DOLAR
5,8147
%0,44
EURO
6,4658
%0,25
ALTIN
276,05
%0,90
BİST100
7,7627
%1,70

Eğitimde Oyun ve Oyunlaştırma

29.11.2019 00:00

“İnsan oyunla kendini ortaya koyar.” Salzman

Son zamanlarda eğitim ortamlarında çok fazla üzerinde durulan bir konu var; eğitimde oyun ve oyunlaştırma. Gün geçmiyor ki bu konuyla ilgili bir sempozyum, bir atölye çalışması, bir eğitim zirvesi ya da bir seminer haberi duyulmasın. Eğitim camiası da bu konuya yoğun ilgi duymuş görünüyor, çünkü her etkinlik mekânı tıklım tıklım dolu.

Oyunlaştırma konusunda öne çıkan birkaç akademisyen ve eğitimci var ve nerdeyse her etkinlikte onlar başroldeler. Bütün katılımcıları bir şekilde oyuna dâhil ederek toplu oyun seansları yapıyorlar. Oyunlar büyüklerin çok dikkatini çekiyor ve oynamaktan büyük keyif alıyorlar. Özellikle el çırpmalı, şak şaklı oyunlar, beden perküsyonu gibi ritimli oyunlar, eşli oyunlar, grup oyunları çok dikkat çekiyor. Etkinliğin sonunda herkesin yüzünde neşe ve mutluluk beliriyor. Çünkü oyun gerçekten iyi geliyor katılımcılara.

“Giderken bütün gün nasıl dayanacağım diye düşünüyordum, 6 saat boyunca nerdeyse oturmadan günü tamamladığıma kendim bile inanamıyorum. Eğitim boyunca hem oynadık hem öğrendik” Bu söz oyunlaştırma ile ilgili bir eğitim zirvesine katılan bir öğretmene ait.

Küçük ya da büyük fark etmiyor her insan oyun oynamaktan büyük keyif alır. Oyun insanın kendisiyle en barışık olduğu, en çok kendisi olduğu ve en doğal davrandığı çok özel bir durumdur. Bütün duyuların aktif olarak katıldığı ender anlardandır oyun hali. O yüzden herkese çok iyi gelir. İyileştirici ve geliştirici gücü çok yüksektir oyunun.

Oyunun içeriği ne olursa olsun insan için vazgeçilmez bir olgudur oyun. Bir çocuğun zekâsı, kişiliği, becerileri, bedeni, duyguları oyunla gelişir.

İnsan oyun oynarken hem rahatlamakta, hem sosyalleşmekte hem de zihinsel faaliyetleri en üst seviyeye çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre oyun oynama süresince insanın zihin faaliyetleri çok üst seviyelere çıkmakta ve zihin sadece oyunla ilgilendiği için öğrenme en üst seviyede gerçekleşmektedir.

Oyunun etkisi üzerine yapılan binlerce araştırma var ve neredeyse tamamında altı çizilen bir gerçek var: Oyunun çocukluk, gençlik ve insanın bütün hayatında çok önemli bir yere sahip olduğu ve insan gelişimine yapmış olduğu olağanüstü katkı. Oynamadan büyüyen bir çocuğun sağlıklı bir kişiliğe sahip olması nerdeyse imkânsız. Bir çocuk için oyun, basit bir olay değil en ciddi bir uğraştır. Oyun çocukların doğal olarak meşgul oldukları işleridir aslında.

Öğrencilerle yapmış olduğum görüşmelerde genellikle sorduğum bir soru vardır; en çok sevdiğiniz ders hangi derstir ve niçin bu dersi çok seviyorsunuz?

Dersin ismi farklı olmakla birlikte niçin çok sevildiği ile ilgili aldığım cevapların büyük bir çoğunluğu ortaktır. Öğretmen derste oyun oynatıyorsa, dersi oyunlaştırıyorsa, eğlenceye izin veriyorsa o ders çok seviliyor. Çocuklar aktif olarak katılım sağladıkları dersleri seviyorlar. Aktif katılımın olması için de oyun, etkinlik vb. bir yöntem kullanılması gerekiyor. Çocuk bizzat katılım sağladığı, hareketli olduğu, işin içine girdiği, beden olarak varlık gösterdiği, heyecan duyduğu ders ortamlarını sever ve böylesi ortamlarda daha kalıcı öğrenir.

Oyun; çocuğun kendini ifade edebildiği en dolaysız, en kolay, en anlamlı yoldur. Oyun ortamında çocuk özgürdür. Çocuk bu doğal ortamda tüm becerilerini sonuna kadar kullanıp geliştirebilir. Stres ve kaygı düzeyi oldukça düşer oyun esnasında. O yüzden öğrenme daha iyi gerçekleşir.

Oyun, gerçek bir eğitim aracıdır. Tüm dünyada temel eğitimin vazgeçilmez bir unsuru olan oyunla eğitim; öğretmenlerin, eğitimin hedeflerine ulaşması için kullandıkları araçlardan en etkilisi denilebilir. Bu gerçeği Eflatun şöyle ifade eder: “Çocuk oyunla büyümelidir.”

Bu kadar önemli olan bir araç neden daha etkin ve daha fazla kullanılmaz anlamak mümkün değildir. Okul öncesinde diğer dönemlere nispeten biraz daha fazla tercih edilen bir yöntem iken ilkokul ve ortaokulda gittikçe kullanımı azalmakta, lise yıllarında ise neredeyse hiç ama hiç kullanılmamaktadır. Hâlbuki eğitimin her kademesinde ve insan hayatının her aşamasında oldukça faydalı bir olgudur oyun.

“Oyun hayata hazırlıktır” der Groos.

Oyun sayesinde çocuk gerçek hayata hazırlanır. Hayatın bütün karmaşık yönlerini oyunla öğrenebilir. Oyunda üslendiği roller, edindiği tecrübeler, kullandığı beceriler onu daha da güçlendirir. İletişim kurmayı, ifade etmeyi, paylaşmayı, sorumluluk almayı, hakkını gözetmeyi, özgüveni çocuk oyunlarla öğrenebilir.

Kavranması en zor konular bile oyunlaştırıldığında, içine birazcık eğlence unsuru eklendiğinde daha kolay öğrenilir.

Öğretmenlerin oyun ve oyunlaştırma konusunda kendilerini geliştirmeleri gerekir. Ders ortamlarında niçin fazla oyuna yer verilmiyor diye sorduğumuzda genellikle öğretmenlerin bu işi nasıl yapacaklarını bilemediklerinden kaynaklandığını gözlemliyoruz. Oyun ve oyunlaştırma ciddi anlamda hazırlık ve plan isteyen bir çalışmadır. İyi bir hazırlık ve plan yapılmadığında zamanın boşa harcanması bir tarafa sınıfta kargaşa ortamı ve disiplin zafiyeti yaşanabilir. Her ders ve her sınıf seviyesi için aynı oyunlar etkili ve verimli olmayabilir. O yüzden öğretmen dersine ve sınıfın seviyesine uygun oyunlar bulmalı ya da geliştirmelidir.

Bazen oyunun kendisi başlı başına bir eğitim aracı iken bazen de asıl verilmek istenen mesaj oyunun içine gizlenerek verilebilir. Burada önemli olan asıl amacın unutulmamasıdır.

Kimi zaman dersin doğal akışı içinde kendiliğinden de ortaya çıkabilir oyunlar. Böylesi zamanlarda öğretmen doğal akışa uymalı ve o oyundan ziyadesiyle yararlanmalıdır. Mümkünse öğretmen de oyunun bir parçası olmalıdır. Herkesin katıldığı oyunlar en yararlı ve eğlenceli oyunlardır. İçerisinde büyüklerin yer aldığı oyunlar çocuklar için çok daha geliştiricidir.

Oyunların da kuralları vardır ve oyunlar kurallarına uygun bir şekilde oynandığında en üst düzeyde fayda sağlar. Oyuna dâhil olmak, kurallara uygun bir davranış sergilemek ve oyunu sürdürebilmek başlı başına bir beceridir. Bazı çocuklar oynamayı beceremezler, kurallara uymakta zorlanırlar ya da oyunda kaybetmekten çekinirler. Öğrencileri tam anlamıyla tanımak için oyunlar çok iyi bir fırsattır aslında. Her çocuk gerçek kişiliğini, mizacını oyunlarda ortaya koyar.

Önemini, faydasını ve insan gelişimine katkısını bildiğimiz oyun kavramını eğitim ortamlarına, okullara, sınıflara, hatta evlere daha çok taşımalıyız. Bu konuda imkânları oluşturmalı, oluşturmak için şartları zorlamalıyız. Önce kendimiz oynamalı, sonra öğrencilerimizi oynatmalıyız. Oynatmalıyız ki öğrenciler uzun ders saatlerinde ve uzun okul günlerinde sıkılıp derslerden kopmasınlar.

2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre 5. ve 7.sınıf öğrencilerinin en az yüzde 15’i derslerde çok sıkıldığını ifade etmiştir. Günümüzde dijital unsurların gelişmesiyle bu oran daha yükselmiş olabilir. O yüzden oyun ve oyunlaştırmaya daha çok yer vermeliyiz ki öğrenciler okuldan, dersten uzaklaşmasınlar.

Oyun sadece öğrenciler için değil, herkes için çok yararlıdır. Her yaşta insan oyun oynamalıdır ki hayat enerjisini yitirmesin.

Bernard Shaw’ın şu sözüyle bitirelim yazımızı: “Yaşlandığımız için vazgeçmeyiz oyun oynamaktan, oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. “


Yorum Ekle
Muzaffer oğuz
29.11.2019 18.08.27

Her varlık oyunu sever. Eğitim öğretimde oyunla güçlenir. Öğretim isteyerek yapılır.kazanımlarımız daha iyi pekişir.Uygulamalar gerçeğe dönüşür.Kesinlikle eğitimde oyun,öğretmenin en büyük verisi olmalıdır.Yazı çok güzel bir konuya deyiniyor.Adem Keven hacamızı teprik ederiz.