DOLAR
5,8147
%0,44
EURO
6,4658
%0,25
ALTIN
276,05
%0,90
BİST100
7,7627
%1,70

Doğu ile Batı’nın birleştiği nokta

30.11.2019 00:00

Bu yazımda İstanbul’da nostalji yaşamak isteyenlerin ziyaret edeceği ve aynı zamanda İstanbul Demiryolları Müzesi debulunan bir tarihi mekana yolculuğa çıkaracağım. Bahsettiğim yer İstanbul’un Avrupa yakasındaki ilk tren garı olan Sirkeci Tren Garı. Sevinçlerin ve hüzünlerin yaşandığı, şairlerin şiirlerine ilham kaynağı olan ve İstanbul’un hususi mekânlarından biri olarak daima öne çıkmış tarihi bir yapıdır.

Ben birazdan kalkıp Sirkeci’ye gideceğim

Sevgilim trene binip gidecek

Bir zaman hiç güneş doğmayacak sabah olmayacak, bir zaman

dünyada değilmişiz gibi korkacağız.

Bunlar hep olacak ruhum

Bir gün bakacağız İstanbul güzel

Ondan sonra her gün İstanbul güzel.

Eskiden çok eskiden bu dünya daha bir güzelmiş mesela

Bu bulutlar bu gökyüzü uzanınca dokunacağımız bir yerdeymiş

Şimdi şiirdeymiş bunlar

Der ‘Saint-Antoine’ın Güvercinleri’ şiirinde İlhan Berk.

Sirkeci Garı’nın yapıldığı dönemdeki hali çok görkemliydi. Deniz binanın eteklerine kadar geliyor ve denize taraçalar halinde iniliyordu. Gar’ın büyük kapısı üstünde bugün mevcut olmayan ama yeri bulunan tuğra ile Muhtar Efendi tarafından tanzim edilmiş şu kıt’a yazdırılmıştır.

Ulu Hakan himmet ederek

Buyruk verdi.

Demiryol için bu gönül çeken

İstasyonu yaptırdı.

Tarihi ilan için çıktı özel bir tren

Sultan Hamit yaptırdı bu süslü ve gönül çeken istasyonu

Temeli 11 Şubat 1888 günü büyük bir törenle atıldı. 03 Kasım 1890’da hizmete açılan görkemli gar binasının mimarı Alman mimar ve mühendis A.Jasmund’dur. Berlin Üniversitesi mezunu olan Jasmund şark mimarisi konusunda incelemeler yapmak üzere İstanbul’a gelmiş, Sultan II.Abdülhamit’in güvenini kazanarak sarayın danışman mimarı olmuştur.

Jasmund gar binasının projesi hazırlanırken özellikle bir nokta üzerinde durmuştu. İstanbul, batının bitip Doğu’nun başladığı yerdi. Birbaşka deyişle Doğu ile Batı’nın birleştiği noktaydı. Bu nedenle bina oryantalist bir uslupla hayata geçirilmeli, bölgesel ve ulusal biçim kalıplarına yer verilmeliydi.Bu uslubu yansıtmak için cephelerde tuğla bantlar kullanıldı. Sivri kemerli pencereler, ortaya ise Selçuklu dönemi taş kapılarını anımsatan geniş bir giriş kapısı yaptı. Vitraylar bu uslubu tamamlıyordu.

Binanın kaidesi granit, cephesi mermer ve Marsilya Arden’den getirilmiş taşlarla yapıldı. Bekleme salonlarına, Avusturya’dan getirilmiş büyük çini sobalar konuldu. Binanın aydınlatılması ise çeşitli yerlere konulan 300 havagazı feneriyle sağlandı.

Orta girişin iki yanında saat kulesi, üç büyük lokanta, ayrıca binanın arkasında geniş bir bahçesi ve açık hava lokantası bulunmaktaydı.

Gar’daki büyük lokanta ise binanın saat kulesi cephesindeydi. Lokantaya uzun mermer merdivenlerle çıkılıyordu.

Yedikule’de yapımına başlanan demiryolu Yenikapı’ya geldiği zaman hattın, Sarayburnu’na kadar uzanan Topkapı Sarayı bahçesinden geçirilmesi konusu uzun tartışmalara yol açmış, Abdülaziz’in izniyle hat Sirkeci’ye ulaşmıştır.

Ancak, Sirkeci’ye ulaşan demiryollarının yapımında istimlak amacıyla tarihi değerine paha biçilemeyen Bizans ve Osmanlı saray ve köşkleri yıkılmış, sahil özeliğini yitirmiştir.

 1869 yılında yapım imtiyazı verilen 2000 km.lik Şark demiryollarının milli sınırlar içinde kalan 337 km.lik İstanbul-Edirne ve Kırklareli-Alpullu kesiminin 1888 de bitirilerek işletmeye açılmasıyla İstanbul, Avrupa demiryollarına bağlanmıştır.

Müze İstanbul Gar Binası içinde yaklaşık 45.50 metrekarelik alanda23 Eylül 2005 Müze demiryolu sevgisini halkımıza aşılamak, gelecek nesillerin kullanılan eski objeleri tanımasına yardımcı olmak ve kaybolup yok olmalarını önlemek amacıyla kurulmuştur. Tarihe şahitlik eden İstanbul Garı’nın içinde 145 metrekare alanda yer alan müzede, demiryolu, tren ve garlarda kullanılmış 400’den fazla kültür varlığı sergileniyor.

Müzede Rumeli Demir Yolları’na ve TCDD’nin Trakya hattına ait orijinal vaziyet planları, çizimler, demiryolu aletleri ve haberleşme araçları bulunuyor. Bunların yanı sıra geçmişte Demiryolları idaresinde bulunan okul ve hastanelere ait objeler, Demiryolu personelinin kullandığı kasket, bröve, madalyalar, 1930 yılında garda kullanılan Türk bayrağı, demiryolu personelinin kullandığı masalı telgraf makineleri ve demiryolu çalışanlarıyla anılan serkisof saatler sergileniyor. Müzede, 1955 yılında Türkiye’de ilk elektrikli tren işletmeciliğine geçişin simgesi olan banliyö trenlerinden birine ait lokomotif sergileniyor.

TCDD’nin eski birimlerine ait fotoğraf ve objeler, Osmanlı dönemine ait evrak, vesika, harita, plan-projeler ile Orient Ekspresi’ne ait malzemeler; kuruluşun kullandığı araç, makine ve teçhizat, çalışır vaziyette bulunan tren maketi, Atatürk’ün 1928 yılında “Harf Devrimi”ni anlatmak için gittiği Kayseri seyahatine ait hareket cetveli de yine müzede sergileniyor.

Orient (Şark) Ekspresi bileti ve son seferinde Orient Ekspresi yolcularına hediye edilmek üzere bastırılan madalyonlardan biri de müzede sergilenen diğer eşyalar arasında yer alıyor.

Müzede sergilenen eserler, bulunduğu yer sebebiyle Sirkeci Garı ağırlıklıdır. Yaklaşık 300 eser sergilenmektedir.

Müzede sergilenen bazı eserler;

•          Kuruluşun kapatılmış birimlerden olan Hastaneler ile TCDD Meslek Lisesi ve TCDD Pratik Sanat Okuluna ait fotoğraf ve objeler,

•          Osmanlı dönemi evrak, vesika, harita, plan projeler ile Orient Ekspresine ait malzemeler,

•          Kuruluşun kullandığı araç, makine ve teçhizat malzemeleri,

•          Çalışır vaziyette bulunan tren maketi,

•          Sirkeci/de ilk çalıştırılan elektrikli banliyö treninin makinist bölümü,

Müze, Salı-Çarşamba-Perşembe-Cuma ve Cumartesi günleri saat 09.00-12.30 13.00-17.00 saatleri arası hizmet vermektedir.


Yorum Ekle