Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
İbrahim Ethem Gören
İbrahim Ethem Gören

Vefâ’da Bir Kitap Tabibi!

Vefâ semtinde bir kitap tabibi… Maharetli elleriyle sahifelere dokunan, her cildi kutlu bir emanet misali işleyen mücellid Rafet Güngör, yalnızca bir sanatkâr değildi, kitaplar özelinde geçmişle gelecek arasında köprü kuran mütevazı bir üstad idi.

Çanakkale-1947

Miladi takvimin yaprakları 1947 yılını gösterirken, Çanakkale’de doğan Rafet Güngör, İstanbul Üniversitesi’nde tahsil gördü ve Vefâ semtinde ilim ve sanatla hemhâl oldu.

Hüsn-i hatta ilgi duyarak Hattat Hamid Aytaç’tan meşk etti; ardından klasik cild sanatına yöneldi. İslâm Seçen ve Muammer Ülker’den meşk etti, 1982’de Nevzat Kaya’dan icazet aldı.

Süleymaniye Kütüphanesi’nin cilt ve patoloji servisinde uzun yıllar çalışarak yüzlerce yazma eseri ihyâ etti.

1980’li yıllarda Suriye Nizamiye Medreseleri’nde görev alarak, Selahaddin Eyyubi’nin Kaside-i Bürde’sinden İbn Asâkîr’in Tarih-i Dımaşk’ına kadar sayısız nadide eserin restorasyonunu üstlendi. Topkapı Sarayı’nda Hz. Ali’ye nispet edilen Mushaf-ı Şerîf’in cildini yapma şerefine nâil oldu.

50 yılı aşkın sanat yolculuğu boyunca 10 binden fazla yazma eseri elden geçirdi. Osmanlı Arşivleri’nden Süleymaniye Mücellithanesi’ne ve oradan Vefa’daki atölyesine kadar hemen her yerde, kitaplara hizmeti bir görev bildi. Ona boşuna “kitap tabibi” denmedi; zira kitapların yaralarını saran, onları yeni nesillere emanet eden bir sanatkârdı.

Hattan peşinden giderken ebruyu da öğrendi. En büyük ideali ise Fatih Sultan Mehmed’in tesis ettiği Ehl-i Hiref halkalarının yeniden ihyasıydı. Vefâ’daki atölyesi yalnızca bir mücellidhâne değil, aynı zamanda kalem güzelleriyle dolu bir mektepti.

Sergiler açtı, talebeler yetiştirdi, ödüller aldı; kimi zaman ise harf inkılâbına muhalefet isnadıyla mahkeme kapılarına düştü. Ama hiçbir badireyi davasından ve sanatından üstün görmedi.

Vefâ-1990

Mücellid Rafet Güngör’le 1990’lı yılların başında tanıştım. Geride kalan otuz beş yıl boyunca kimi zaman haberini yapmak, kimi zaman bir murakkaa veya cilt hazırlatmak için Vefa’daki hânesine misafir oldum. Atölyesinden ziyade evinde ağırlamayı tercih ederdi; bazen ben aradım, bazen ondan telefon aldım. En son geçtiğimiz yıl görüşmüştük. Önceki gün kalemişi üstadı Kaya Üçer’den vefât haberini alınca, değerli bir büyüğümüzün ardından bu satırları yazmak, bir vazife gibi geldi.

Çanakkale-13 Eylül 2025 Pazar

Ve bir gece… Kitaplarla geçen ömrü, -tam da arzu ettiği şekilde- memleketi Çanakkale’de kalp kriziyle nihayet buldu. Dün, (14 Eylül 2025 Pazar) Biga’nın Hacıpehlivan Köyü’nde toprağa verildi. Arkasında on binlerce kitaba sinmiş hakikatli bir nefes, sayfalar arasında saklı kalmış makbul bir dua bıraktı.

Mücellid Rafet Güngör, kitapların tabibi, sahifelerin hekimi, Vefâ’nın mütevazı sanatkârıydı. Bugün artık satır aralarında yaşayan bir hatıra…

Cildleriyle Tarihe Kayıt Düştü

Özellikle İstanbul’daki atölyesinde, yarım asırlık cilt serencamının birikimini gözler önüne serdiği eserlerden biri, Kâbil’de yazılan 2,5 metre boyundaki Mushaf-ı Şerîf’in cildiydi. Bu devasâ Mushaf’ta Rafet Güngör’ün usta elleri ve engin birikimi birleşti; her köşebend, her şemse, yılların emeğinin ve sanatın sessiz izlerinin birer nişanesi olmudu. Eserleri sadece bir cild yapımı değil, bunun çok ötesinde tarihî bir kayıt, Türk-İslâm sanatının gururla hatırlanacak bir belgesiydi.

Onun çalışmaları, yalnızca kitapların korunması değil; geçmişin, geleneğin ve estetiğin müşfikâne muhafazasıydı.

Rafet Güngör, klasik cild sanatını sabır ve aşk ile yoğurdu, eserlerine ruhunu kattı. Atölyesi, sadece bir çalışma mekânı değil; kitapların –biiznillah– ikinci baharına kavuştuğu, her sayfada bir duanın, her şirâzede bir sanat terbiyesinin mâkes bulduğu kitap şifahanesine dönüştü.

50 yıllık ustalık tecrübesini fütüvvet ahlâkı ve Ahilik geleneğiyle taçlandırmasını bilen Rafet Güngör, avuçlarının arasından geçen her biri diğerinden âlâ keyfiyeti hâiz cildlerle kendi zamanının ötesine geçerek medeniyetimizin estetik nizâmını, kitap sanatlarının engin sevgisini genç kuşaklara aktardı.

Vefâ’da Bir Kitap Tabibi!

“Vefâ semtinde bir kitap tabibi…” Bu ifade yalnızca bir mesleği değil, bir hâli, asliyet ve terkip şuurunu ve dahi bir’ rûh-u melekî’yi anlatıyor.

Ruhu için el-Fâtiha.

 

İbrahim Ethem Gören – 15.09.2025, Yazı No: 685

 

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Çok değerli yazılarınız ile memleketin müstesna kişiliklerini de öğrenmiş oluyoruz. Minnetle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR