Teknolojiyi yoğun kullananlar bilirler, hayatınızın her bölümünde sadece belli bir markanın ürünlerini kullanmaya başladıysanız, artık o markanın ekosistemine dahil olmuşsunuz demektir. Müzik dinlediğiniz kulaklık, cep telefonunuz, televizyonunuz, hatta evinizde aydınlatmada kullandığınız ampüllerin bile aynı firmanın ürünlerinden olması size diğerlerinden farklı imkânlar sağlar. Cihazlar birbirini tanır, daha verimli çalışır ve birisini diğerinden kumanda edebilirsiniz vs. Bu kolaylıklara alışırsınız. Firma zamanla teknolojideki değişiklikleri yazılım güncellemeleri yaparak size sunar ve diğer teknoloji markalarının ürünlerine ihtiyacınız olmadığı hissine kapılırsınız.
Ta ki bir gün, evinizde uzun süredir kullanmayıp çekmeceye attığınız eski bir kulaklığınızı, bu nasıldı bir hatırlayayım dediğiniz güne kadar. O kulaklık da güncelleme almıştır, ses kalitesini kontrol edersiniz gerçekten iyidir. Hatta orta ve alt sesleri diğerinden daha iyi duymanızı sağlamaktadır. İkinci gün, cep telefonunuzda bu kulaklığın güncellenmiş yeni yazılımını kurcalarken hiç aklınızda olmayan, yepyeni bir özelliğin bu eski kulaklığa yeni güncelleme ile gelmiş olduğunu fark edersiniz. Hani şu değişik dillerden anında çeviri yapabilme özelliği. Diğer ekosistemdeki kulaklıkta bu tür bir özellik yoktur. Ancak çok daha pahalıya satacakları bir yeni modele ekleyecekleri de kesindir. Teknoloji marketlerde sırf bu anında çeviri özelliği için satışa sunulan üç beş bin liralık kulaklıklara denk gelmeye başlamışken, çekmecede öylece duran kulaklığımı yeniden keşfetmiş oldum.
Şimdi bu kulaklığımı takıyorum, telefonumda yazılımını açarak televizyonun sesini algılayabileceği kadar yakınına koyup Çin, Rus, Fransız ve Yunan televizyonlarının haber bültenlerini/programlarını anında çeviri ile izleyebiliyorum. Kanal değiştirdiğimde her dili otomatik tanıyıp, birkaç saniye içinde çeviriye geçiyor. Kulaklığımdan bütün dünya dillerini Türkçe olarak duyuyor, istediğim ülke televizyonunu rahatça izleyebiliyorum. Sadece televizyonda değil, gittiğiniz bir yabancı ülkede de karşınızdaki kişiyi anında tercüme edip kulağınızda Türkçe olarak duymanızı sağlıyor, konuşmanızı da telefonunuz üzerinden diğer dile çevirebiliyor. Yani karşılıklı konuşma imkanı da sağlıyor.
Teknolojik bir ekosistemin dışına çıkmış olmakla, hayatımda işime yarayacak, olumlu yönde bir şey kazanmış oldum.
Aslına bakarsanız yaşantımızdaki ekosistemler sadece teknoloji alanında değiller. Köyünden, mahallesinden hiç çıkmayan, kapalı bir çevrede yaşayıp dışına çıkmayan çok insan var.
Ben ekosistemlerin dışında, kendi görüşlerimi doğrulayan değil, kendilerini aşan insanları önemsiyorum. Çünkü onlardan birşeyler öğrenme ihtimalim var. Kendileri araştırıyor, gözlemliyor ve kendi akıllarınca değerlendiriyorlar. Akletmez misiniz sözü başkalarının aklına değil, kendi aklına güvenmeyi teşvik ediyor. Öylesi insanların karşısına da nedense hep ufuklarını açacak, görüşlerini daha olgunlaştıracak koşullar, kişiler veya ortamlar çıkıyor. Onlarla birlikte yol alırken arkama dönüp baktığımda, eskiden ortak paydamızın olduğu kişilere sevgimin azalmadığını ancak düşünsel anlamda uzaklaştığımı fark ediyorum.
Adamın biri üç yüz kişinin yaşadığı sitenin kapısına uyarı tabelası asmış, filan görüşe mensup olanlar giremez. İşte buna ideolojik ekosistem diyorum. Diğer görüşteki insanları, bildiği bütün kötülüklerin kaynağı olarak görecek kadar gözü dönmüş insanlar bile var. Farklı düşünenlerle iletişimini yok edip, sadece kendisi gibi düşünenlerin olduğu bir kapalı ortamda yaşamak istiyorlar. Böylece güvende olacaklarını düşünüyorlar. Bu bir tercih, kendileri bilirler elbette. Kimse karışamaz. Ama ülkenin giderek daha çok böylesi ideolojik ekosistemlere bölünmesi kaygı verici. Bu bölünme anlamına gelir. Ben ülkemi çok seviyorum ile başlayarak yola çıktığı ideolojisinin aslında ülkenin kamplaşmasına, bölünmesine vardığını fark edememek riski. Üstelik bir de bu türlerin kendilerini demokratik zannedenleri var. Diğerleri şöyle böyle, bizimkiler melek. Hangi meleklerden acaba?
Hani diyorum, belki dünya çok değişmiştir, her kapıyı açar zannettiğin ezberler artık hiç bir kapıyı açmıyor olabilir. İşe yaramaz bellediğin insanlar ülkene hatta dünyaya senden daha yararlı haldedirler, kafanı çuvalından çıkar bak, bir şey kaybetmezsin. Bizimkiler diyerek melek sandığın kişileri ne kadar zamandır ve ne kadar yakından tanıyorsun? Anti-emperyalist ve tam bağımsızlık yanlısı belleyip peşinden gittiğin o kişinin çekmecesinde hangi ülkelerin pasaportu var biliyor musun? Gerçekçi ol, bilmiyorsun.
Pek çok insan tanıdım, tek bir olayla ya da tarihin bir dönüm noktasında, gerekli dersleri alarak, gerçekleri fark ederek ideolojilerini bir kenara bıraktılar, sadece yurtseverlik zırhını giyip yaşamaya başladılar. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan başka ne aidiyetleri, ne de mensubiyetleri var. Ekosistemlerinin dışına çıkıp sadece gerçeklerin peşine düştüler. Onları izliyorum uzun zamandır, ideolojilerini çöpe atınca anti-emperyalizmi, bağımsızlığa tutkun olmayı bıraktılar sanmayın. Tam tersine asıl şimdi sömürü karşıtı, şimdi daha yurtsever olduklarını fark ederek dik duruyorlar. Ekosistemlerinin dışına çıkabilen böyle insanları kutluyorum. Kendileri araştırıyor, gözlemliyor ve kendi akıllarınca değerlendiriyorlar. Ezberleri reddediyorlar, doğru bilginin peşindeler. Bu da yetiyor zaten.

YORUMLAR