İstanbul… Osmanlı Cihan Devleti’nin payitahtı; kubbeleri, minareleri ve asırlara uzanan medeniyet birikimiyle gönüllerimizde müstesna yeri olan âsitâne. Ne var ki bu kadim şehirde, 14 Ekim günü yaşanan elim hadise, hepimizi derin teessüre sevk etti. Fatih’te, şiddetli yağmurun etkili olduğu bir günde, henüz on dört yaşındaki bir evladımız hayatını kaybetti.

Hâfız Mahmut Işıldak…
Altı ay evvel babası Ömer Faruk Hocaefendi’yi dâr-ı bekâa uğurlamış, genç yaşında yetim kalmış bir evlat… Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetmiş, dini ilim tahsilini sürdürürken ömrünün baharında aramızdan ayrılmış bir genç. Onun vefâtı, ailesi ve yakınları kadar kendisini tanıyanları, hocalarını, arkadaşlarını ve dahi cemiyetimizi derin üzüntüye sevk etti.
Hadisenin Aydınlatılmasını Beklerken
Edindiğimiz bilgilere göre Mahmut, 14 Ekim günü hafızlık tahsilini sürdürdüğü yerden evine dönerken bir otoparkın yanından geçiyordu. Ayakkabılarının ıslanmaması için eline aldığı ve su birikintisinin içinden geçmeye çalıştığı ifade ediliyor. Bu sırada elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği bildirilen hadisenin, su birikintisi yakınındaki bir elektrik kablosuyla ilişkili olduğu belirtiliyor. Olayın meydana geliş şartlarının ve elektrik akımına neden olan durumun yetkili mercilerce araştırılarak açıklığa kavuşturulması önem taşıyor.
Bir çocuğun, gündelik hayatın olağan akışı içinde evine dönerken hayatını kaybetmesi hepimizi derinden düşündürmeli. Hadisenin nasıl meydana geldiğinin bütün yönleriyle anlaşılması, varsa eksikliklerin belirlenmesi ve benzer olayların yaşanmaması için alınabilecek tedbirlerin değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bu süreçte kesinleşmemiş değerlendirmelerden kaçınmak, olayın ivedilikle aydınlatılmasını beklemek ve insan hayatının korunmasına ilişkin hassasiyeti diri tutmak gerekiyor.

Adalet ve İnsanı Koruma Mesuliyeti
Topkapı Sarayı Bâb-ı Hümâyun’da , celî sülüsün büyük üstatlarından Hattat Abdülfettah Efendi’nin meşhur kitâbesi yer alır:
“Es-Sultânu zıllullâhi fi’l-arzı ye’vî ileyhi kulli mazlûm(in).”
“Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir; bütün mazlumlar ona sığınırlar.”
Asırlardan süzülüp gelen bu söz, adaletin ve mazlumu himâye etmenin ehemmiyetini hatırlatır. Bugün Mahmut’un vefâtı vesilesiyle iş bu asliyet ve terkip şuurunu yeniden düşünmek gerekiyor. Şehir hayatının görünmeyen tehlikelerine karşı gerekli tedbirlerin alınması, altyapı ve güvenlik unsurlarının düzenli biçimde denetlenmesi, kent hayatının sağlıklı işlemesi bakımından büyük önem taşıyor.
Sokaklarda yürürken, çocuklarımızı okula gönderirken ve gündelik hayatımızı sürdürürken can güvenliğimizin korunmasını bekliyoruz. Bu sebeple yaşanan hadisenin ilgili mercilerce bütün yönleriyle incelenmesi, olayın meydana geliş şartlarının açıklığa kavuşturulması ve benzer hadiselerin önlenmesine yönelik tedbirlerin gözden geçirilmesi önem taşıyor. İnceleme sonucunda ortaya çıkacak bulguların, gerekli değerlendirmelerin yapılmasına ve ihtiyaç duyulan önlemlerin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. Zira insan hayatını korumak, şehir hayatının her safhasında gözetilmesi gereken temel hassasiyettir.
Son Yolculuk: İsmailağa’dan Doğanlı’ya
Mahmut’un masum bedeni İsmailağa Camii’ne getirildi. Avluda bir araya gelen cemaatin, hafızlık yolundaki arkadaşlarının ve sevenlerinin hüznü, yaşanan kaybın büyüklüğünü gözler önüne seriyordu. Cenaze namazını İsmailağa Camii İmam Hatibi Salih Topçu Hocaefendi kıldırdı. Namazın ardından genç hâfız, memleketi Düzce’nin Doğanlı köyüne uğurlandı.
Bir evladın ardından söylenecek sözler, çoğu zaman acının ağırlığı karşısında kifâyetsiz kalır. Hele henüz çocuk yaşında bir gencin vefâtı, geride kalanların yüreğinde derin boşluklar bırakır. Mahmut’un altı ay önce kaybettiği babasının yanına defnedilmek üzere uğurlanması da bu hüznü daha da derinleştirdi.

Dinimizde yetimi gözetmenin, ona merhametle yaklaşmanın ve hakkını korumanın müstesna bir yeri vardır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yetime sahip çıkanlara dair müjdesi, bu acı vesilesiyle gönüllerimize teselli veriyor. Mahmut’un ardından dua ederken ailesinin, hocalarının ve arkadaşlarının yaşadığı kaybın büyüklüğünü de unutmamak gerekiyor.
Tedbir, Tedbir…
Bununla birlikte, böyle bir hadisenin ardından yapılması gereken bazı şeyler de var! Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması ve benzer hadiselerin önüne geçecek tedbirlerin alınması, yaşanan acının geleceğe dönük farkındalığa dönüşmesini sağlayacaktır.
Mahmut’un ayakkabılarının ıslanmaması için eline aldığına dair anlatılan ayrıntı, bu elim hadisenin hafızalarda yer eden en dokunaklı taraflarından biri olarak kalacak. Bir çocuğun gündelik hayatına ait böylesine sade bir teferruat, insan hayatının korunması konusunda hepimize ne kadar büyük sorumluluklar yüklüyor!
Dâhili surda, eskilerin deyimiyle ‘Nefs-i İstanbul’da dolaşırken camilerimizi, kubbelerimizi, minarelerimizi ve asırlık eserlerimizi temâşâ etmekle iftihar ediyoruz. Bu mirasa layık olmanın yollarından biri de şehirlerimizi insan hayatını gözeten, tehlikeleri önceden fark edip gerekli tedbirleri alan mekânlar hâline getirmektir. Hâfız Mahmut’un vefâtı, bu sorumluluğu bir kez daha hatırlatan acı bir hadise olarak hafızalarımızda yerini aldı.
Cenâb-ı Hak, yetim hâfızımız Mahmut Işıldak evladımıza rahmetiyle muamele eylesin, makamını âli eylesin. Kederli ailesine, hocalarına, arkadaşlarına ve sevenlerine sabr-ı cemîl ihsan buyursun. Âmin.
Dileriz ki bu elim hadisenin meydana geliş şartları bütün yönleriyle aydınlığa kavuşur; elde edilecek bulgular doğrultusunda gerekli değerlendirmeler yapılır ve benzer acıların yaşanmaması için ihtiyaç duyulan tedbirler alınır. Mahmut’un hatırası, dualarımızla birlikte insan hayatına gösterdiğimiz ihtimamla da yaşasın.
İbrahim Ethem Gören-18.10.2026
Yazı No: 730

Kaleminize,emeğinize sağlık üstadım.Meseleyi tüm yönleriyle gayet güzel kaleme almışsınız.İnşaallah tüm sorumluluk sahibi görevlilerimiz önce hesap verirler daha sonra da bu tür olayların olmaması için görevlerini hakkıyla yaparlar.Bu vesileyle Mahmut evladımıza Allah tan rahmet kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.