Galatasaray bir ayda sekiz maçlık sert bir tünele girdi. İki kez Juventus, ligde derbi ve zorlu deplasmanlar… Böyle dönemlerde rotasyon kaçınılmazdır. Ancak Konya gecesi gösterdi ki mesele sadece dinlendirmek değil, kimliği koruyabilmek.
Okan Buruk Juventus 11’ine göre altı değişiklik yaptı. Savunma hattı büyük ölçüde değişti, orta saha dengesi farklılaştı, kanatlar kulübeye geçti. Sallai üç ayrı rolde oynadı. Bu kadar eş zamanlı müdahale, takımın ezberini sildi. Futbol bir alışkanlık oyunudur; refleksler bozulduğunda görüntü dağılır.
İlk 45 dakika bunun özeti gibiydi: Ceza sahasında sınırlı temas, isabetsiz şutlar ve kaybolan bir hücum hattı. Osimhen yoksa tehdit azalıyor. Çünkü o yalnızca bir golcü değil, savunma arkasına koşu atan, stoperleri meşgul eden bir baskı unsuru. O olmayınca Icardi yalnızlaşıyor, bloklar öne çıkıyor, üretim düşüyor.
Yunus’un formsuzluğu da eklenince kenar etkinliği zayıfladı. Sürekli oynayan Sallai’nin dinlenmemesi ayrı bir soru işareti. Sara ise adeta mekik dokudu; bir savunmada, bir hücumda… Ama büyük takımın dengesi tek oyuncunun enerjisine bu kadar bağlı olmamalı.
Gecenin kırılma anı ise iptal edilen goldü. Karar tartışılır. Böyle pozisyonlar yalnızca tabelayı değil, psikolojiyi değiştirir. Ritim bulamayan bir takıma ikinci bir darbe gibi iner. Ancak büyük takım hakeme takılı kalmaz; cevabı oyunda verir. Dün o cevap gecikti.
Şimdi önlerinde Juventus rövanşı var. Üç gol avantaj kağıt üzerinde güçlü görünebilir ama İtalyan takımları skor kovalamayı bilir. İlk bölümde baskı, temas ve sabır gelecek. Galatasaray savunarak mı turu koruyacak, yoksa kimliğini oynayarak mı?
Geniş kadrodan söz ediyoruz. Geniş kadro, zor gecelerde oyuna akıl ve denge koyabilmek için vardır. Aksi halde kağıt üzerindeki zenginlik sahaya yansımaz.
Dün gece taraftarın yaşadığı duygu öfke değil, şaşkınlıktı.
“Biz kimiz?” sorusu akıllara düştü.
Bu sorunun cevabı çarşamba gecesi verilecek. Çünkü bu sadece bir rövanş değil; kimlik sınavı.

YORUMLAR