İsviçre Alpleri’ndeki Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında gerçekleştirilen “Ukrayna Kahvaltısı” başlıklı panel, Amerikalı gazeteci Fareed Zakaria’nın moderatörlüğünde yapıldı. Panele NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yanı sıra Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics, Hollanda Başbakanı Dick Schoof ve Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic katıldı.
“NATO’nun başlıca rakibi Rusya”
Panelde ABD’nin Ukrayna’nın bağımsızlığı ve egemenliğine bağlılığına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Rutte, bu konuda hiçbir zaman şüphe duymadığını belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaşanan tıkanıklığı aşan ve müzakere sürecini başlatan isim olduğunu söyleyen Rutte, Trump’ın göreve geldikten sonra hem ABD’li hem de Avrupalı aktörlerin desteğiyle süreci ilerlettiğini ifade etti.
Rutte, Grönland kriziyle ilgili bir soruya ise Arktik bölgesinin tamamına dikkat çekerek yanıt verdi. Arktik’te deniz yollarının açıldığını ve bölgenin Rusya ile Çin’e karşı savunulması gerektiğini belirten Rutte, bu konunun yalnızca Grönland’la sınırlı olmadığını, tüm Arktik coğrafyasını kapsadığını dile getirdi.
ABD Başkanı Trump ile bu kapsamda yapılan görüşmelere de değinen Rutte, ABD, Kanada, İzlanda, Danimarka, İsveç, Finlandiya ve Norveç’in birlikte hareket ederek Arktik’in güvenliğini sağlamasının önemine vurgu yaptı.
“Rusya ve Çin’in bölgeye erişimi engellenmeli”
Mark Rutte, Rusya ve Çin’in Grönland ekonomisine ve askeri açıdan bölgeye erişim sağlamasının önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda Danimarka ile yapılan temaslar doğrultusunda sürecin ilerletileceğini söyledi. Amaçlarının, Rusya ve Çin’in askeri olarak bölgede varlık göstermesini kesin şekilde engellemek olduğunu ifade etti.
NATO’nun ana hasmının Rusya olduğunu yineleyen Rutte, Çin’in artan askeri kapasitesine dikkat çekmekle birlikte, birincil tehdidin Moskova olduğunu söyledi. Ukraynalıların ülkelerini kararlılıkla savunduğunu belirten Rutte, asıl sorunun Ukrayna’ya nasıl daha fazla destek verilebileceği olduğunu vurguladı. Hava savunma sistemleri ve askeri yardımın sürmesinin hayati önemde olduğunu dile getirdi.
Rutte, “Bugün Kiev, Harkov, Lviv ve birçok küçük şehir vuruluyor. Su altyapısı zarar görüyor, elektrik kesintileri yaşanıyor. Kiev’de hava eksi 20 dereceyken bunlar oluyor. Bu nedenle Ukrayna’dan dikkatimizi çekmemeliyiz” dedi. Barış görüşmelerinin umut verici olduğunu ancak kısa sürede sonuçlanmayacağını ifade eden Rutte, Ukrayna’nın askeri desteğe acil ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.
“Rusya’nın başarı hikayesi anlatısı doğru değil”
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ise Rusya’nın müzakere edilen bir barış planını kabul edeceğinden emin olmadığını belirtti. Savaş sahasında Rusya’nın başarılı olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını savunan Stubb, Putin’in stratejik hedeflerinin hiçbirinde başarı sağlayamadığını ifade etti.
Stubb, Ukrayna’nın ele geçirilemeyeceğini ve Avrupa Birliği’ne üye olacağını vurgulayarak, Rusya’nın NATO’nun genişlemesini engellemek isterken Finlandiya’nın da katılımıyla sınırlarının iki katına çıktığını hatırlattı. Ayrıca Rusya’nın dünya genelindeki nüfuzunun da zayıfladığını söyledi.
Rusya’nın savaşı sürdürme nedeninin askeri ilerleme değil, savaşın sona ermesinin Kremlin için çok pahalıya mal olması olduğunu belirten Stubb, Ukrayna’ya verilen desteğin artırılması ve Rusya üzerindeki ekonomik baskının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
AB üyeliği vurgusu
Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics, Ukrayna’nın AB üyeliğini güçlü şekilde desteklediklerini belirterek, Ukrayna’nın Avrupa’nın savunma kimliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Hollanda Başbakanı Dick Schoof da savaşın yalnızca Ukrayna’yı değil, Avrupa’nın özgürlüğü ve güvenliğini ilgilendirdiğini vurgulayarak, Ukrayna’nın nihayetinde AB üyesi olacağını ifade etti.
Barış süreci ve Rus varlıkları tartışması
ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ise Ukrayna konusunda önemli ilerleme kaydedildiğini ve çözümün mümkün olduğunu söyledi. Belçika Başbakanı Bart De Wever ise Rus devlet varlıklarına el konulmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, bunun savaş eylemi olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekti.
Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic de olası bir barış belgesinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden taviz verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bunun uluslararası hukuk açısından da hayati bir emsal olacağını ifade etti.
