“Bugün Sinanlar var, ama Süleyman yok!”

Hattat Hüseyin Kutlu: Bugün için “Efendim, nerede o sanatkârlar ya?” falan filan diye laflar konuşuluyor. Bakın, bugün Sinanlar var; Süleyman yok, Süleyman. Yani “Nerede o Süleymanlar?” diyeceğine insanlar “Nerede o Sinanlar?” diyor. Hâlbuki “Nerede o Süleymanlar?” diyorum ben de. İnanın, bugün bir Kanuni Süleyman olsun, Süleymaniye’yi yaparız biz. Daha iyisini yaparız!
Hattat Hüseyin Kutlu’nun eski bir video kaydı yeniden dolaşıma girdi. Ben de iş bu video kaydına Türkiye’nin en geniş katılımlı hüsn-i hat sanatı platformu Hat Sanatı Atölyesi iletişim gurubunda tevafuk ettim. Hoca, bir Mushaf’ı açmış, yüzünde düşünceli bir ifade, şöyle diyordu: “Bugün Sinanlar var, ama Süleyman yok. Bugün bir Kanuni Süleyman olsa, biz Süleymaniye’yi yaparız, hem de daha iyisini! (…)”
Söz derin elbette, ama azıcık da iddialı. İlk işittiğimde “El-insaf hocam!” dedim içimden.
Zira bugün artık Süleyman’ın torunları, sanatkârlarına ne imkân varsa açmış durumda. Boğaz’a nazır 13 dönümlük mekân tahsis edilmiş, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü tevdi edilmiş, İstanbul Mushafı devlet eliyle basılmış, Diyanet Vakfı’nın “40 Hadis” projesi hattıyla süslenmiş, yurtiçinde, yurtdışında nice cami kubbesine onun yazıları nakşedilmiş.

Süleyman daha ne yapsın hocam?
Şimdi insan düşünmeden edemiyor: Süleyman daha ne yapsın hocam? Sinan’ın kalemi elinde, mürekkebi önünde, kubbeler de hâlâ gökyüzüne açık!
“Hatadan dönmek fazilettir”
Eğer bu video eski bir kayıtsa, insanın gönlü ister ki hocamız ikinci bir video daha çekiversin. Şöyle desin mesela: “Aziz Süleyman, hatadan dönmek fazilettir. Sen elinden geleni yaptın, ihsanın çok, biz de teşekkür ederiz.”
Âlâ keyfiyette olmaz mıydı böyle bir tevazu cümlesi? Zira devlet, bu memlekette sanatkâra yalnızca imkân değil, itibar da vermeye çalışıyor.
Bugün bir hattatın kamış kaleminin zikri yalnız mürekkepte değil, yüzlerce yazı atölyesinde, TRT’de, özel TV kanallarında, birbiri ardına hemen her gün açılan sergilerde, müzelerde, akademilerde yankılanıyor!

Sinan’a da bir çift söz!
Bir de işin Sinan tarafı var tabii… “Bugün Sinanlar var” demek kolay ama el-insaf, Sinan da boş durmuyor! Her dönemin Sinan’ı başka biçimde yaşıyor:
Kimi atölyede, kimi kubbede, kimi de mahkeme dosyasında!
Malûmunuz, Hattat Hüseyin Kutlu hocamız şimdiki zamanda Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’nin kubbe yazılarını yeniden yazmak istedi.
Proje kamuoyuna yansıyınca sanat çevreleri ayağa kalktı: “Sinan’a kalem uzatılmaz!” dediler. Nihayet mahkeme “dur” dedi, o kudretli hattın yerine yeni satırlar şimdilik kaydıyla düşmedi.
İş de, -yanılmıyorsam- yine Süleyman’ın izniyle başlamıştı.
Demek ki Süleyman yalnız hâmilik değil, gerektiğinde “dur!” diyen feraset sahibi bir devlet adamı. İşte bu noktada anlıyoruz ki, asıl sanat bazen yazmakta değil, yazmamakta!
Hüseyin Hoca’nın sözü, aslında bir sitemden çok bir özlemi anlatıyor olsa gerektir!
Zira, sanatla devletin, Sinan’la Süleyman’ın aynı rüyada buluştuğu günleri… Lakin devran değişti! Bugün Süleyman elinden geleni yapıyor, Sinan da hattını düzeltmeye devam ediyor! Yine de o eski cümlenin yankısı kulağımızda: “Bugün Sinanlar var, Süleyman yok!”
El-İnsaf!
El-insaf hocam… Süleyman var, Sinan var, hattın da hâlâ mürekkebi kurumadı;
bir teşekkür videosu eksik sadece!
Hâmiş: Hakkın hatırı âlidir hiçbir hatıra feda edilmez
Mezkûr video kaydının devamındaki muhterem hocamızın “Efendim, mesela Topkapı’da Karahisârî Mushafı vardır. Onu bastılar tabii, çamura benzettiler. Ne yazık ki böyle baskı olmaz, çok kötü. Bugün için bu kadrolar, o Karahisârî Kur’anı’ndan on kat daha kaliteli, on kat daha kıymetli Kur’an yazabiliriz biz ve süsleyebiliriz. Ama işte dediğim gibi: Süleyman yok.” âvâzını yakın zamanda tahlil edeceğiz biiznillah! Çünkü “Hakkın hatırı âlidir hiçbir hatıra feda edilmez!”
İbrahim Ethem Gören – 13.10.2025, Yazı No: 693

Teşekkür ederim Aziz ve üslubu gayet leziz kardeşim taşı gediğine koymuşsun. Allah razı olsun anlayana bu kadar yeter. Günümüzde Sinan var. Be ona inanıyorum. Mimari açıdan ezan olunmayacak minare yapan Sinancık. Süleyman da bunu görsün ve bu zata “madem ezansız minare yaptın, bir de cemaatsiz cami yap” desin.
Allah razı olsun Kaleminize sağlık…
Teşekkürler Mesut Bey. Adana’ya selam olsun.
Bence videoda bahsedilen şey tam anlaşılmamış gibi. Süleyman’ın marifeti Sinan gibi ehil insanlarla iş tutan biriyle eser ortaya koymasıydı. Günümüzün Süleyman’ına Allah uzun ömürler versin. Kanuni gibi ehil insanlarla çalışmayı nasib eylesin. Hüseyin hocamız da öyle bir şey demeye çalışmış bence. Haksızlık etmemek lazım.