Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde Galatasaray, sahasında Gençlerbirliği’ne 2-0 kaybederek turnuvaya veda etti. Skor sürpriz, eleniş ağır; fakat asıl mesele tabeladan çok oyunun anlattıkları.
Galatasaray maça bir planla çıktı. Topa sahip olan, oyunu genişleten ve özellikle Leroy Sané üzerinden hücum eden bir yapı… İlk yarı bu plan büyük ölçüde işledi. Sarı-kırmızılılar rakip yarı sahaya yerleşti, kanatları kullandı, ceza sahası çevresinde kalabalıklaştı. Ancak modern futbolun en acı gerçeği bir kez daha sahnedeydi: üretmek yetmez, bitirmek gerekir.
Mauro Icardi’nin bulduğu pozisyonlar netleşmedi, ikinci toplar toplanamadı, şut kalitesi istenen seviyeye çıkmadı. Yani Galatasaray oyunu kurdu ama skoru kuramadı.
Kırılma anı ise ikinci yarının hemen başında geldi. 51. dakikada kaleci hatasıyla başlayan sekans, Fıratcan Üzüm’ün golüyle sonuçlandı. Bu gol yalnızca skoru değil, oyunun psikolojisini de değiştirdi. Çünkü Galatasaray’ın bütün planı “önde oynama” üzerine kuruluydu. Geriye düştüğünüz anda sabır yerini aceleye, organizasyon yerini dağınıklığa bırakır. Nitekim öyle oldu.
Bu noktadan sonra Galatasaray daha çok denedi ama daha az üretti. Oyun genişledi, tempo arttı, ancak kalite düştü. Noa Lang’ın yerde kaldığı ve penaltı beklenen pozisyon tartışmaları alevlendirse de, tek bir karar üzerinden bu mağlubiyeti okumak eksik olur. Çünkü problem tek bir an değil, bütün bir yapıydı.
Öte yandan Gençlerbirliği kusursuza yakın bir deplasman oyunu oynadı. Savunmada kompakt kaldılar, merkezde boşluk vermediler ve en önemlisi geçişleri doğru kullandılar. 83. dakikada Adama Traoré’nin golü ise bu disiplinin ödülüydü. Az geldiler ama doğru geldiler. Ve kazandılar.
Galatasaray cephesinde teknik hamleler de oyunu çevirmeye yetmedi. İlkay Gündoğan oyuna akıl kattı ama tempo eksikti. Victor Osimhen hamlesi dinamizm getirdi ama yapı kurulamadan kaos üretildi. Sorun bireysel değil, kolektifti.
Sonuç olarak bu maç, bir futbol klişesini yeniden hatırlattı:
Plan yapmak oyunu başlatır, ama detaylar sonucu belirler.
Ve şimdi gözler lige çevrildi. Kapıda Fenerbahçe derbisi var. Eğer Galatasaray bu maçtan gereken dersleri çıkaramazsa, kupadaki vedanın yankısı ligde çok daha sert hissedilebilir.
Çünkü bu oyun, hatayı affetmeyen bir oyun.

YORUMLAR