saygı gösterilmesi gerekmektedir. Bu topraklarda yaşayan Müslüman Türk milletinin kılığı da kıyafeti bu toprakların normalidir, ortalamasıdır. Şühedanın canıyla kanıyla mübârek kıldığı bu topraklarda kimse kamusal alanda sapıklık derekesinde çıplak şekilde dolaşamaz. Sapıklığını kimse “modernlik, özgürlük, moda, kişisel tercih” kavramlarıyla meşrulaştıramaz ve bu sapıklığına saygı bekleyemez.

Kadın olsun erkek olsun, kamusal alanda ortalamanın ve milletin değerlerinin ötesinde çıplak gezen sapıktır. Kamusal alanda çıplaklığıyla teşhircilik suçu işleyen (sapık) kadınların sayısında, herkesin içinde karşı cinsle uygunsuz hareketler sergilemek her geçen gün artmaktadır. Ahlâk, haya, edep, mahremiyet, saygı, toplumsal norm gibi kavramlar ayak altına alınmaktadır.

Şehirlerimizde cadde ve sokaklara, parklara ve meydanlara, üniversite yerleşkelerimizin birçok yerine hem evrensel değerleri hem Müslüman Türk milletinin değerlerini hatırlatıcı ayet-i kerimelerin, hadis-i şeriflerin ve veciz ifadelerin olduğu çok şık levhalar koyularak toplumsal/evrensel şuur diri tutulmalı; dijital çağın, sapkın akımların ve ideolojilerin tacizine, saldırısına ve tehdidine karşı çocuklar, gençler, aileler korumalıdır.  

Sadece Müslüman yurdunda değil tüm dünyada halklarda, içinden geçtiğimiz bu modern zamanın ahlâksızlığı ve umursamazlığı, yaratıldığı günden bugüne “insan” türünün bugüne getirdiği ahlâk, erdem, hukuk, kültür, sosyal dayanışma ve barış mirasını sabote edemez. Sapıklığı ve çıplaklığı normalleştiremez, yaşadığı topluma meydan okuyamaz.

“Kamusal alan“, dünya genelinde, bireysel özgürlükler ile ortak yaşam kurallarının dengelendiği bir yerdir. Dolayısıyla kamusal alanda kıyafet normları ve aşırı çıplaklık/yarı çıplaklık konusu; sosyoloji, hukuk, psikoloji ve kültürel çalışmalar düzeyinde çok katmanlı bir tartışma alanıdır. Kamusal alanlar (sokaklar, parklar, devlet daireleri, toplu taşıma araçları) her yaş, inanç ve kültürden insanın bir arada bulunduğu yerlerdir. Evrensel olarak, bu alanlarda belirli bir giyim standardının kaybolması, kamusal alanın her amaca hizmet eden “normal” yapısını zedeler.

Giyim konusundaki aşırı uçlar, Müslümanlıkla yoğrulan yurdumuzda millet kavramını yok edici bir yozlaşma, nesillerin kimlik değişimi ve farklı düzeyde bir gerilim hattı oluşturur. Bu durum, ortak alanların kullanımında uzlaşı yerine çatışma ve kutuplaşmayı besler.

Pek çok Batı ülkesinde bile (Örneğin Fransa veya İspanya’nın bazı şehirlerinde) plajlar dışında, şehir merkezlerinde yarı çıplak veya mayo ile gezmek para cezasına tabidir. Fransa’da Nice, Cannes, Saint-Tropez, Saint-Raphael, Arcachon ve Les Sables-d’Olonne gibi 20’yi aşkın sahil kentinde cadde ve sokaklarda plaj kıyafetiyle veya benzer kıyafetle gezmenin cezası 150 Euro’dur. Barselona, Palma de Mallorca, Malaga ve Magaluf gibi turistik şehirler başta olmak üzere ülke genelinde cadde ve sokaklarda çıplak ya da yarı çıplak gezmek yasaktır. Bu kurallara uymayanlara yerel yönetimler tarafından para cezaları uygulanabilmektedir. Bu evrensel kısıtlamalar, “her mekânın kendine has bir adabı” olduğu fikrine dayanır.

Toplumsal uzlaşı, barış ve huzur için adap ve edep çok önemli değerlerdir. Bir toplumun bir arada sorunsuz yaşayabilmesi için yazılı olmayan sosyal sözleşmelere ve ortak hassasiyetlere ihtiyacı vardır. Toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından “aşırı” veya “rahatsız edici” olarak nitelendirilen bir durumun kamusal alanda ısrarla sergilenmesi, toplumsal saygı bağlarını zayıflatabilir. Bireysel özgürlüğün, başkalarının huzurunu ve sınırlarını ihlal ettiği algısı doğar.

Kamusal alanlar çocukların da sosyalleştiği yerlerdir. Yaş gruplarına uygun olmayan, aşırı cinselleştirilmiş veya sınırları belirsiz kamusal görünümler, çocukların beden algısı ve toplumsal normları öğrenme sürecinde kafa karışıklığına yol açar.

Haklı veya haksız olmasından bağımsız olarak, toplumsal normların çok dışındaki giyim tarzları, kamusal alanda sözlü veya fiziki taciz riskini, toplumsal sürtüşmeleri ve asayiş olaylarını artırma potansiyeline sahiptir. Bu durum sosyal barışı olumsuz etkiler.

Türkiye nüfusunun büyük bir bölümü için mahremiyet, haya ve adap kavramları hem dini (İslam) hem de köklü Anadolu gelenekleri (örf ve adetler) açısından merkezi bir öneme sahiptir. Kamusal alanda sınırların bu derece zorlanması, toplumun geniş kesimlerinde “değerlere saygısızlık” ve kültürel yabancılaşma hissi yaratır.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 225. maddesinde “Hayasızca Hareketler ve Teşhircilik” suçu düzenlenmiştir. Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişilerin cezalandırılması öngörülür. Çıplaklık derecesindeki giyim, hukuki sınırların nerede başlayıp nerede bittiği konusunda toplumsal ve yargısal tartışmalara, dolayısıyla bir belirsizlik ve huzursuzluk ortamına yol açar.

Kamusal alan, bireysel fantezi veya uç tercihlerin sergilenme yerinden ziyade, ortak asgari müştereklerde buluşma mekanıdır. Çıplaklık derecesindeki giyim, bireysel bir özgürlük savunusu gibi sunulsa da toplumun estetik, ahlaki ve kültürel devamlılığı açısından bir “sınır aşımı” olarak algılanmakta; sosyal uyumu, çocuk gelişimini ve toplumsal huzuru olumsuz yönde etkilemektedir.

Nesillerin, milletinin tarihine, kültürüne, ahlâk ve erdemine, inançlarına ve normlarına mensubiyet (aidiyet) duymaması bir millet için en büyük tehlikedir. Bir milletin millî güvenliği evvelâ o milletin ahlâkının, değerlerinin, inançlarının, aile yapısının ve nesillerinin korunmasıdır. Milli güvenlik sadece toprağın, hava sahasının ve denizlerin, kısacası maddî hudutların muhafazası değildir; değer ve inançların hudutlarını da muhafaza etmektir; hududu aşanlara gerekli cezanın kesilmesidir. Türk milleti olarak ruh dünyamızın hudutları “İstiklâl Marşı”mızla çizilmiştir.

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Hassasiyetinize çok teşekkür ederiz.
    Toplumsal değerlerin korunması ve geleceğe taşınması bakımından çok anlamlı bir değerlendirme olmuştur.
    Sağolasınız..
    Varolasınız..

  2. İyi ki yazdınız. İyi ki haykırdınız. Umarız uyanırız. Çok geç kaldığımız ortada. Konuşmaya yazmaya devam. Allah razı olsun hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR