YÖK Başkanı Prof.Dr. Erol Özvar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın açılış konuşmaları gerçekleştirdiği 2022/23 Akademik Yılı açılış töreni için YÖK davetlileri arasındaydık;
İTÜ ekibi: Prof.Dr. İsmail Koyuncu (Rektör), Prof.Dr. Mustafa Kumral (Rektör Yard.), Prof. Dr. Lütfiye Durak Ata (Rektör Yard.), Prof.Dr. Şule Itır Satoğlu, (Rektör Yard),PProf. Dr. Özcan Arslan (Denizcilik Fak.Dekanı), Prof. Dr. Esra Alveroğlu Durucu (Fen-Edebiyat Fak. Dekanı), Prof. Dr. Sebahattin Gürmen (Kimya-Metalurji  Fak. Dekanı)u
Törenden ve yapılan konuşmalardan notlarımızı aktaralım:
Törende önce, Ankara Hacı Bayram Veli Ü niversitesi ‘Türk Müziği Devlet Konservatuarı’ müzik dinletisi yapıldı. Ardından video gösterisi ile gelinen nokta anlatıldı.
Saha sonra kürsüye çağrılan YÖK Başkanımız Erol Özvar`ın neler söylediğini yorumlarımızla aktaralım
ÖZVAR: ‘Türkiye`de yükseköğretim kurum sayısında önemli bir artış yaşandı ve üniversitesiz ilimiz kalmadı. Ü lkemizin her ilinde bir üniversitenin kurulması, Türkiye`nin yükseköğretim kapasitesini genişletmiş ve böylelikle vatanın dört bir yanından, daha fazla sayıda öğrenci yükseköğretime erişebilmiştir. Ü lkemizde son 20 yılda yükseköğretim imkânlarının çoğalması, yeni üniversitelerin açılması ve kontenjanlardaki düzenlemeler ile yükseköğretime ulaşımda kayda değer artışlar gerçekleştirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu olarak, ortaöğretimlerini tamamlayan ve okumak isteyen gençlerimizin yükseköğretime erişiminin artırılması, şüphesiz öncelikli misyonlarımız arasında yer almaktadır.’
AY: İçerik olarak nicelikten bahsedildi, ama nitelik konusunda tek cümle duyulmadı. İllerde rahatsızlık veren, kurumlarında huzursuzluk yaratan rektörler için bir paragraf açılmadı. Rektörlerin görevinin, kurumdakileri motive ederek, üniversitelerini dünya sıralamalarında ilk 1000`e/500`e sokmaları gerektiği hatırlatılmadı;
ÖZVAR: ‘2002 yılında ÖSYM`nin üniversiteye giriş sistemine başvuran aday sayısı 1 milyon 540 bin civarındayken, bu sayı 2022 yılı itibarıyla 3 milyon 243 bin ile rekor düzeye ulaşmıştır. Bu artış, yükseköğretime büyük bir talebin olduğunun çarpıcı bir örneğidir ve bu talep artmaya devam etmektedir. Yükseköğretimde genişlemenin ve dolayısıyla erişimin artmasıyla birlikte üniversitede okuyan öğrencilerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye`de 25-34 yaş aralığındaki gençlerin yükseköğretim mezuniyet oranının sadece son 10 yıl içerisinde iki katı yükselerek %18`den %40`a çıktı, yükseköğretime erişimde, OECD ortalamalarına çok yaklaşıldı. Türkiye`nin yükseköğretim hacminin genişlemesinin, daha fazla sayıda öğrencinin yükseköğretime erişiminin artmasının yanı sıra, yükseköğretimde çeşitliliğin artması için de bir fırsat oldu. Yükseköğretimdeki bu genişlemeden en fazla yararlananlar şüphesiz en dezavantajlı gruplar olmuştur. Daha önce ekonomik veya sosyal nedenlerle yüksek rekabette geride kalarak üniversitelerimizde okuma imkânı bulamayan öğrenciler, artık bu dezavantajları aşabilmektedirler. Yükseköğretimi daha geniş kitlelere ulaştırmanın öneminden bahsederken, yükseköğretimi sadece bir meslek kapısı olarak görmemek gerektiğini de bir kez daha özellikle vurgulamak isterim.’ 
AY: Maalesef, gençler ve aileleri yükseköğretimi bir meslek kapısı olarak görmektedirler. Her yerde Yüksek Lisans/Dr. yapan gençlere rastlanmaktadır ki, amaçları ‘belki bu sayede üniversitede görev alırız’ mantığı işlemektedir. Evet, üniversitelerin artması ile erişim imkanına erişilmiştir, ama ya kalite; Toplantıya İTÜ `lü gençolarak bizimle katılan YKS birincisine (Bahadır Bakla) sordum, ‘neden Bilgisayar Mühendisliği ve neden İTÜ diye?’ Cevaplarını bir röportajla sizlere aktardığımda bazı gerçeklerin üstünün, nicelikle kapatılmadığı görülecektir.
ÖZVAR: ‘2022 Yükseköğretim Kurumları Sınavında baraj puanı uygulamasını sonlandırdık. Barajı kaldırmamızın akabinde, başvuru sayıları geçen yıla göre tam %24 artmıştır. Geçen yıl 2 milyon 608 bin aday başvuru yapmışken, bu yıl aday sayısı 3 milyon 243 bine yükselmiştir. Daha önemlisi, geçen yıl açıköğretim hariçtoplam 690 bin kişi yerleşmişken, bu sayı bu yıl 850 bine ulaşmıştır. Yani, geçen yıla göre yaklaşık 160 bin daha fazla kişiye yükseköğretim imkânı sağlanmıştır.’ 
AY: İşte yine saylar ve nicelik; Evet, baraj kalkmış, kontenjanların %99`u dolmuştur, ama başarısız birçok gençlise mezunu üniversiteli olmuştur. Bu başarı mıdır? Eğitimcilere göre Artık öğrenciler, baraj puanına bakılmaksızın üniversite tercihinde bulundular, giderek artan diplomalı gençişsizliğini ve yüksek öğretimdeki eğitim kalitesini olumsuz etkileyecek’ diyor.. Dikkat çekmemiz gereken konu şu YÖK, bu barajı koyarken de reform/kalite denilmiş ve  alkışlanmıştı, kaldırırken de alkışlandı; Bilemiyoruz;
Devam edecek; .

YORUMLAR