Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Hüseyin Akçay
Hüseyin Akçay

Derbide İsimler Değil, Karakterler Çarpışacak!

Bir tarafta liderliğini korumaya çalışan Galatasaray, diğer tarafta üç puanlık farkı kapatıp şampiyonluk yarışında yeniden söz sahibi olmak isteyen Fenerbahçe… Türk futbolunun iki devi, bu kez yalnızca üç puan için değil, sezonun geri kalanına damga vurabilecek bir psikolojik üstünlük için sahaya çıkacak.

Türk futbolunun en büyük rekabetlerinden birinde daha geri sayım başladı. 26 Ekim Pazartesi günü RAMS Park’ta oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesinde iki takımın da birbirinden farklı avantajları ve ciddi soru işaretleri bulunuyor.

Sekiz hafta geride kalırken Galatasaray 19 puanla liderlik koltuğunda oturuyor. Fenerbahçe ise 16 puanla üçüncü sırada. Ancak puan tablosunun biraz daha derinine indiğimizde dikkat çekici bir gerçek ortaya çıkıyor: Fenerbahçe 22 gol atıp yalnızca 6 gol yerken, Galatasaray 17 gol atıp kalesinde 11 gol gördü.

Yani Galatasaray puan tablosunda önde, Fenerbahçe ise gol üretimi ve savunma istatistiklerinde.

Peki bu tablo derbide ne kadar belirleyici olacak?

Fenerbahçe: Geniş kadro, büyük beklenti ve bitmeyen soru işaretleri

Fenerbahçe’nin mevcut kadrosuna baktığımızda Türk futbolunun alışılmış standartlarının üzerinde bir oyuncu kalitesi görüyoruz.

Ederson, Skriniar, Semedo, Kanté, Guendouzi, Greenwood, Kerem Aktürkoğlu, Vedat Muriqi ve Romelu Lukaku…

Bu isimlerin aynı takımın formasını giymesi bile sarı-lacivertli taraftarların neden büyük beklenti içerisinde olduğunu açıklamaya yetiyor.

Ancak futbol, isimlerin yan yana yazılmasıyla kazanılan bir oyun değil.

Fenerbahçe’nin en büyük problemi de tam olarak burada başlıyor. Sarı-lacivertliler bazı karşılaşmalarda rakibini sahadan silebilecek kadar etkili görünürken, bazı maçlarda aynı oyunu 90 dakikaya yaymakta zorlanıyor.

Şampiyonlar Ligi’nde Aston Villa karşısında alınan 6-0’lık ağır yenilgi, takımın üst düzey rakiplere karşı yaşadığı sorunları açıkça ortaya koydu. Ardından Slavia Prag karşısında henüz 11. dakikada yakalanan 2-0’lık üstünlüğün 90. dakikada 2-2’ye dönüşmesi de başka bir gerçeği hatırlattı.

Fenerbahçe’nin problemi yalnızca pozisyon üretmek değil, yakaladığı üstünlüğü koruyabilmek.

Buna karşılık Süper Lig’de Çaykur Rizespor ve Alanyaspor karşısında alınan üst üste 3-0’lık galibiyetler, bu takımın doğru oynadığında ne kadar tehlikeli olabileceğinin göstergesi.

Derbi öncesinde sarı-lacivertlilerin cevaplaması gereken soru şu:

Avrupa’da kırılgan görüntüler veren Fenerbahçe mi sahada olacak, yoksa Süper Lig’de rakiplerine fırsat tanımayan Fenerbahçe mi?

Galatasaray: Lider ama kusursuz değil

Galatasaray cephesinde ise bambaşka bir tablo var.

Sarı-kırmızılı ekip liderliğini sürdürüyor. Victor Osimhen, Leroy Sané, Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün, Gabriel Sara ve Aleksey Batrakov gibi isimlerle özellikle hücum hattında ciddi bir çeşitliliğe sahip.

Orta sahada Torreira ve Lemina’nın mücadele gücü, İlkay Gündoğan’ın oyun aklı ve Gabriel Sara’nın pas kalitesi, Galatasaray’a farklı oyun planlarına geçebilme imkânı tanıyor.

Ancak bu kadronun da kusursuz olduğunu söylemek mümkün değil.

Trabzonspor karşısında alınan 4-0’lık mağlubiyet ve Barcelona karşısında yaşanan 4-1’lik yenilgi, Galatasaray savunmasının güçlü ve doğru organize olmuş rakipler karşısında ne kadar zorlanabileceğini gösterdi.

Özellikle savunma arkasına atılan toplar, orta saha ile savunma arasındaki boşluklar ve rakibin hızlı hücumları, sarı-kırmızılıların dikkat etmesi gereken noktalar.

Diğer taraftan Lille deplasmanında alınan 4-2’lik Şampiyonlar Ligi galibiyeti, Galatasaray’ın önemli maçlarda reaksiyon gösterebildiğini ortaya koydu.

İşte derbinin kilit noktalarından biri burada.

Galatasaray, taraftarının önünde oyunu kontrol etmek isteyecek. Ancak gereğinden fazla öne çıkan bir takımın, Fenerbahçe’nin hızlı hücum silahlarına geniş alanlar bırakması ciddi tehlike yaratabilir.

Sakatlıklar derbinin kaderini değiştirebilir

Derbi öncesinde iki takımın da önemli eksikleri bulunuyor. Ancak bu konuda Fenerbahçe’nin yaşadığı sıkıntıların daha derin olduğunu düşünüyorum.

Marco Asensio’nun dizinden geçirdiği operasyon nedeniyle yaklaşık üç ay sahalardan uzak kalacak olması, sarı-lacivertlilerin hücum organizasyonlarında önemli bir yaratıcılık kaybı anlamına geliyor.

Nathan Aké’nin kas sakatlığı nedeniyle derbide oynayamayacak olması da savunma rotasyonunu daraltıyor. Oosterwolde ve Mert Müldür’ün sakatlıkları ise özellikle savunma hattındaki alternatifleri ciddi biçimde azaltıyor.

Fenerbahçe’nin kâğıt üzerinde geniş olan kadrosu, savunmada eksikler arttığında aynı esnekliği sunamayabilir.

Galatasaray’da ise Rafael Leão’nun kasık sakatlığı önemli bir sorun. Portekizli oyuncunun bireysel yetenekleri ve açık alandaki etkisi düşünüldüğünde, derbide forma giyememesi sarı-kırmızılıların hücum planlarını etkileyebilir.

Buna karşılık Galatasaray’ın hücum rotasyonundaki seçenekleri, bu eksikliği telafi edebilecek seviyede.

Derbilerde çoğu zaman ilk 11’lerden çok, kenardan gelen oyuncular belirleyici olur.

Bu nedenle iki teknik ekibin karşılaşmanın son yarım saatindeki hamleleri, en az başlangıç planları kadar önemli olacak.

Orta sahayı kazanan, derbinin kontrolünü eline alır

Benim gözümde bu maçın kilidi orta sahada.

Fenerbahçe’nin Kanté ve Guendouzi gibi fiziksel mücadeleden kaçmayan, rakibe baskı yapabilen ve top kazanma konusunda etkili oyuncuları bulunuyor. İsmail Yüksek de bu bölgedeki önemli alternatiflerden biri.

Galatasaray ise Torreira’nın savunma katkısını, Gabriel Sara’nın pas kalitesini ve Lemina’nın fiziksel gücünü kullanmak isteyecek.

İki takımın da orta saha rotasyonu güçlü.

Ancak burada önemli olan kimin daha fazla topa sahip olduğu değil, topu kazandıktan sonra ne yaptığı olacak.

Fenerbahçe, Greenwood ve Kerem gibi oyuncularını geniş alanlarda topla buluşturabilirse Galatasaray savunmasını ciddi biçimde zorlayabilir.

Galatasaray ise Osimhen’in hareketliliğini, Yunus’un dar alandaki becerisini ve Barış Alper’in fiziksel üstünlüğünü doğru kullanabilirse Fenerbahçe’nin eksik savunma hattına sorun çıkarabilir.

Özellikle ilk golün ardından takımların vereceği reaksiyon, karşılaşmanın hikâyesini tamamen değiştirebilir.

Fenerbahçe için bir maçtan fazlası

Galatasaray bu karşılaşmaya üç puan önde çıkıyor.

Sarı-kırmızılıların kazanması halinde fark altı puana yükselecek. Fenerbahçe’nin kazanması durumunda ise iki takımın puanları eşitlenecek.

Sezonun henüz başında olduğumuz düşünüldüğünde hiçbir sonuç şampiyonluk yarışını bitirmez.

Ancak derbilerin etkisi yalnızca puan cetvelinde görülmez.

Fenerbahçe açısından bu maç, bir süredir büyük karşılaşmalarda yaşanan hayal kırıklıklarının ardından önemli bir karakter sınavı.

Galatasaray açısından ise liderliğini yalnızca puanlarla değil, doğrudan rakibini yenerek güçlendirme fırsatı.

Ben Fenerbahçe’nin mevcut kadro kalitesiyle bu karşılaşmayı kazanabilecek güce sahip olduğunu düşünüyorum.

Ancak bunun gerçekleşmesi için yalnızca yıldızların performansı yeterli olmayacak.

Sarı-lacivertlilerin 90 dakika boyunca disiplinli kalması, savunma yerleşimini kaybetmemesi ve yakaladığı fırsatları değerlendirmesi gerekiyor.

Çünkü Galatasaray deplasmanında yapılacak basit bir hata, bütün maç planını çöpe atabilir.

Son söz: Derbiyi yıldızlar değil, takım olabilenler kazanır

Bir tarafta yıldızlarla dolu kadrosunu istikrarlı bir oyuna dönüştürmeye çalışan Fenerbahçe, diğer tarafta liderlik avantajını korumak isteyen Galatasaray var.

İki takımın da güçlü yanları, zayıflıkları ve maçı tek başına değiştirebilecek futbolcuları bulunuyor.

Ama benim için derbinin en önemli gerçeği şu:

Bir takımın ne kadar büyük olduğunu kadrosundaki yıldızların isimleri değil, zor anlarda gösterdiği reaksiyon belirler.

Fenerbahçe’nin artık büyük maçlarda yalnızca iyi futbol oynayan değil, o futbolun karşılığını alan bir takım olduğunu göstermesi gerekiyor.

Galatasaray’ın ise liderliğinin tesadüf olmadığını doğrudan rakibinin karşısında kanıtlama fırsatı var.

26 Ekim akşamı sahaya çıkan 22 futbolcu yalnızca üç puan için mücadele etmeyecek.

Bir taraf farkı açmak, diğer taraf farkı kapatmak isteyecek.

Ve son düdük çaldığında belki de en fazla konuşacağımız şey, hangi takımın daha pahalı futbolculara sahip olduğu değil, hangisinin kazanmayı daha fazla hak ettiği olacak.

Çünkü derbilerde isimler sahaya çıkar, karakterler kazanır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR

12345678