Beklenen oldu. Fenerbahçe, uzun yıllardır süren Şampiyonlar Ligi hasretine son verdi ve yeniden Avrupa futbolunun en büyük sahnesindeki yerini aldı.
Lyon karşısında alınan sonuçla birlikte artık geride kalan eleme sürecini değil, bundan sonrasını konuşmanın zamanı geldi.
Çünkü Fenerbahçe için asıl mesele yalnızca Şampiyonlar Ligi’ne katılmak olmamalı. Bu dönüşün değerli hale gelmesi için sarı-lacivertlilerin Avrupa’nın en üst seviyesinde yeniden kalıcı bir takım haline gelmesi gerekiyor.
Sezon başından bu yana üzerinde durduğumuz en önemli konulardan biri kadro genişliğiydi. Şampiyonlar Ligi seviyesinde yalnızca güçlü bir ilk 11’e sahip olmak yeterli değil. Yoğun fikstür, lig yarışı, sakatlıklar, cezalar ve oyuncuların fiziksel durumları düşünüldüğünde kulübenizin de en az sahadaki 11 kadar güven vermesi gerekiyor.
Fenerbahçe’nin bu sezon en büyük avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor.
Teknik heyetin elinde farklı maç senaryolarına cevap verebilecek önemli bir oyuncu grubu bulunuyor. Bir bölgede eksik yaşandığında takımın bütün düzeninin değişmek zorunda kalmadığı, oyunun gidişatına göre kulübeden ciddi katkı alınabilecek bir yapı var.
Şampiyonlar Ligi’nde bunun ne kadar önemli olduğunu önümüzdeki haftalarda çok daha net göreceğiz.
Çünkü artık seviye değişiyor.
Karşınızda Avrupa’nın en iyi takımları olacak. Küçük hataların çok daha ağır cezalandırıldığı, birkaç dakikalık konsantrasyon kaybının maçın sonucunu değiştirebildiği bir organizasyondan bahsediyoruz.
Ancak Fenerbahçe’nin yıllar sonra bu seviyeye dönerken sadece “katılmanın” mutluluğuyla yetinmemesi gerekiyor.
Bu kadro rekabet etmek zorunda.
Kadıköy’e gelecek rakip kim olursa olsun Fenerbahçe formasının ve tribünlerinin ağırlığını hissetmeli. Deplasmanlarda ise sahaya sadece sonucu mümkün olduğunca korumaya çalışan değil, kendi oyununu ortaya koymaya çalışan bir Fenerbahçe çıkmalı.
Çünkü yıllarca Şampiyonlar Ligi’ne dönmenin hayalini kurduk.
Şimdi o hayal gerçekleşti.
Bundan sonra hedefi büyütme zamanı.
Elbette uzun yılların ardından Şampiyonlar Ligi müziğinin yeniden Fenerbahçe için çalacak olması başlı başına özel. Avrupa’nın devlerinin yeniden Kadıköy’e gelecek olması da öyle.
Ama bu dönüşü gerçekten anlamlı kılacak şey, bunun tek sezonluk bir hikâye olarak kalmaması.
Fenerbahçe’nin ait olduğu yer tartışmasız şekilde Avrupa’nın büyük sahnesidir. Dolayısıyla bugün kutladığımız şey yalnızca bir turnuvaya katılım değil; uzun zamandır uzak kaldığımız bir seviyeye yeniden dönüş.
Şimdi yeni bir sayfa açılıyor.
Artık “Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne kalabilecek mi?” sorusu geride kaldı.
Bundan sonra soracağımız soru çok daha güzel:
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde nereye kadar gidebilir?
Bunu zaman gösterecek.
Ama bugün için değişmeyen bir gerçek var:
Yılların hasreti sona erdi.
Fenerbahçe yeniden ait olduğu yerde.

O sene bu sene mi