Değerli okuyucularımız,

Bahar alerjilerinin arttığı dönemlerde, özellikle çocuklarda baş gösteren öksürük, burun tıkanıklığı, gece horlaması, nefes alma güçlüğü, iştahsızlık, kusma, karın ağrısı vb. gibi şikâyetler sonucu hastanelere akın eden anne babalar, geniz eti problemi şokuyla karşılaşıyor.

Bu tür solunum yolu şikâyetiyle gelen çocuklara birkaçkez uygulanan ilaçlı tedavilerden başarılı bir sonuçalınamadığında, geniz eti veya bademciklerin cerrahi müdahale ile aldırılmasının önerilmesiyle ne yapacağını bilememenin çaresizliğini yaşayan anne babalara bir ayrıntı hakkında bilgi vermek gerekiyor.

Bu ayrıntıya Maraş Akupunktur Merkezi`nden, Akupunktur Uzmanı Dr. İsmail Maraş Hocamız dikkat çekiyor:

'Konuya, yaklaşık 30 yıllık klinik tecrübe ve deneyimimizle baktığımızda gördüğümüz bir gerçek var. Bundan 20-25 sene öncesinde, çocuklarda şimdiki gibi orta kulak iltihaplanmaları, gece horlamaları, nefes alma güçlükleri, karın ağrısı, iştahsızlık vb. gibi durumlar pek sık görülmezdi. Bu tür şikâyetler olduğunda da ilaçlı tedavi sonuçverir ve ameliyat seçeneğine bu kadar çok ihtiyaçduyulmazdı.

Bu gerçeğin altını çizdikten sonra biz, günümüzde ameliyatın bu kadar çoğalmasını tartışmadan önce bu tür şikâyetlerin niçin artış gösterdiğine ve niçin ilaçlı tedaviyle sonuçalınamadığına odaklanmayı herkes adına daha yararlı buluyoruz.

Günümüzde özellikle metropollerde alerji, çocuklar başta olmak üzere insanları gizli açık bu tür şikâyetlere maruz bırakmaya başladı. Bugün bütün tıp otoriteleri bu konuda hemfikir ki günümüz insanı kendini doğal hayat şartlarından olabildiğince uzaklaştırıp kendi kurguladığı modern hayatın içinde adeta bir serada yaşar gibi yaşatmaya kendisini mahkû m etmiştir.

Vücudu doğal haline hiçbırakmıyoruz

Dikkat ederseniz özellikle büyükşehirlerde insanın yaşadığı her yer steril ortam olmaya zorlanıyor. Satın aldığımız ürünler steril ambalajda el değmeden hazırlanmakta evimiz, ofisimiz, araçlarımız mikroplara karşı steril edilmekte marketlerde restoranlarda eczanelerde vb. hijyen adına tek kullanımlık plastik tabak, çatal, bardak vb. kullanılmaktadır. Tezgahtarlar bile steril eldiven giymek zorundadır. Bütün bu yaklaşımlarda amaçvücudu mikroplara ve bakterilere karşı korumaya çalışmaktır. Bununla da kalmayıp en ufak bir öksürükte, en ufak bir ateşlenmede, en ufak bir boğaz veya karın ağrısında kendimizi hastanede bulmaktayız.

Vücudumuzu bir kerecik olsun kendi doğal haline bırakmadığımıza dikkat çekmek gerekiyor. Oysa son yıllarda yaşam tarzları inanılmaz bir şekilde değiştirilmeye başlandı. Artık günümüz insanı o hale geldi veya getirildi ki, bir canlı türü olarak 'insan', doğası gereği yaşamak istese bile yaşayamıyor. Örneğin vücuda gereken gıdalar yerine, tüketmek üzere bize sunulan hazır gıdalara yönlendiriliyoruz. Taşıtlardan, asansörlerden, otomatik el ve ev aletlerinden, hazır yiyecek ve içeceklerden, kısaca otomatikleştirdiğimiz hayattan dolayı hareket etmesi gereken el kol ayak gibi organlarımızı çalıştıracak ortam bulamıyoruz.

Zaten yemeye pek fırsat bulamadığımız birkaçmeyveyi bile çiğneyemiyor çünkü bize sunulan ve gerçekte meyvenin suyu değil konsantresi olan birçok sıvıyı meyve suyu diye içiyoruz. Ama meyvenin posasının vücut için ne kadar önemli olduğunu bize pek kimse söylemiyor.

Daha enteresan olanı 'vücuda girmiş en ufak bir bakteri veya mikrobun verdiği rahatsızlıkta vücuda savunma şansı bile bırakmıyor, onun savunma sisteminden önce, 'tedavi oluyorum' diyerek aldığımız birbirinden farklı ilaçve antibiyotiklerle vücuttan önce mikroplara biz saldırıyoruz.

Çocuklar neden sık hasta oluyor?

Hal böyle olunca ne oluyor? Vücudun 'immün sistemi' dediğimiz bağışıklık sistemi, adeta hiçbir görevini yapamaz hale geliyor. Sporcu örneğindeki gibi yedek kulübesinde beklemeye mahkû m ediliyor. Bir zaman sonra kendisine ihtiyaçduyulup da hastalıklarla mücadele için sahaya çıkması gerektiğinde ise nerede ne yapacağını bilemez halde bocalıyor.

Oysa insan vücudunun yaratılışında dış etkenlere karşı kendi savunma sistemini de geliştirebilecek yeterlilikte yaratılmıştır. Bu sistem bağışıklık sistemidir ve çocukluktan itibaren zaman içinde antrenmanlar yapa yapa güçlenir ve mutlaka güçlendirilmelidir. İşte o zaman böyle antrenmanlı bir bünyeye her önüne gelen mikrop etki edemez, o vücudu hasta edemez.

Günümüz çocuklarının ve insanının niçin bu kadar sık hastalandığını kırsal kesim çocuklarıyla kıyasladığımızda aynı etkilere maruz kalan kırsal alandaki çocukların mikroplara ve alerjilere karşı dayanıklılık oranının modern şehirde hijyenik bir ortamda yetişen çocukların dayanıklılığıyla kıyaslanmayacak derecede kuvvetli olduğunu görüyoruz.

Bu tespitlerden sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki dış etkenlere karşı oto savunmasız ve hijyen bir ortamda yetişen çocukların sık sık hasta olmalarının sebebi bu modern yaşam tarzından dolayı immün sistemi zayıflığından dolayı başta alerjik bünye olmak üzere zayıf bünyeye sahip olmalarındandır.

Çocuklarda alerjik bünyeye dikkat

Günümüzde çocuklarımızın bir türlü geçmek bilmeyen alerji başta olmak üzere solunum yolu, sindirim sistemi, dolaşım bozukluğu gibi rahatsızlıklarının temelinde de bu zafiyetin yatmaktadır.

Örneğin çocuklarda sık rastlanan, burunda kaşıntı, burun akıntısı, hapşırık, geçmek bilmeyen öksürük, boğaz ve bazen kulak ağrısı, iştahsızlık, karın ağrısı, bulantı gibi birçok sebebin geri planında alerjik bünye yatmaktadır. Bu tür rahatsızlıkların tedavisiyle ilgili de klinik tecrübelerinden yola çıkarak şu bilgileri verebiliriz:

Böyle alerjik ve immün sistemi zayıf bünyeye sahip çocuklarda semptomatik ilaçve antibiyotik tedavisi bir yere kadar aileleri rahatlatsa da genelde kalıcı başarılı bir sonuçelde edilememektedir. Çünkü bünye alerjik olduğu için her defasında tekrar hastalıklara yenik düşmektedir. Böyle bir bünyenin rahatlaması için ameliyat da tek çare olamaz. Çünkü sorunun kaynağı ne geniz eti büyüklüğüdür ne boğazda iltihaplanma ne bademcik şişmesi ne de diğer semptomlar; Esas sebep vücudun dışarıdan gelecek etkilere karşı savunma sisteminin güçsüzlüğüdür. Bu tür çocuklarda uygulanması gereken gerçek tedavi bağışıklık sistemini geliştirmeye yönelik tedavi yöntemleridir.

Biz Maraş Akupunktur Merkezi olarak yıllardan beri çocuklara yönelik bu tür şikâyetlerde lazer akupunkturu ile sunulan alerji tedavisinden çok başarılı sonuçlar alıyoruz.

Alerji ve immün sistemini güçlendirme tedavisinde hastamızın durumuna göre seanslar uygulanıyor ve bu uygulamalar oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Hastanın şikâyetleri önemli ölçüde azalmaktadır.

İştahsız çocuklarımızın iştahı yerine gelmektedir. Karın ağrısı, kabızlık, mide bulantısı, öksürük, hapşırık, boğaz ağrısı, kusma gibi şikâyetler azalmakta veya tamamen ortadan kalkmaktadır. Geceleri de dâhil olmak üzere solunum önemli ölçüde rahatlamaktadır.

Bu tür bir tedavi sonrası çocuklar daha az hastalanmaktadır. Akupunktur tedavisinin en önemli özelliği immün sistemi dediğimiz bağışıklık sistemini güçlendiren bilimsel bir tedavi yöntemi olmasıdır.

Alerjik bir bünye tedavi edildiği zaman yukarıda saydığımız şikâyetlerde iyileşme olduğu gibi çoğunlukla geniz eti veya bademcik için ameliyat endişesi yaşamaya da gerek kalmamaktadır. Bu tedavi sonrası endişeli bir ikilemde kalan aileler büyük oranda rahatlatmaktadır.

Sağlıklı günler;