Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp

Hatay’da depremde verilen mont, 3 yıl sonra gözyaşlarıyla buluşturdu: “O mont devletimizin emaneti”

Hatay’da Kahramanmaraş merkezli depremlerde annesinin cansız bedenini ve ağabeyini 13’üncü saatte enkaz altından çıkaran askerin, üşümesin diye verdiği montu 3 yıldır büyük bir özenle saklayan Beliz Aydın, emanetin sahibi olan Emekli Albay Raşit Çelik ile duygusal bir görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sırasında Emekli Albay Çelik’in, “Biz orada devletimiz adına vardık. O mont benim değil, devletimizin montu” sözleri hem Beliz’i hem de izleyenleri derinden etkiledi.

Hatay’da Kahramanmaraş merkezli depremlerde annesinin cansız bedenini ve ağabeyini 13’üncü

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken, yaklaşık 25 bin kişi hayatını kaybetti. Antakya ilçesi Cebrail Mahallesi’nde depreme yakalanan 19 yaşındaki Beliz Aydın’ın annesi Betül Günyaşar, enkazdan çıkarıldıktan sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirirken, ağabeyi Abdurrahman Aydın ise iki bacağı ampute edilmesine rağmen hayatta kalmayı başardı. Depremin yaralarını derin şekilde hisseden Beliz, felaketin 13’üncü saatinde annesi ve ağabeyini enkazdan çıkaran askerin, kendisi üşümesin diye verdiği parkayı 3 yıldır bir emanet gibi sakladı.

Beliz Aydın’ın bu anlamlı emaneti, İhlas Haber Ajansı’nın haberiyle Türkiye gündemine taşındı. Haber sonrası montu veren askerin Emekli Albay Raşit Çelik olduğu ortaya çıktı. Emekli Albay Çelik, Beliz’e ulaşarak 3 yıl sonra ilk kez görüntülü görüşme yaptı. Duygusal anların yaşandığı görüşmede, Emekli Albay Çelik’in sözleri Beliz’i gururlandırdı.

Depremzede Beliz ile emekli albayın görüşmesinde duygu dolu anlar

Deprem günü yaşananları anlatan Emekli Albay Raşit Çelik, Beliz’i ekranda görünce çok mutlu olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Seni böyle görünce çok mutlu oldum. Montu sana verirken kardeşinle anneni arabamıza koymuştuk, baban da bizimleydi. Sen orada tek başına kalmıştın, etrafta yabancı insanlar vardı ve bana ‘ben bunları tanımıyorum’ demiştin. Sen kendini yalnız hissetme diye ‘Gelip montu senden tekrar alacağım’ demiştim. Bazen hatıralar böyle zor zamanlarda oluşuyor. O gün çok kötü bir gündü. Askerlerimizle birlikte birçok yerde görev yaptık, o an orası çok karanlıktı ve kimse yoktu. Umarım mont seni sıcak tutmuştur.”

Çelik, daha sonra tekrar bölgeye dönmeye çalıştığını ancak şartların çok zor olduğunu da ifade ederek, “Askerlerimizle birçok noktaya uğramak zorunda kaldık. Seni sorduğumda akrabalarının seni götürdüğünü söylediler. Annen için çok üzüldüm. Ağabeyinin hayatta kalmasına ise sevindim. Annenize Allah rahmet eylesin, elimizden geleni yapmaya çalıştık. Orada senin gibi pek çok insan vardı, bazı hayatlar söndü, bazıları devam etti. Çok şükür sen kurtuldun, ağabeyin kurtuldu, buna sevindik. Gerçekten çok zor anlardı” dedi.

“O mont sende devletimizin yanında olduğunun bir nişanesi olsun”

Emekli Albay Çelik, Hatay’da deprem sonrası Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına görev yaptıklarını vurgulayarak, verdiği montun şahsına değil, millete ait olduğunu söyledi. Çelik, “Bir şey yapmak gerekiyordu, biz de elimizden geleni yapmaya çalıştık. Devletimiz adına oradaydık, devletimiz sizinle beraber olsun diye oradaydık. O mont benim değil, devletimizin montu. Milletimizin montuydu ve milletimize geri verilmiş oldu. Bunu böyle algılamanı isterim. O mont sende kalsın, asıl sahibi milletimizsiniz. Çok iyi bir hatıra değil belki ama devletimizin yanında olduğunun bir göstergesi olsun” ifadelerini kullandı.

“O mont beni güvende hissettirdi”

Görüşmede duygularını dile getiren Beliz Aydın ise, montu hâlâ sakladığını belirterek şunları söyledi:
“Ben de sizi gördüğüme çok mutlu oldum. Montu hâlâ saklıyorum. Siz gittikten sonra dayım geldi, ben gitmek istemedim, annemleri beklemek istedim ama tek başıma kalmamı istemediler. Size çok ulaşmak istedim, teşekkür etmek istedim. Montu geri vermek için sizi bekliyordum ve bu yüzden hep sakladım. O gün kendimi yalnız hissetmemiştim. O mont beni gerçekten güvende hissettirdi. Annemin en yakın arkadaşı Çilem teyzem aracılığıyla size ulaştım, onunla da tanışmanızı isterim.”

Gözyaşlarıyla geçen görüşme, depremde yaşanan acıların ve dayanışmanın hafızalardan silinmediğini bir kez daha gözler önüne serdi.