Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Göktan AY
Göktan AY

Sümer Ezgü “Milli Müziğimiz MEB’de, Gerektiği Gibi Yer Almalıdır…(3)”

`height=

THM Ses Sanatçısı, Araştırmacı, TV Programcısı Sümer Ezgü ile ‘sanat, toplum, halk kültürü v.b.’ konularında yaptığımız söyleşiye &nbsp devam ediyoruz; ..

AY: Halk oyunları ile de ilgilisiniz. Kardeşiniz aktif öğretici. Konservatuvarlar THO Bölümleri`nin hakkında söyleyecekleriniz var mı?

EZGÜ : Kardeşim Taner, Sümer Ezgü Sanat Akd. kurum yöneticisi ve halk oyunları eğiticisi. Ayrıca&nbsp Belediye Konservatuvarı Halk Oyunları Bölüm Başkanı. Otellerde Türk geceleri adı altında yapılan kötü etkinlikleri, işi bilen mezun gençlerin yapmaları için projeleri var.

Sadece konservatuvarlarda değil, tüm üniversitelerde gençler bir sosyal-kültür çalışmaya zorunlu katılmalı ve halk oyunları da özellikle bu sistemde olmalı. Konservatuvar öğrencilerinin tümü halk oyunu dersi almalı. Çünkü halk oyunlarını bilen bir müzisyen halk müziği icrasında ritim, tavır ve duygu açısından daha başarılı olur.&nbsp

AY: Müzik ve Güzel Sanatlar Ü niversitesi hakkında görüşleriniz var mı?

EZGÜ : Çok sevindirici. Özellikle milli müziğimiz açısından çok önemsiyorum. Nitelikli hocalar var bünyesinde. Siyaset kurumu müdahale etmeden sadece destek pozisyonunda kalırsa eğitimde iyi sonuçlar alınacağını düşünüyorum.

AY: MEB`de okullarda halk çalgıları eğitiminin verilmesi gerektiğini neden söylüyorsunuz?&nbsp

EZGÜ : Uygulamada ne yapıldı? Eskilerde&nbsp mandolin, sonrasında blok flüt ve melodika temel müzik eğitiminde kullanıldı. Çevremizde bu enstrümanları yetişkin olarak yaşamında kullanan yok. Çünkü dokuya uygun değil.

Dilli çoban kavalı, cura ve kabak kemanenin ilk öğretimde yer alması için Sümer Ezgü Sanat Akademisi olarak proje başlattık. MEB`de Temel Eğt Gnl Md.lüğü ile görüşmelerimiz sonunda bu halk sazlarımızın maalesef olmayan modüllerini kısa süreli ve temel seviyede yazdık ve MEB`e gönderdik. Düşünebiliyor musunuz bunlar daha yeni yazılıyor! Burdur ve Antalya Valilerimiz ve MEB il ve ilçe Müdürlüklerimiz, Halk Eğt Merkezleri, Akdeniz Ü nv. ve MAKÜ ile koordineli olarak Akademimizin öğretmen katkılarıyla bu iki ili eğitimde seçilmiş okul ve öğrencilerle pilot bölge yapacağız.&nbsp

Uygulama sonu raporlaştırılacak, bu enstrümanları çalabilen öğretmenlerin sistemde yer alması, çalacak öğretmenlerin yetiştirilmesi gibi teknik konular detaylandırılacak.&nbsp

Basit halk türkülerinden 5 tanesini ortak repertuvar olarak belirledik, basit 2. ses yazıldı. Düşünün ki, dokuz on yaşında 20 tane standart üretilmiş çoban kavalı çalan çocuk Dere Geliyor Dere türküsünü iki sesli çalıyor. Burdur Çeltikçi`de 10 tane çocuk kabak kemane eğitimine başlamış durumda. Onları cura öğrencileriyle bir araya getirip topluca çaldırdığımızı hayal edin. Sonra bu çocuklar belki de kendi müziğine hakim, ilerinin önemli müzisyenleri, öğretmenleri olacak. Yani adı üzerinde milli eğitimimizde, milli müziğimiz olması gerektiği gibi yer almalı.

Bu arada dip not olarak yan flüt, piyano, keman, gitar çalması öğretilen müzik öğretmenlerimizin kaçtanesine istisnalar hariçmilli bir enstrüman çalabilecek eğitim veriliyor dikkate değer bir durum. Yani bir batı sazını zorunlu olarak öğrenen öğretmen adayımız, bizden bir enstrümanı da çalabilmelidir. Müziğin gelişmesini istiyorsak müzik öğretmenine, milli müziğimizin gelişmesini istiyorsak milli müziği&nbsp de bilen müzik öğretmenlerine ihtiyaçvar. Son dönem çok az da olsa bu yönde çaba var. Ayrıca milli enstrüman çalanların özellikle piyano çalmalarını da öneririm.

AY: Toplumun sorunlarıyla içiçesiniz. Tarım konusunda da röportajlar veriyorsunuz. Sınıf Öğretmenleri`nin ‘branş hocasından müzik eğitimi alması’ konusunda ne düşünüyorsunuz?

EZGÜ : Milli kültür ile milli tarımın, ormanlarımızın, madenlerimizin, milli uçak, petrol, milli arabamızın yolu aynı yoldur. Onun için yerli tarımımızı destekliyorum.

MEB İlkokullarında müzik öğretmeni olmadığını ve alanı müzik olmayan sınıf öğretmenlerinin&nbsp birşeyler yapmaya çabaladığını ya da örneğin matematik telafisi yaptırdıklarını kastettiniz sanırım. Bence doğru olan, müzik eğitimini branş öğretmenleri vermelidir. Ortaokulda başlayan müzik eğitimi için geçmiş olsun derim. Onun için konserlerimizde topluca alkış temposu tutturulamıyor, topluca şarkı, türkü, törenlerde milli marş söylenemiyor. Müzik, anaokulunda başlar!

Ben size son olarak şunu söyleyeyim!

27 Aralık 1949 da Marshal yardımı karşılığında Türkiye ve ABD hükümetleri arasında Eğitim Komisyonu kuruluyor. Türkiye`nin borcunun yarısının tahsil edilmemesi karşılığında bölgede kilit ülke Türkiye`nin yeni dizaynının temeli olan eğitimi ikisi elçilik görevlisi CIA ajanı 4 Amerikalı ve 4 Türk`ten kurulu komisyon şekillendiriyor ve ABD Dışişleri adına Amerika Büyükelçisi denetleme yetkisine sahip. İlk, orta ve lise müfredatlarını belirleyen komisyonda oylar eşit çıkarsa kararı komisyon başkanı olarak ABD Büyükelçisi veriyor. 1994 de Milli Eğitim Geliştirme Komisyonunun 60 üyesinin 40 ının Amerikalı olduğunu okuyunca nutkum tutuldu. Babam Burdur Bucak`ta Oğuzhan İlkokulu Müdürü idi ve 60 lı yıllarda eğitim gönüllüsü adıyla bir Amerikalı bir süre Bucak`ta kaldı. Babam İngilizce konuşabildiği için bize de gelmişti. Köy Enstitüsü ekolünden yetişen babam, bu gelen kişilerin kasabalara kadar dokuyu çözmek için gelen ajanlar olduğunu çok iyi biliyordu. O kendi yöntemiyle Bucak`a tiyatrolar getirdi, yağlı güreşler tertipledi ve aldığı bağışlarla okul yaptırıp sonuçaldı. Okulunu kendi yaptığı yağlı boya resimlerle donattı, Bucak`a ışık oldu. Ama ben hala iş yapar gibi görünüp işlerin önünde engel ve öze dönüşte bir yavaşlık görüyorum ve o yıllardan kalıntıların bulunduğunu düşünüyorum.&nbsp

Milli Eğitim sistemimizin ne derece milli olduğu, kendi kültür ve sanatını küçümseyen anlayışı ve eğitim sistemine ihaneti daha iyi görmek için yararlı olabilir diye yazdım bu son paragrafı. Müzikte de kendi müziğimizin ilgisiz kalmasını, devrim arabalarının, kapatılan uçak fabrikamızın akıbetiyle aynı buluyorum.

Oysa Atatürk ‘Beyler, şu sazın bağrında bir milletin kültürü dile geliyor’ derken, bilimin ışığında çağdaşları olan dünya uygarlığında kültür ve sanatımızın kendi varlığıyla yerini almasının sinyallerini veriyor. Çünkü O, bilim ve uygarlığa hayran, batılı ama kesinlikle batıcı değil, milli bir kişilik. Aslında bu anlayış Türkiye`yi oturttuğu rotadır ve bu yolda gençlik, özgüvenle kendi kültürüne de sahip çıkmalıdır;

AY: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz;

EZGÜ : Rica ederim. Müzikli günler diliyorum. Dünyayı sanat ve&nbsp kültür kurtaracak.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR