Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Hüseyin Akçay

Papara Park’ta İddia, İnat ve Akıl

Papara Park’ta futbolun en sert sınavlarından biri oynandı. Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki derbi, adına yakışır biçimde her saniyesinde iddianın da inadın da zirvesini barındırdı. Zirve yarışında “beraberlik kokan” maçların aslında iki taraf için de en kötü senaryo olduğunu bilerek çıktılar sahaya. Çünkü bu virajda ayakta kalmak için kazanmak gerekiyordu.

Fenerbahçe erken yediği golle sarsıldı. Papara Park’ta geriye düşmek, sadece skorda değil psikolojide de geriye düşmektir. Ancak sarı-lacivertliler reaksiyon vermekte gecikmedi. Önce dengeyi kurdular, ardından öne geçtiler. Bu geri dönüş, bir taktik hamleden çok bir karakter beyanıydı.

Trabzonspor’un cevabı gecikmedi. Oyun bir an olsun düşmedi; ilk yarıda dört golle tempolu, cesur ve riskli bir futbol izledik. Savunmalar zaman zaman açık verdi ama bunun nedeni korku değil cesaretti. İki takım da kazanmak için oynadı.

Maçın kırılma anlarından biri, Ernest Muçi’nin değerlendirdiği pozisyondu. Savunma ve kaleci arasındaki tereddüt, büyük maçlarda affedilmeyen türdendi. Ancak bu kadronun “anları” kovalamayı bilen ustaları var. Direksiyona geçen Marco Asensio, oyunun ritmini belirleyen isimdi. Bir gol, bir asist… Ama daha önemlisi, oyunun aklını temsil etmesi.

Öte yandan benim için gecenin gizli kahramanı İsmail Yüksek idi. 16’da asist, 22’de kazanılan frikik, 25’te girilen pozisyon, 29’daki ara pas… İkinci ve üçüncü gollerin üretiminde de imzası vardı. Defansif katkısı kadar hücum başlangıçlarındaki cesareti, Fenerbahçe’nin merkez üstünlüğünü kurmasını sağladı. “Karo” orta saha yerleşimi, sezonun geri kalanı için güçlü bir ana plan olabilir.

Fenerbahçe öne geçtikten sonra bilinçli bir tercih yaptı: Topu Trabzonspor’a bıraktı. Bu tercih, Paul Onuachu gibi hava hakimiyeti yüksek bir santrfor varken risk barındırıyordu. Nijeryalı forvet müthiş bir kafa golü attı, bir topu da direğin yanından çıktı. Stoperler zaman zaman çaresiz kaldı. Ancak Trabzonspor’un planı büyük ölçüde kenar ortalarına sıkışınca, topa sahip olmak tehdit üretmeye yetmedi.

İkinci yarıda Fenerbahçe’nin yaptığı en doğru şey, tempoyu kontrol etmekti. Oyunu genişlettiler, geçişleri azalttılar, riskli paslardan kaçındılar. Skoru korumaktan çok oyunu yönetmeyi tercih ettiler. Zirve yarışında fark yaratan da budur: Panik değil plan.

Sonuç olarak Papara Park’ta yalnızca bir derbi oynamadık. Şampiyonluk yürüyüşünün psikolojik eşiğini izledik. Erken darbe yiyip ayağa kalkan bir takım, öne geçince oyunu aklıyla oynadı. Trabzonspor’un direnci takdire değerdi; ancak bu gece kontrol, sarı-lacivertlilerin elindeydi.

Büyük maçlar yıldızlarla kazanılır, ama şampiyonluklar akılla. Bu derbi, ikisinin de sahada olduğu bir geceydi.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR